• 14827
    en pozitif yazarların bir bir entry girmekten uzaklaştığı, daha az ziyaret ettiği bir yer olmakta son zamanlarda.

    hatta kimisi entry girmeyi, kimisi sözlüğe girmeyi, kimisi maçları izlemeyi, kimisi de maçlara gitmeyi bıraktı...

    o eski sıcak hafta içi gündüzü, az ama öz entryleri, maç günleri yapılan totemleri, avrupa ve derbi heyecanlarını sözlükte hissetmeyeli birkaç yıl oldu.

    pandemiden bu yana futbol takımımızın üzerindeki kara bulutlar da bunda etken tabii.

    dilerim sezon ilerledikçe yeniden o eski günlerimize döneriz.

    galatasaray eskiye, biz deliye...
  • 14831
    basıyorsunuz negatifi sonra galatasaray kötü top oynuyor. burada çok iyi oynuyor deseniz şu an liderdik.

    ne yaptığını bilmeden oynamak kötü değil, kötü oynadık demek kötü. babel harika, halil ölene kadar tek forvet oynasın o zaman.

    destek olmak ayrı, eksikleri söylememek ayrı. geçen moskova'yla berabere kaldığımızda herkes gayet beğendi takımı ve mutluydu. sadece yenilince konuşunca skor taraftarı olunmuyor, kötü oyunla yendiğinde de söylemek gerekli ki rehavete girmesin takım.
  • 14832
    maç başlıklarında aşırı ciddiyetsiz çocukça yorumlar yapılan sözlük, antu ve ekşi’nin bjk camiasından farkımız olmaması üzüyor beni..

    şu pozisyon için ardarda 8 tane penaltımız verilmedi entry’si giriliyor yahu insaf;
    https://twitter.com/...351635777228840?s=21

    bir pozisyon anca bu kadar penaltı olmaz.
    (bkz: 7 kasım 2021 fatih karagümrük galatasaray maçı)
  • 14838
    fatih terim' in başlığı altına girilen entry sayısı ile galatasaray' ın başarısı arasında negatif korelasyonun görüldüğü sözlük. galatasaray güzel oynarken veya yenerken başlığın yanından geçilmezken fatih terim başlığında 10 taneden fazla entry girilmişse bilin ki puan kaybettik ya da mağlup durumdayız. tarafsız olarak eleştirenlere diyecek bir şey yok. fakat olumlu olan bir durumu görmezden gelip galatasaray yendiği zaman ortalıkta gözükmeyip sadece puan kaybında ortaya çıkan yazarlar da bi zahmet kendilerinin eleştirilmesini anlayışla karşılasın.

    burası fatih terim sözlük değil galatasaray sözlük, madem aslolan galatasaray o zaman yendiğinde de adamın hakkını verin. avrupa maçlarından sonra bu takım daha yeni kuruldu 3 aydır birlikte oynuyor gelecekte kim bilir neler yapmaz? denilirken, ligde hiç bu durumdan söz edilmemektedir. emre kılınç' ın oynamadığı her maç bu adamın suçu ne? derken, emre kılınç' ın basit hatası sonrası yediğimiz golde fatih terim' in suçu ne?
  • 14839
    hocanin* umrunda olmayan sözlük. varlığından haberdar olduğundan bile emin değilim. zira denildiği gibi burasının hocanın karar mekanizmasına etkisi olsa*, en basitinden babel'i kulüpten uzaklaştırması, degisiklikleri doğru zamanda yapması hatta kendisinin istifa etmesi gibi kararlara sebep olması lazımdı. ha "ne anlar bu salaklar" diyip tam tersini yapıyorsa orasını bilemem.*
  • 14840
    formata uygun, küfür hakaret içermeyen, insanları küçük düşürmeyen entryler girilmediği sürece entryleri eleştirmek ve yazmayın demek çok da doğru değil.
    entry giren kimsenin sırf yazmak için yazıyorum diye entry girdiğini düşünmüyorum kimse de ben yazmak için yazıyorum’u kabul etmez muhtemelen.
    beğenmediğim entryler olduğunda basıyorum eksiyi çok can sıkıcı ise engelliyorum.

    iki kelimelik formata aykırı entry girenlerin sözlük yazarlarını eleştirmesi de çok çelişkili.

    her türlü düşünceyi ve bakış açısını barındırması gereken sözlük.
  • 14843
    epeydir kritik maçlar öncesinde intro yayınlamayan sözlük. özellikle şampiyonlar ligi maçları öncesinde muhteşem işler yapıldı burada. bu tarz güzel işlerden vazgeçilmemeli bence. bilhassa önümüzde lig ve avrupa'daki varlığımızı sürdürmek adına çok kritikik iki maça** çıkacağız. güzel bir çalışma yapılabilir diye düşünüyorum.

    (bkz: moderasyon uyuma sözlüğüne sahip çık)
  • 14845
    gün geçtikçe kalitesi düşen sözlük, herkesin kendi fikri vardır bunun sebepleri hakkında ama bu gerçek aşikar sanıyorum.

    benim gözlemlediğim sebep şu, haksız olabilirim elbette; eskiden sözlüğe yazan insanlar genellikle yazdıklarını iki kez düşünürdü. yazdığı şeyin hakikaten kayda geçeceğinin, bir yerlerde bir şeyleri etkileyeceğinin farkında olurdu. eleştirisini de galatasaray için yapardı, desteğini de galatasaray’a gösterirdi. daha mantıklı şekilde yani. sanırım bunun sonucunda da bu sözlükten bir grup galatasaray erkek basketbol takımıyla ortak zirve düzenledi, zamanının store ceo’su nurettin kantarelli, behzat uygur gibi fenomen isimler gelip bu sözlüğe yazar oldu falan. yani o iki kere düşünerek, galatasaray’ı düşünerek, aklıselimle yazılan entryler hakikaten bir yerlerde bir şeyleri etkiledi, taraftar ile kulüp arası bir bütünleşme köprüsü kurdu.

    bugün baktığımda gördüğüm ise, sözlüğün twitter’da 140 karaktere sığdırılamayan öfke nöbetlerini kusma mecrası haline gelmesi, çok acı gerçekten. algı çalışmalarının mezesi olmak, kötü niyetli entryler yazmak, bazı şeyleri etki tepki sonucu ölümüne savunmak falan sözlüğün normali haline geldi.

    eskiden sözlüğün içinde şöyle bir gezinince, hangi entry’nin emek verilmeden, dümdüz yazıldığını anlardınız. bugün ise hangi entry’nin emek verilerek yazıldığını anlıyorsunuz. 100’e 1 kalite oranından, 1’e 100’e geçtik.

    kimseyi suçlamıyorum elbette, yukarıda anlattıklarıma ben de dahil oldum birçok zaman belki. emek vermeden, savunduğum şeyi daha canhıraş savunmak için, düşünmeden entryler girdim mi, evet.

    fakat benim de, daha önce müteaddit defalar yazar arkadaşların belirttiği gibi, artık yazasım değil, girip okuyasım gelmiyor. anlık bir refleksle telefonu alınca sözlüğü açıp sonra direkt kapatıyorum, bazen başlıklara bile bakmadan.

    üzüyor böyle olması çünkü benim bir taraftar platformu anlamında bulduğum en güzel, en kaliteli şeydi sözlük. ne yapılması gerekiyor bilmiyorum, ama bence de, artık acilen aksiyon alınması gerekiyor.

    edit: bi edit not geçmek istedim bu entry’ye, naçizane tavsiyem, buradaki yazar ve okuyucu herkesin bu ortamın değerini bilmesi. eskiden, sözlük yokken, çok eskiden, galatasaray’la ilgili yorumu bırakın, doğru haber almak bile çok zordu. webaslan falan okurdu insanlar, 7/24 resmî sitede yeni bi şey var mı diye takip ederdi. eyvallah, bugün twitter falan var ama, oranın da ne kadar saçma ve toksik bi yer olduğunu anlatmayayım zaten. sonuç olarak, burayı bir twitter haline getirmek, toksik bir ortam yaratmak hiç kimsenin işine yaramaz, ve emin olun küçücük bir öfke entrysi bile bu yolda büyük bir adım haline gelebiliyor.

    bu yapılacaksa, el birliğiyle yapılacak. moderasyondan, hagi’den bir “i have a dream” speech bekliyorum. * ordan sonra da yazarların biraz aklıselim entryler yazması belki de hepimizi çok mutlu eder.
  • 14846
    artik ne yazik ki benim de nadiren entry girdigim sozluktur.

    kaliteyi yukseltme cabasi var sanirim ancak entry ve sozluk kalitesi, entry'nin sonuna nokta koyulmadigi icin entry'nin silinmesiyle yukselmez. entry giriyorum, sonunda nokta yok diye entry siliniyor.

    hic bir fikir belirtmeyen, hic bir anlami olmayan yuzlerce entry var ama ayni esnada. 2016'dan bir entrymi silmislerdi gecenlerde, hatali edit fasilitesi kullanimiymis. bravo gercekten *

    sozluk kullanimini ogretmek, kaliteyi yukseltmek ayni sey degil. kaliteyi, zararsiz minimal sebepler bularak entry silerek yukseltmiyorsun, sozlukte uzun suredir bulunan insanlari sogutuyor bu.

    2-3 yil once sozlukte severek okudugum insanlarin cogu yok. hatta artik kalite kokan entry gormek neredeyse mumkun degil. artik sonu nokta ile biten cok daha fazla entry, ama o entrylerin icinde beyin kullanilarak yazilmis daha az sozcuk var; yukseldi mi yani simdi kalite sayin moderasyon?

    eskiden maclari izlerken sozlukte olurdum ayni anda. simdi baya, ciddi ciddi eksi'de yapiyorum aynisini. eksi'deki cop futbol kitlesini okumayi tercih edecegim etmenlerin olusmasi bence guzel bir isaret degil.
  • 14847
    her sabah işe geldiğimde bilgisayarımın otomatik olarak açtığı 3 sekmeden birisi.

    ancak şunu da eklemeliyim: galiba %80'imiz amacının dışında kullanıyoruz bu platformu, bu da kalitenin düşmesine neden oluyor. bakın "kullanıyorsunuz" değil, kullanıyoruz. ben de dahilim bu işin içerisine.

    bir sözlük platformunun amacı bana kalırsa başlıklarla ilgili bilgi vermektir. misal kendi düşüncemizi başlığın içerisine yazmak tamam, kabul. hepimiz bile isteye yapıyoruz bunu, geleceğe dair bir not bırakmak için. ama burası mesela twitter değil, facebook grubu hiç değil. bir kişi x bir konuda fikir beyan etti diye senin fikrin onunla uyuşmuyor diye bir tartışma çatışması başlatmak bana kalırsa sözlük formatına aykırı olan esas durum olmalı.

    bir yazar x bir konuda fikir belirtti diyelim, bu entry'yi okuyan kardeşim senin de x konusu ile ilgili farklı bilgilerin, dataların, istatistiklerin, görüşlerin mutlaka olacaktır. kendi elindeki bilgiyi paylaşırken karşı tarafa laf sokarak yapıyoruz bunu, ben de yapıyorum en basiti cumartesi günü josep guardiola sala başlığında yaptım. ne oldu ne geçti elime, hiç bir şey. ben o entry'yi girdikten sonra başka yazar arkadaşlar da benim o entry'me cevap niteliğinde entry girerken formata uysun diye bir şeyler paylaştı vs.vs. uzayıp gidiyor.

    bu da bir kültür olarak yerleşti aslında, istemememize rağmen. baktığında hepimiz bundan şikayet ediyoruz ancak hepimiz de yapmaya devam ediyoruz, yani bir çözümü görünmüyor.

    ben bunu fark ettiğimden beridir aslında sadece maç yazıları yazmaya çalışıyorum, maçlarla ilgili düşüncelerim, gördüklerim vs. bunları istatistiklerle birleştirip yazıyorum, uzunca bir inceleme gibi oluyor. bazen teknik - taktik bazen transfer bazen eksiler artılar vs. her şey oluyor içinde. maçtan bir gün sonra bu yazıları yazıyorum, o maçın başlığındaki o gün ilk entry oluyor öğleden sonra yazdığım yazı, neden çünkü maç başlığında değil fatih terim başlığında, yetersiz kadro ile şampiyonluk yarışında olmak başlığında fatih terimcilik başlığında ya da oyuncuların başlıklarında konuşuluyor.

    data yok, bilgi yok, istatistik yok ama oyuncunun başlığına "galatasaray'ın oyuncusu olamayacak kadar kötüdür" yazılıyor. neye dayanıyorsun abi bunu yazarken, var mı data elinde? yok. oyuncunun antrenman dataları, maç içerisindeki pas / koşu / müdahale / top kapma / hava topu vs. tüm metriklerini inceleyip mi bu yorumu yapıyorsun? hayır. neye göre peki? kendi keyfimize.

    işte bu sevgili yazar ve okur arkadaşlar, bu bence sözlüğün kalitesinin düşmesine en büyük etmendir. misal bir oyuncu hakkında "galatasaray'ın oyuncusu olamayacak kadar kötüdür" yazacaksın diyelim ki, bunu dedikten sonra bu deklerasyonu destekle, bana de ki "oyuncu maçta %10 ile orta yapmış, pas isabeti %50'nin altında, 4 ikili mücadelenin tamamını kaybetmiş bu yüzden olamayacak kadar kötüdür". başım gözüm üzerine, ama ben bunun gibi entry'leri artık neredeyse hiç okumuyorum.

    misal ben emek veriyorum, saatlerce farklı kaynaklardan maçın istatistiklerini kovalıyorum ve atıyorum 7 kasım 2021 fatih karagümrük galatasaray maçı hakkında yazıyorum ve diyorum ki "bu kadar isabetsiz ortanın nedeni ceza sahasında topa vuracak oyuncu eksiği" çünkü bununla ilgili elimde data var ve bunu yazmışım, öbür tarafta misal deandre yedlin başlığında "orta yapmasını bilmeyen bek oyuncusu" yazıyor adam tanım olarak. baktın mı yedlin'in istatistiklerine, ya da verdin mi bu datayı? yok, ama olsun yazacak bunu.

    kısacası, bence sözlüğün kalitesinden şikayet edeceksek eğer lütfen her birimiz kendi kapımızın önünü temizleyerek başlayalım. ben sözlüğü çok seviyorum, buranın sayesinde çok değerli bir çok arkadaş kazandım, en son isteyeceğim şeylerden birisi buranın ekşi gibi bir sözlüğe ya da antu gibi anlamsız bir platforma dönüşmesi olur. madem hep birlikte bu durumdan muzdaripiz, artık hepimiz elimizi taşın altına koyalım bir zahmet.

    eski - yeni tüm yazar arkadaşlardan ricam, birbirimize laf sallamak yerine altı dolu entry'ler girmeye özen gösterelim. altı dolu girerken de "ben x yazara şu anda sallarsam elime ne geçecek?" cümlesini kendimize sorup buna göre hareket edelim. emin olun kalitede 3-4 seviye yukarı çekecektir bizi bu durum.
  • 14848
    maalesef son zamanlarda kuralları kendi fikirlerine göre uygulayan yöneticilere sahip sözlük. bu tarz her sistemde oluyor böyle şeyler, çok da kafaya takmayayım diyorum ama açıkçası insanı yazmak konusunda şüpheye düşürüyor.

    bir başlığa birşey yazıyorsunuz, tanım değil, niteliksiz entry gibi sebeplerle siliniyor. eyvallah diyorsunuz doğru yapmışlar, ama aynı başlığa girip sizin tersi fikrinizdeki entrilerde bu kriterlere bakılmadığını gördüğünüzde insanın canı sıkılıyor biraz. kimsenin umrunda olmadığımı biliyorum, açıkçası benim için de çok önemli değil, siliyorum gidiyor genelde o yazdığım ama işte yavaştan soğuyor insan. sözlüğe hergün girerken, 2-3 günde bir girer oluyorum kendi adıma. tam birşey yazacağım, aman boşver diyorum, kalsın.

    benim gibi düşünen çok kişi olduğunu düşünüyorum.

    dostça bir serzeniş olarak görürseniz sevinirim.
  • 14849
    gerçekten bir kalite düşüşü varsa o da sözlükteki aktif y ve x nesli yazarların azalması ile doğru orantılı olabilir ya da bu yazarların nostalji belasına kapılıp yeni nesillerin kendi beklentilerini karşılamaması olabilir. her şeyi sözlükte aramamak lazım, kendimiz de değişiyoruz. bana sorsanız mesela 2008 yılından beri belli bir çizgi var sözlüğün ve tematik mod öncesi yaşanan kavgalar dahil genel hüviyetiyle sapmadı bundan.
App Store'dan indirin Google Play'den alın