• 3779
    özellikle yeni stada geçtiğimizden beri stada gelen taraftar olarak profili basitleşen taraftardır! 22 mart 2014 galatasaray kayserispor maçı bir kez daha gösterdi ki iyigün taraftatır olup çıkmıştır bu grup. önümde sağımda solumda arkamda çoğu insan sahada oynayan topçusunun tek pas hatasına tahammül edemeyip ıslıklamaya kaçan gol sonrası homurdanıp küfür etmeye başlıyor. özellikle bu sezon bu tip taraftar oldukça arttı. takımı desteklemeyen taraftarın ne işi var stadta. 90 dakika sonrası varsa tepkin koyarsın ortaya ama maç sırasında bunu gösteremezsin. sen kendi görevini yapmıyorsun sahada oyuncudan bekliyorsun bunu. takım alıştırmış yeni yetme bu enteresan taraftar topluluğuna sahasında mağlubiyet görmemeyi tek bir maçta mağlubiyet sonrası yönetim istifaya çağrılıyor! şaka gibi! ne günler gördük biz! arkadaşım siz skora sevdalıysanız boşverin gidin. sizin sevdanız sevda değil! şikeden uzak, büyük bir kültüre sahip, avrupa'da herkesin parmakla gösterdiği tek türk takımı böyle bir taraftarı haketmiyor! takımı daha altıncı haftasında şikecilere satarak giden bir adam sonrası kaybolan sezon, şikelerine alenen devam eden bir takım... bu ortamda takımın şu durumu bile oldukça başarılı!
  • 3780
    tek bildiği kendi futbolcusuna, teknik heyetine hakaret etmek, küfür etmek olan iyi gun taraftari.

    vefasizlik zaten yillardir yonetimden bize geçen bir olgu.

    vefa da yok saygı da..

    o bir maçını izlemeden yapmacık yapmacık taptigimiz metin oktay, bugun iki mac kotu oynasa isliklariz.

    tarih

    fatih terim e, bülent korkmaz a , hakan şükür e, arda turan a, burak yilmaz a, arif erdem e ve daha nicerine yapilan ayiplari unutmaz.

    cok ayip bize.
    hala islik bagris kıyamet. .

    sanki her sene sampiyonlar ligi finaline cikiyormus, sanki her sene ligi namaglup kazaniyormusuz gibi.
  • 3782
    musteri haline gelmektedir. en iyi hizmeti bekliyor. burak gol kacirmasin, selçuk kotu oynamasin, umut topu ayagindan acmasin, sneijder sekiz kisiyi calima dizsin, drogba sapkadan tavsan cikarsin vs. hataya tahammulu yok. aynen bir musteri gibi.

    biz bu degiliz arkadaslar. gotumuz rahat bir stat, guzel bir store gordu diye kalkmasin. taraftariz biz. arkasinda duralim takimlarimizin.
  • 3791
    2 çeşit taraftar modeli vardır.

    1) maçlar iyi gidince ortama ayak uyduran 2 dakika tezahürat yapıp 10 dakika susan. kaçan pozisyonlarda oyuncularımıza sürekli küfür eden holiganlık bilgisi futbol bilgisinin önüne geçmiş, maçlar kötü gidince "yönetim istifa" "imparator" vs. gibi kötü tezahüratlar ile takımı kötüye sürükleyen taraftar modeli
    2) tasvir anlamında "nevizadede 2 bira içip metroya aslantepeye 1 saat öncesinden gider yerini alır takım ısınırken başlar desteklemeye oyuncuları teker teker çağırır alkışlar moral verir, maç başladıktan bitinceye kadar durmadan destek verir ve maçta yeniyorsak "nevizade gecelerini" söyler yenemiyorsak "iyi günde kötü günde bu taraftar hep seninle " diyen, takımın hepsini tribüne çağıran, daha sonra oyuncuları otobüse yolcu edip stadtan ayrılıncaya kadar bekleyen" taraftar modeli...

    herkes kendini nerede görüyor, bu önemli....
  • 3793
    hatırlayın...
    tarih 2011
    arena super final sonuç 2-1 yenilmişiz.
    maç boyunca perisan ettiğimiz fenerbahce kendi sahamizda bizi yenerek sampiyonluk yolunda işimizi çok zora soktu. fark 0.5 e düştü: )

    maç sonu fenerbahçeli futbolcular bizle dalga geçerken bizim taraftarımız oyuncularını alkış yağmuruna tutuyordu. neden mi ? çünkü o zaman bir galatasaray ruhu vardi. hepsi savasiyordu sahada. asla yenilgiden aonra yuhalama bu taraftar. onu sizler uydurursunuz.
    bu taraftar yıllardır galatasaray'i başarıya taşıyan galatasaray ruhunu unutanlara / unutturanlara tepki gösterir. akor taraftarı falan da değildir.
    biz diğerleri gibi ruhsuzluğa katlanamayiz arkadaş. ne mancini ne sneijder ne selçuk ne de terim bizim davamız. aman şu şuna laf söylemesin diye kendimizi siper etmeyiz.
    tek davamız var , o da galatasaray.
  • 3797
    öncelikle;

    (bkz: galatasaray taraftarı/@nasilanlatalimbugolusimdisize)

    futbolcu ıslıklama, desteklememe, sırtını dönme gibi şeyler iyi gün taraftarlığı yapmaktır, evet.

    fakat kusura bakma da arkadaşım, adnan polat dönemini yaşadıktan hemen sonra taraftardan yönetime tepki koymamasını bekleyemezsin. belki tarihin en başarılı dönemine doğru giderken, 4. yıldızı söke söke takacakken, bu kulüple bu kadar özdeşleşmiş, adı resmen galatasaray olmuş bir insanı -kimse bana sadece fatih terim'de ego olduğunu söylemesin- açık söylüyorum kendi egon için arkasına teneke bağlayıp gönderirsen, takımla taraftarın bağını sağlayan bir yandan da lobi faaliyetlerinde galatasaray'ı güçlü tutan, bu ülkedeki futbol atmosferini avcunun içi gibi bilen yöneticilerini yine kendi egon yüzünden sudan sebeplerle defedersen, sonra da üç senedir en büyük savın olan "başarı, başarı, başarı" (daha ilk geldiği gün söylemiydi) hedefinden kulübü bu kadar uzaklaştırıp hem de bu kadar kısa sürede devraldığın dönemdeki ruhsuzluğa geri dönersen taraftarın "istifa" istemesi kadar normal bi şey var mıdır bilmiyorum!

    edit: bkz
  • 3798
    2-3 yıldır gözü komple bir forvet görmeyen taraftardır. cidden şöyle bakıyorum geride kalan 2 sezona, şöyle yardıra yardıra giden, vurduğunu gol yapan bir forvetimiz olmadı hiç. burak'ın kaçırdıkları kanser etti zaten bu sezon oraya hiç girmiyorum ama sanki bizde bi forvet kabızlığı var gibi geldi. şöyle bi bakalım forvetlerimize.

    didier drogba: bu sezonun da bittiğini varsayarsak, geride kalan 3 sezon içinde formamızı terletmiş en klas forvet. kalitesine en ufak lafımız yok. hatta ilk geldiği sezon şampiyonlukta da epey katkısı vardı. ancak doğal olarak adamın yaşı nedeniyle galatasaray taraftarının uzun zamandır beklediği yırtıcı forvet tanımına uymadı her ne kadar kaliteli olsa da. bu sezon ise fizik olarak daha da çöktü, bunun yanı sıra bazı kaprisleri oldu, galatasaray taraftarının bir kısmı küstü sanırım kendisine. ben de aslında onlardan biri olabilirim. çünkü yaptığı bazı şeyler var ki cidden kabul edilemez. ancak başta da dediğim gibi kendisi en kaliteli forvetimiz şu anda maalesef. *

    burak yılmaz: takıma gol kralı unvanıyla geldi. transferine aşırı derecede sevinmiştim. beklenti büyüktü. ne de olsa türkiye'nin en kaliteli yerli forveti alınmıştı. ilk sezon allahı var iyi oynadı, 30 küsür gol attı her kulvarda. yine gol kaçırıyordu ama atıyordu da, ayırca takım da iyi oynadığı için pek göze batmıyordu. bu sezon ise benim en sinir olduğum şey olan, ligde berabere giden maçların çoğunda akıl almaz goller kaçırıp bizi puandan etmesi ve bunu artık istisnasız her maç yapması, bunlara ek olarak gereksiz el kol hareketleri ile iyice yaka silkitti taraftara. burak da bizim beklediğimiz forvet çıkmadı bana göre.

    umut bulut: umut için yazılacak fazla şey yok. kendisi zaten yedek kulübesi adamı. tekniği ve futbol zekası belli. bu sene çok kritik goller attı ancak bunun yanı sıra çok kritik goller kaçırarak da saç baş yoldurttu. geçen sezon drogba gelene kadar epey golü vardı ancak sonradan kulübeye çekildi. geçen sezonun şampiyonluğunda önemli katkısı vardı ama benim görüşüm kendisi bizim kalitemizde bir golcü olmadığıdır.

    johan elmander: belki de buraya yazdığım forvetler arasında taraftarın en sevdiği isimdir. zira kendisi galatasaray'lının oynaması gerektiği gibi, yürekten oynamıştır formamızı terlettiği sezonlarda. ne yalan söyleyeyim benim de en sevdiğim isim kendisi. karakter desen var, yürek desen var, azim desen çalışkanlık desen var. gel gelelim o da aslında çok yetenekli değildi ama bu saydığım meziyetleri sayesinde oldukça başarılı oldu kendisi.

    necati ateş: 2011-2012 sezonunun 2. yarısında yuvaya geri döndü. kritik gollere imza atarak şampiyonlukta önemli rol oynadı. belli bir tekniği, yeteneği ve karakteri vardı. sağ olsun iyi işler de yaptı zaten ancak yine de aradığımız forvet değildi. zira 2012-2013 sezonunun başında yollandı. ama bana sorarsanız umut bulut'a tercih ederdim kendisini yalan yok. *

    milan baros: belki de geride kalan 3 sezonda sahip olduğumuz ve komple forvet tanımına en yakın olan isimdi. hız, teknik, bitiricilik, kafa, topsuz alan, son vuruş kalitesi... bu özellikleri hep belli bir seviyenin üzerindeydi. zaten cv'si de oldukça iyiydi bize gelirken. yaşı da çok ileri değildi geldiğinde. ilk sezon gol kralı oldu ve o da taraftarın sevdiği isimlerin arasına girmişti. sonra sağ olsun uğursuz çubuklu tosun adamın hayatını kararttı, o günden sonra da kendine gelemedi. eski baros'u göremedik. dediğim gibi, oldukça kaliteli bir forvetti.

    uzun lafın kısası bu taraftar uzun zamandır şöyle leblebi gibi gol atan bir forvete hasret kaldı sanki. hani şöyle kaleci ile karşı karşıya kalınca arkamıza yaslanıp izleyeceğimiz, at gibi koşan, ikili mücadelelerde rakibi sırtında taşıyıp mermi gibi şut çeken bir forvetimiz olsa tadından yenmezdi. ha tabi eğer drogba bize 2-3 yaş küçükken gelmiş olsaydı muhtemelen bu hasreti yaşamazdık ancak geldiği yaş itibarıyla bizi biraz hayal kırıklığına uğrattı. aslında hayal kırıklığı olmaması lazım zira bunun böyle olacağı belliydi.
App Store'dan indirin Google Play'den alın