• 8263
    "hocam bu seneyi de bitirsin de seneye zaten gidecek" goygoyuyla 3 senedir ite kaka kulübü bu hale getirmenin üzerine şimdi bir de "fatih terim avrupa'da 2 maç daha yönetsin de öyle gitsin, zaten önemli olan avrupa" diye tutturan taraftar.

    bu takım terim yönetiminde ne türkiye kupasını alabiir, ne de ilk 5'e girebilir. konfederasyon kupasına dahi katılamaz. taraftarın hocaya 2 maç daha kameralara poz keyfi yaşatacağım diye 2 sene avrupa'ya gidemeyeceğinin acilen farkına varması gerekiyor. tabi şu "önemli olan zaten avrupa abi" muhabbetinde samimilerse. çünkü öteki türlü bu avrupa muhabbeti fatih terim'i aklamak için uydurulmuş bir söyleme dönüyor.
  • 9273
    son zamanlarda transfer ve futbolcu konusunda acayip dengesiz haller içerisinde olan büyük bir bölüm var.
    çoğu büyük ihtimalle 25 yaşından küçüktür, twitterda etkileşim almak için bile yapıyor olabilirler bunları.
    ya da direkt olarak nefret dolular.
    olaylar genelde şöyle seyrediyor;

    avrupada isim yapmış, bayağı bilinen bir futbolcunun adı bizle anılıyor.
    oyuncuyu almaya yaklaştığımızda : çöp, ne gerek var, ona verilen parayla başka adam alınır, defansif yönü aksıyor....
    oyuncuyu alamadığımızda : nasıl alamazsınız, bu adam kaçar mı, bir oyuncuyu da alın be.

    kadroda yedek kalmış bir futbolcumuz var;
    oyuncu hazırlık maçında oynamayınca : okan iyice saçmaladı, bu oyuncuyu nasıl oynatmazsınız, oynatmayacaksanız neden aldınız, başkasının elinde olsa bu oyuncu 30m. euroya gitmişti.
    oyuncu hazırlık maçında oynadı ve yetersiz performans verdi : okan da evlatçılık yapıyor, bu adam niye oynadı şimdi, çöp çöp adamlarla maça çıkıyoruz hala.

    genç futbolcular için de şöyle durumlar yaşanıyor;
    x genç yetenek oynatılmadığı zaman : kendi değerlerinize sahip çıkın, niye oynatmıyorsunuz bu çocukları, okan da hiç oyuncu çıkarmıyor, bu çocuklar oynamayacaksa neden kampa götürülüyor, altyapımıza sahip çıkalım.
    x genç yetenek oynatıldı ve kötü oynadı : galatasaray akademisi kapatılsın, bunlar terörist, bunlar kim ya hepsi torpilli, hepsini kovun gitsin, soyadı akman olmasa dönerci çırağı olurdu, bir hamza'ya bak bir arda'ya bak.
  • 7489
    hiçbir şeyden memnun olmayan, hepsi birer küçük hıncal uluç olan taraftarlar. kap açıklamaları 19.05'te gelir rahatsız olurlar, formalardan rahatsız olurlar, açıklamalardan rahatsız olurlar. ulan bir şeyi de beğenin be. hayattan keyif almaya çalışın birazcık. şahsi hayatınızda hiç mi mutlu olacak sebebiniz yok ya. valla çok tuhaf. bu kadar negatiflik sağlığa zarar ya.
  • 8231
    sosyal medyadan salla, sözlükten salla ama iş destek vermeye gelince zahmet edip stada gitmeye üşen.
    hayır parası olup gidemeyeni anlayabiliyorum da, imkanı olup stada gitmeyenler ne olacak?
    lafa gelince küme düşme hattındaki avrupa takımı taraftarını övüyoruz ama maalesef kendimiz aynı şeyi yapmıyoruz.
    her şeyde olduğu gibi taraftarlığımız da sadece iyi günde var.
    ben mesela hafta sonu olsa da 19 aralık 2021 galatasaray başakşehir maçına gitsem diye bekliyorum bugünkü* mağlubiyete rağmen.
    bence biz takım tutmuyoruz, başarı tutuyoruz!!
  • 7169
    28 eylul 2019 galatasaray fenerbahce macinda tribunde idim.
    yazilanlarin alakasi yok. tribun hic gormedigim kadar mac oncesi coskulu idi. dedim o gun bugun yikacagiz.

    ama takim daha ilk dakikadan yine gazi aldi sag olsun.
    taraftar gerizeka degil her seyi goruyor.
    takimin bu kadar kotu iki pas dahi yapamayan oyunundan sonra ne bekliyorsunuz.

    surekli defansta top ceviren muslera’ya atilan toplardan sonra ben dahil hepimiz tirnagimizi yemeye basladik.
    birakin artik taraftar olayini. iki pas yapinca heyecan olduk. sadece herkes kotu futboldan sikildi, biraz bir sey yapsak o stad yikilirdi yine.
  • 2645
    23 ekim 2012 galatasaray cfr cluj maçında kendisinden iyica igrendiren, simarikligin vefasizligin dibine vurmus olan topluluk.

    kimse kusura bakmasin artik aga. daha agirini yazardim da kendime hakim olmaya calisiyorum. 23 ekim 2012 galatasaray cfr cluj maçıni dogu ust tribununde izledim, stadta izlemez olaydim. yagmurda sirilsiklam oldugum icin, berabere kaldigimiz icin, islanip tekrar ruzgarda kurudugum icin ya da mac gununden beri hasta yattigim icin degil ha, yanlis anlasilmasin. sagimda, solumda, arkamda, onumde o kadar simarik o kadar futbol cahili o kadar sinir insanlar vvardi ki kavga etmemek icin zor tutuyor insan kendisini. kendim cok bir halt oldugumdan degil ha boyle soylemelerim. orta halli futbolu takip eden bir insanim sonucta.

    sadece sahit oldugum konusmalar o kadar igrendirdi ki beni bu sene bir daha maca gider miyim, bilmiyorum. gidersem kavga edebilitem cok yuksek cunku.

    dakika 15 onumdeki cocugun agzindan cikan laf; fatih hocaaa cikar su hamiti cikar, patladi iste gtumuzde ugrasma cikaar yedik kazigiii. daha dakika 15. hamit'in kanadi su dolu degilmis, sanki cok yapabilecegi birsey varmis gibi adamin ettigi laflara bak.

    bir digeri arkamdan; ulan 2 pas yapin be hep uzun top hep uzun top. dogru saha cok duzgun ya top mukemmel gidiyor ya sahada biz pas yapmiyoruz, uzun oynuyoruz.
    baska bitanesi kenarada burak yilmaz geldiginde; o burak'in ben diye basladi lafa. girip cikmadigi yeri kalmadi. ulan adam daha oyuna girmemis ya, ayiptir.

    oyuncusunu isliklayanlar mi istersin, yuh cekenler mi, ana avrat kufur edenler mi? ne ararsan vardi. daha 2 sene onceki halimizi hatirlamaz hale gelmis herkes. kume dusme potasina girmistik, anadolu takimlarinin taraftarlari bile bizim maclarda yapilan paslardan sonra oley cekiyorlardi beyler. 'cimbom kumeye' tezahuratlari yapiliyordu. herkes bir ruya takim havasina girmis kimse kusura bakmasin.

    bu mu arkadas taraftarlik? bu mu taakimina destek olmak? bu mu zor gunde yaninda olmak?

    ben o kadar para verdim, bilet, urun aldim paramin karsiligini istiyorum diyorsan bir dahaki sefere seni konsere ya da sinema filmine alalim. guzel bir secimle paranin karsiligini cok guzel alirsin. futbol maclarinda isler oyle yurumuyor cunku.
  • 9814
    15 şubat 2024 galatasaray sparta prag maçı'nda galatasaray 10 kişi kalıp 2'yi yedikten sonra skor daha 2-2'yken susup pısması hatta biraz homurdanması inanılmaz hayalkırıklığı yaratmıştır.

    sen takımı iteceksin ya, daha yarım saat var, daha deplasmanda 90 dakika var, rakip hiç fena değil ama korkulan kadar da iyi değil, sparta'da(!) atarız daha sen niye susuyorsun ya?

    bunu fenerbahçe taraftarı alanyaspor ile oynarken yapar anlarım da sen bu kupayı daha önce almış takımın taraftarısın, lütfen, oraya giden adam story için gitmesin, skora göre tepki vermesin...
  • 6212
    eğer 21. şampiyonluk gelecekse galatasaray taraftarı sayesinde gelecektir.
    galatasaray taraftarı;

    tudor'u gönderdi.
    dursun özbek'i gönderdi.
    terim'i getirdi.
    arda'nın gelişine dur dedi.
    ve formda olsun ya da olmasın galatasaray forması giyen tüm oyunculara sahip çıktı.

    takım içerideki 16 maçta 9 (dokuz) gol yemiş. şaka gibi. (8 golü tek maçta yiyen takımlar var)
    15 maç kazanmış, 1 beraberlik var.
    türkiye ligi için muazzam bir istatistik.
    içerideki maçlarda taraftarın desteği inanılmaz.
    şimdi 3 maç kaldı.
    2'si deplasman ama bunları deplasman saymak o izmir ve manisa'daki stadları hınca hınç dolduracak olarak taraftara ayıp olur ;)

    süper ligin önümüzdeki sezonki adı galatasaray taraftarı süper ligi olsun.
  • 7314
    bazı konulara karşı inanılmaz derecede alakasız duran taraftarlarımız var.

    birinci argümanları şu:

    psg'ye yenilebiliriz çünkü real madrid bile ezildi. real madrid'e farkla yenilebiliriz çünkü bernabeu çok zor bir stat. tuzlaspor'a yenilebiliriz çünkü ııı 404 not found.

    evet söyleyin hadi neden tuzlaspor'a yenildik? neden alanyaspor'u yendiğimiz halde oyun olarak ezildik? neden büyük maçlarda galibiyet alamıyoruz? neden küçük maçlarda gol bile atamıyoruz?

    psg'den 5 yedik, real madrid'ten 6 yedik ve gruplarda sadece 1 gol attık. bakın bunu normalleştirmeye çalışıyorsunuz ama bu normal bir şey değil. oyun olarak inanılmaz derecede kötü oynuyoruz. şampiyonlar ligi maçlarından önce acaba 8 yer miyiz gibi düşüncelere kapılıyoruz artık. konu barcelona'ya, münih'e veya madrid'e yenilmek değil, asıl konu oynadığımız bu berbat futboldur. olmayan sistem, taktik ve kondisyonumuzdur, çalışılmayan antrenmanlardır. slavia prag'ın bütçesi, bizim bütçemizin 3'te 1'i kadar ama baktığın zaman hem barcelona, hem de inter deplasmanından puan çıkardılar. prag takımının taraftarı da "ya barcelona'ya yenilmek çok doğal" demedi çünkü başta hocaları ve futbolcuları onlara bu düşünceyi aşılamadı. bir de bize bak "çokkkkk doğaaaalll" dimi çok doğal... değil arkadaşlar değil. bazı konuları saman altı ederek iyilik yaptığınızı sanıyorsunuz ama en büyük kötülüğü yaptığınızın farkında değilsiniz.

    başakşehir takımı, dün roma ve bundesliga lideri b.mönchengladbach'ın olduğu gruptan lider çıktı. taraftarları çok mu var? yok hayır, hatta bomboş koltuklara oynuyorlar ama belli bir sistem ve taktikleri var. biz bu grupta olsaydık allah aşkınıza soruyorum size, lider çıkabilir miydik? hadi onu da boşver, gruptan çıkabilir miydik? ben söyleyeyim; çıkamazdık. çıkamamızın nedenini oynanan kötü futbola bağlardım. sözünü ettiğim ve her şeyi doğal karşılayan taraftarlar ise; "roma çok iyi takım abi, dzeko falan var. yenilsek bile çok normal. hele mönchengladbach lig lideri abi nasıl yenelim?" derdi. neyseki bizim yerimize, başakşehir vardı da gruptan çıktı.

    ikinci argümanları da şu;

    "fatih terim'i eleştirmeyin çünkü bize 8 kupa kazandırdı. 3 kupa kazandığımız bir sezondan sonra nankör olmayın. hocamız ne futbolculara, nede yönetime hiçbir şey demeden yoluna devam ediyor..." vs.

    fatih hoca imparatordur, efsanedir buna kimse bir şey demiyor zaten ama kötü bir sezonun faturasını da kusura bakmayın ama fatih terim'e keseceğiz. kötü bir durumda olsaydık emin olun yine bir şey demezdik ama ekstrem derecede kötü durumda olduğumuz için eleştiriyoruz. galatasaray futbol takımı 14 haftada nasıl 15 gol atar açıklayabilir misiniz bize? galatasaray futbol takımı, şampiyonlar liginde nasıl 1 gol atıp 14 gol yer açıklayabilir misiniz bize? galatasaray futbol takımı tuzlaspor'a kendi evinde nasıl yenilir söyleyebilir misiniz? eğer söyleyemiyorsanız, eleştirenleride susturmayın bir zahmet.

    hamza hamzaoğlu'da zamanında 3 kupa kazandırdı ama kendisiyle şimdi denge dengeoğlu diye alay ediliyor. vizyonsuz ve başarız deniyor. fatih hoca için "3 kupa kazandırdı yeaaa" diyenler neden hamza hamzaoğluna laf ediyor peki? hamza hocayı savunduğumdan değil, sadece ikiyüzlülüğü göstermek için bu örneği verdim. verdim ki "denge"leri olsun.

    "fatih hoca ne yönetime, nede futbolculara hiçbir şey demiyor. zor günlere katlanıyor ve yanında kimse yok" diyenler, inanıyor musunuz bu söylediklerinize? inanıyorsanız, sizi bu yanlışınızdan hemen döndüreyim;

    "bazılarına da son şansı verdik" sözünü torunlarına söylemedi arkadaşlar, düpedüz futbolcularına söyledi. 1 hafta önce "sezon başında herkes transferlerimizi konuşurken, ben inşallah nitelik bakımından da iyi olur dedim" derken futbolcularına laf etmedi mi?

    "ben çok konuştum ve bu konuşmalardan da çok ceza aldım. şimdi birazda başkaları konuşsun" derken yönetimi hedef göstermedi mi? sportif ve ekonomi anlamında yönetimin her daim savunucusuyum ama maalesef ki bazı konularda çok pasif kalıyorlar bunu da belirtmeden geçmeyeyim. hani burada fatih terim haklıydı ama sonuçta direkt hedef gösterdi.

    "futbolcuları ıslıklayanlar taraftar değil, seyircidir" diyerek bize laf etmedi mi?

    her şeye mazeret bulan bu taraftarımız bunları hiç aklına getirmedi mi? yav takım dağılıyor, takımı izlemek işkenceye dönüşüyor, hocanın elinde kötü isimler olsa anlardım ama çok kaliteli futbolcular var. hiç düşünmüyor musunuz niye bu haldeyiz? hocayı eleştirmek bu kadar zor olmamalı arkadaşlar. her basın toplantısında makas diyor, ffp diyor, ocak şubat diyor, sakatlık diyor, ama hiç oynanan kötü futbolu söylemiyor. şöyle şöyle hata yaptık diye bir özeleştiri de yapmıyor. bu durumda ne yapalım siz söyleyin bize; eleştirelim mi, yoksa şakşaklayalım mı?

    bazı taraftarlarımız hep demiyor mu büyük maç kazanamadıktan sonra küçük maçları ne yapalım diye? hiç düşündünüz mü sene başından beri hangi büyük maçı kazandık diye? kaç yıldır deplasmanlarda büyük maç kazanamıyoruz diye hiç söylediniz mi kendinize? yapmayan arkadaşlar, her şeyi bu kadar güllük gülistanlık göstermeyin.

    bugün emre mor kötüyse eleştiririz, yarın iyi oynadığında alkışlarız. marcao bugün iyidir, aslanım deriz kaplanım deriz ama yarın kötü oynadığında eleştiririz. bu çok normal. hayatın olağan akışıdır bu aslında. bugün çok sevdiğin, yarın en nefret edeceğin birisine dönüşebilir. işte normal olan budur. bazı taraftarlarımız ise farkında olmadan anormallikleri savunuyor. anormallikleri...
  • 3876
    siktir olup gitmeli, gidemiyorsa da kendine gelmelidir.

    biraz etraflıca anlatacağım olayı durumumuz yoktu okuyamadık kardeşçiler burada bırakabilirler. ben üniversite eğitimini bremen'de gören bir öğrenciyim. almanya'da doğma veya büyüme gibi bir durumumda yok bundan 2 sene önce kalkıp geldim buralara eğitimim için ve yaklaşık bir senedir de ekonomik bağımsızlığımı görece kendi elime almış şekilde yaşıyorum. bu öğrenci bütçesiyle beraber 2 yıl önce kendime söz verdiğim gibi mümkün olduğunca schengen durumundan yararlanarak takımlarımızın avrupa deplasmanlarına gitmeye çaba gösteriyorum. bütün bunların yanısıra birazdan söyleyeceklerimi anlamlı kılması açısından yıllardır galatasaray basketbol takımlarını abdi ipekçi spor salonu'nda (daha öncesinde de ayhan şahenk'te) takip eden bir taraftar olduğumu belirteyim...

    şimdi diyeceksiniz ki kardeş ne anlatıyorsun sen...ne mi anlatıyorum? tarihinde ilk defa euroleague'de top 8 (çeyrek final) oynayan galatasaray erkek basketbol takımının ilk iki maçına deplasman bile olsa toplamda 60 taraftarın gitmemiş olmasını anlatıyorum. ben kalkıp bremen'den oraya giderken avrupa'nın ortasında galatasaray tarihi için bu kadar önem taşıyan bir maça 15 kişinin (ilk maçtaki deplasman tribünü genel toplamı) gelmesini kabullenemiyorum. her türlü boka püsüre, avrupa deplasmanlarında yaşanan bilet sıkıntılarına horozlanan taraftarın, galatasaray muhabbetleriyle erasmus ortamlarında caka satanların, tarihi bir maça çıkarken ses kaydı, cüneyt çakır, demirören ağlaklığı yapanların varlığından rahatsız oluyorum. bu tutarsızlıklarla iyice sıradanlaştığımızı düşünüyor, renkdaşlarımdan uzaklaşıyorum...

    sırf bugün 20 nisan 2014 galatasaray barcelona basketbol maçı öncesi hasbelkader kalitesiyle övündüğümüz sözlüğümüzde maç ile ilgili girilen entry sayısı bir desteden fazla değildi. gelin görün ki, bu sayı goy goy başlıklarda, fatih terim-ünal aysal-roberto mancini gibi mastürbatif konularda, epl ve liverpool'un you'll never walk alone'ların da falan bir hayli fazla.

    demem o ki kardeşler böyle taraftarlık/sporseverlik olmaz. böyle dünya markası da olunmaz. spor severliğinizi ve algınızı kısır konularda, dar görüşlü fikir teatrilerinde, sidik yarışlarında kaybetmişsiniz.

    bir his takimi olarak galatasaray ise branş ayırt etmeksizin sadece destek bekliyor. hepsi bu...
  • 6722
    içinde bir grup beyin fukarası var. bu beyin fuklarası kesim durup duruken yönetimle hoca arasındaki gerilimi kendi çıkarları için kullanıp galatasarayı ateşe atıyor. bu içindeki beyin fukarası kesim 3 - 5 rt kasmak için kraldan çok kralcılık oynuyor. bu içindeki beyin fukarası kesimin derdi ne fatihterim, ne mustafa cengiz, ne de galatasaray. kendi egolarını tatmin etmek için hem hocayı, hem yönetimi , hem de parçalıyı kullanıyorlar. öyle de başarılılar ki, galatasaray sözlük gibi bir platformda bile pek çok kişiyi gaza getirmeyi başarıyorlar.
  • 304
    şu aralar bazı kişi ve grupların gazına gelmiş, bu sebeple de olabildiğince saçmalamış taraftar grubudur. söyleyeceklerim belki bazılarına ağır gelecek; ama galatasaray taraftarı -ki bu platformda da hepimiz birer taraftar olduğumuz için bizleri de kapsıyor söyleyeceklerim- kendi kimliğinin çok uzağında ne yazık ki. hatta belirgin bir grubun, malum takım taraftarıyla aynı seviyeye düştüğünü bile görüyorum. aradaki tek fark biri sarı-lacivert derken diğeri sarı-kırmızı diyor. geri kalan her şey aynı.

    neden böyle düşündüğümü dilim döndüğünce anlatmaya çalışayım. yaklaşık bir aydır gönül verdiğim takımla ilgili şeylerden habersizim. maç sonuçlarını bile zamanında öğrenemediğim oldu. maçları ve maç özetlerini izleyemedim, dolayısıyla takımın nasıl oynadığını bilmiyorum. bu bir aylık izole yaşam, bazı şeyleri görmem için gerekliymiş demek ki. dün akşamdan beri, sözlüğü elimden geldiğince okumaya çalışıyorum. maç yorumlarını -özellikle de puan kaybettiğimiz maçları- özellikle okumadım. okuyacaklarımdan çekindim çünkü. beklediğim şeylerin yazılmadığını tahmin edebiliyorum. muhtemelen yine futbolculara sallandı, sistem eleştirildi belki de.

    frank rijkaard başlığında yazılan entryler dikkat çekici. büyük futbol dehaları olarak hepimiz futboldan öyle iyi anlıyoruz ki, hocamıza uygulaması gereken taktiği internet üzerinden anlatıyoruz. o derece bilgeyiz çünkü. her hafta halı saha maçı yapınca futboldan on numara anlamış oluyoruz hepimiz. rijkaard da kimmiş canım, yemişim sistemini taktiğini. puan aldıracaksa aldırsın, aldırmayacaksa bizi oyalamasın değil mi..? bravo bize!

    takımına her zaman destek olması gereken taraftar, tepki göstermek için takımını desteklemiyor. bravo yine. sen desteği kesince biz derbiyi kazanmış olduk çünkü. aferin sana ultraslan, ne de güzel bir oluşummuşsun sen. gfb ile yarışabilecek seviyeye geldin nihayet. bu sezon tek amacımız fenerbahçe maçını almaktı çünkü. biz bunun için yaşıyoruz. varsın şampiyon olmayalım; yeter ki fener'e bi' koyalım da neşemizi bulalım. bi' dakka ya, bu sanki bir yerden tanıdık. sanki, tek amacı ezeli rakibini yenmek olan başka bir takım vardı. hatırladınız mı?

    hep övündüğüm, iyi ki ben de onlardan biriyim dediğim taraftar grubu beni şaşırtıyor artık. diğerlerinden bir farkımız kalmıyor. bazı değerler tükenirse, geri dönüşü ne kadar mümkün olur bilinmez. yoldan iyice çıkmadan bir şeyleri düzeltme gayreti göstermek gerekiyor. üç-beş puan kaybetti diye takımdan desteğini kesecek adamlara ihtiyaç yok. fenerbahçe'ye yenildi diye takımına küsecek adamlara da ihtiyaç yok. bu takım, en değerli kadrosunu kurdu bu yıl. ve sene başında yola çıkarken 'sabır' dedik. sabredebilecek insanlar konuşsun, tribünlere koşsun. diğerleri sadece kazandığımız maçlarda açsın ağızlarını.

    benim aşkım renklere ve o renkleri taşıyan aslan yüreklilere. ne bir maç kaybettik diye işinin uzmanı olan adamlara ders vermeye çalışırım ne de beş yaşındaki çocuk gibi "küstüm oynamıyorum" tavırları takınırım. sonuna kadar, nefesim tükenene kadar elimden geldiğince desteklerim bu renkleri. günü geldiğinde de çocuğuma en büyük mirasım olarak bırakırım. elimden gelenin en iyisi budur.
  • 6663
    özellikle sosyal medyaya bakarak söylüyorum, transfer yüzünden millet iyice kafayı yemiş durumda... ya çok merak ediyorum hiç transfer yapamasak, galatasaray'ı sevmeyecekler mi? maçlara gelmeyecekler mi? gerçi evet gelmiyorlar... 2015-2016 ve 2016-2017 sezonlarında bunu gördük. dün antremanda ümit davala stoper oynadı diye bir haber düştü. millet oraya buraya saldırmaya başladı. takımda stoper olarak ozan, maicon ve ahmet var. ayrıca stoper oynayabilen donk ve alt yapıdan gökay var. ama millet sanki tek stopere kalmışız gibi davranıyor. yahu biz kewell'ın stoper oynayacağını bilerek hamburg*maçına gittik. ne yapacaktık? oturup ağlasamıydık. yemin ediyorum artık bıkkınlık geldi. kim geliyorsa gelsin, şu süreç bitsin artık.

    (bkz: 2018 - 2019 sezonu ara transfer dönemi)
  • 7898
    tıpkı forvetsiz girilen meşhur modeste sezonunda olduğu gibi, tıpkı ocağı bekleyin diye oyalandığımız dönemde olduğu gibi, tıpkı melo gönderip jem karacan ile mücadele ederken isyan ettiğimizdeki gibi, stoperde gedson oynarken kızdığımız gibi ve daha nice örnekte olduğu gibi haklı olan taraftardır. galatasaray kötü durumda anlayın diyenler, taraftarı yangıncı diye suçlayanlar, hep ihale taraftara kalsın suçlu taraftar diyenler olacaktır.

    kimse 2021 temmuz itibariyle yıldız ya da çilek show beklemiyor. kimse panik transferi olsun falcao gibi biri gelsin istemiyor. günümüzde herkes her şeyin daha fazla farkında. taraftar verilen sözlerin tutulmasını istiyor. taraftar önümüzdeki şampiyonlar ligi ön elemesinde bu kadar eksik bir takımla çıkılmasını kabullenemiyor. çoğumuzun ne oy verme hakkı var ne de kulüpte geçen sözü adamı var. kulübünün daha iyi olmasını isteyen, eksik gördüğünü söyleyen, eleştiri yaparken boşa değil verilen vaatler havada kaldığı için haklı olarak tepki gösteren taraftardır. herkesin görüşüne saygı duymakla beraber eğer yönetim seçildikten sonra durum çok vahim transferler gecikecek dese kimsenin gıkı çıkmazdı diye düşünüyorum. 16 temmuz 2021 itibariyle endişeli olan lakin kısa dönemde inşallah mutlu haberler alacak taraftardır.
  • 8108
    bilet parası ödeyerek 50 bine yakın kişi gelip antrenman izleyecek seviyelerden, yönetimin stat boş kalmasın diye neredeyse yüzde 50 indirim yaptığı bir maçta 26 bin kişilik kapasitenin 12 binini doldurabilecek seviyelere gelmiş taraftar grubudur. hiç öyle covid'i falan bahane etmeye gerek yok. rakiplerine de covid var ama izin verilen kapasitenin %90'nını dolduruyorlar.

    yani stada giden yuhalıyor ama artık taraftarın çok büyük bir kısmı stada dahi gitmeye yeltenmiyor. o kadar bezmiş, o kadar bıkmış durumda.

    futbolcu yuhalamak bence de çok yanlış, beyhude bir eylem ama taraftar neden bu kadar fevri ve hassas bir hal aldı, neden reaksiyonları bu kadar sabırsızca ve sert veriyor diye de oturup bir düşünmek lazım. fatih hoca ben galatasaray taraftarını bilirim bunun altında başka bir şey var gibi konuşuyor ama benim bir taraftar olarak gözlemim tepki ve bıkkınlık göründüğünde de fazla. fatih terim galatasaray taraftarını biliyorsa 26 bin kapasitenin 12 binini doldurmasının da bir sebebi olduğunu bilmesi lazım.

    sene başından beri 12 resmi maçta 18 gol yemişiz. futbolcuların tamamı da fatih terim döneminde takıma katılan futbolcular. mesele gol yemek de değil, forma adaleti, sahadaki oyun bunlar taraftarın içine siniyor mu oturup bir düşünmek lazım. ben istediğimi keserim, istediğimi oynatırım, çok isteneni oynatmam, tepki göreni çıkarmam diye agresif çıkışlar yapmaktansa oturup bunları bir düşünmek lazım.

    bülent korkmaz 4 senedir alanya'nın başında değil, sezon başı kampı görmemiş, mevcut başında olduğu takımın kurulmasında en ufak dahli yok. ben kendi sahamda oynadığım bir maçta, bu kadar geniş kadroyla nasıl oyun olarak eziliyorum, hiçbir hücum planım çalışmadan nasıl alanyaspor defansına karşı çaresiz kalıp üstüne kalemde o pozisyonları veriyorum diye düşünmek lazım.

    yenersin yenilirsin futbolda hepsi var ama taraftar artık oynanan kısır futboldan, bir maç iyi oynasak 5 maç vasat oynama döngüsünden, anlamsız oyuncu değişikliklerinden, her maç pozisyon vermeden gol yedik zırvalarından bıktığı için ilgisini kaybetti. ya maça gitmiyor gitse 10. dakikada bir pas hatasında homurdanmaya başlıyor.

    ömer bayram sana ne vaat etti de yapamadı, kimsenin ondan beklemeyeceği halde asist kralı oldu takımda. neden ömer bayramı yuhalıyorsun ? ne kadar anlamsız değil mi ? ama orada yuhalanan ömer bayram değil. bu birikmiş öfkenin boşaltılması için seçilen adam ömer bayram. bu böyle gittiği sürece bugün ömer bayram olur yarın kerem olur, sonra taylan olur.

    futbol gönül işi olduğu kadar da şov içi. taraftar seni maddi olarak ayakta tutan, sürekli seni pohpohlaması gereken, her saçma tercihe, istikrarlı kötü oyuna eyvallah demesi gereken yığınlar topluluğu değil. futbolcu yuhalamak, sosyal medya taraftarlığı evet bence de kötü. ama her şeye kulak tıkayıp, aynı hataları ısrarla yapıp sonra taraftar ne hakla tepki gösteriyor gibi bir çıkmazın içine girmek daha kötü.
  • 8648
    elbette kadir kıymet bilenini tenzih ediyorum. bunun dışında yazarken çok acımasız ya da düşünmeden yazanlar olduğunu düşünüyorum.

    7 ağustos 2022 antalyaspor galatasaray maçı özelinde bazı oyuncuların hakkını teslim etmek lazım.

    maç esansında heyecandan görmeyen varsa golü tekrar izlemekte fayda var.

    90 dakika sahada bulunmuş olmasına rağmen, o yorgunlukta bile savunmadan dönen topta rakibinden topu çok iyi söken ve topu çok dengeli sürerek atağı çok doğru yönlendiren haris seferovic,

    fişek gibi ileri çıkan ve gomis'e doğru anda doğru şiddette servis yapan fredrik midtsjo,

    daha oyuna ısınmamışken rezalet zeminde topu tekte köşeye saplayan bafetimbi gomis.

    bu adamların hakkını vermek lazım.

    belki de hayatında hiç 90 dakika o tempoda koşmamış ve o yorgunluk seviyesini, kaslardaki ağrıyı tatmamış adam, seferovic'e kafasına göre sallayabiliyor. hat trick falan mı bekliyorsunuz adamdan?

    gomis'e ihtiyar diyenler falan filan. gomis vuruşu yapmadan önce topun yuvarlandığı zemine bir daha bakın ağır çekimde. o işler öyle göründüğü gibi kolay değil. futbolcu eleştirirken biraz sakin olmakta fayda var.
App Store'dan indirin Google Play'den alın