• 9580
    geçenlerde martin linnes transferinin resmi açıklaması hafiften gecikti diye birileri çıktı "linnes zaten daha imzalamamış, öyle bir görmeye gelmiş, geri dönerse şaşırmayın" diye bir şeyler söyledi. sonra millet galeyana geldi, buna inananlar oldu vs... şimdi de burak yılmaz'ın çin'e transferinin resmi açıklaması gecikince "beyler burak aslında gitmemiş, yönetim o gidince bakın halimiz kötü diye dümen yapmış, geri dönecek takıma" goygoyu yapıldı. yine inandı millet falan.

    kimlerin yazdığını belirtmeyeceğim, zaten orada duruyor isteyen arar bulur. bu yönetim şimdiye dek güven vermemiş olabilir, büyük hatalar da yapmış olabilir de arkadaş bu kimseye af edersiniz götünden element uydurma hakkı vermez ki. yemin ediyorum dünyanın en saçma platformu olmaya doğru evriliyoruz. bak adamlar böyle olabilir falan diye teori de ortaya atmıyor, bildiğin su götürmez bir gerçekmiş gibi yazıyorlar. daha da vahimi insanlar hemen gaza gelip inanıyor. yıllardır türk medyası sayesinde sallamasyon haber ile inandırıcı haber arasındaki fark konusunda uzmanlaşmamız gerekirdi. şurada yazılanları okuyunca götümle güldüğüm şeyleri ciddiye almayın be artık. hatta şikayet edin, hatalı nesnel bilgi diye. bu sadece yönetimi kötülüyorlar falan diye değil, her konuda sallandığı bir kilometre öteden belli olan girdilere prim vermeyin ki şuranın kalan itibarı ve seviyesi de korunsun arkadaşlar.
  • 9581
    son birkaç gündür görüyorum da sneijder'i eleştirenlerin fenerbahçeli olmakla eşdeğer olduğu yönünde ithamlar var. saçmalıktan başka birşey değil. mesela sneijder sayısız defa sol kanattan arka direğe ezbere saçma sapan ortalar yapıyor, çoğu dışarı gidiyor dedim diye fenerbahçeli veya kıskanç olabiliyorum doğrudan. yaza doğru hamza hocayı eleştirenler de böyle ithamlara maruz kalmıştı da haklı olarak büyük tepki gösterilmişti. bakıyorum şimdi tepkinin t'si yok. üstelik böyle entryler en beğenilenlere giriyor. demek ki burada adamına göre muamele yapılıyor (ki buna ben de dahil olabilirim, böyle bir eksikliğim olabilir). hani herkes kendini adaletin, demokrasinin yılmaz savunucusu görüyor, toz kondurmuyor ya o bakımdan söylüyorum. alakası yok. yazarların "herşeyi bilirim, yanlışı doğruyu ben ayıklarım" kibri, kulübün gelecek birkaç yılda başarısız olacağı gerçeğiyle bir araya geldiğinde burayı çeklimez bir yer kılacağa benziyor bence.
  • 9582
    ilginç bir hale bürünen sözlüktür. türk toplumunun değişen karakteristik özellikleri ve düşünce yapısı ne yazık ki sosyal medya unsurlarına da yansıyor. bizim türkiye olarak en büyük sıkıntımız şu bana kalırsa: bir avrupalı gibi düşünmeye çalışıyoruz ancak orta doğulu gibi yaşıyoruz. yani genel için konuşuyorum tabii ki.

    adam gelmiş birilerini çetecilikle ve ırkçılıkla suçluyor. bu ithamlarda elbet bulunabilir zaten işin olumsuz yanı burası değil, bunları söyleyen kişiler farklı başlıklar altında ırkçı söylemlerde bulunuyor veya normal hayatlarında adam kayırmanın tillahını yapıyor. hani bazı siyasi tipler vardır ya , mevcut siyasi iktidarı veya en küçük birimlerden belediye başkanını falan rüşvet almakla, para yemekle, yancılık yapmakla suçlar da gücü ele alınca aynı şeyleri kendisi de yapar hani... aynı hesap işte.

    geçen gün gay olimpiyatları adında bi başlık açıldı. bir bakayım dedim, ve utandım. birileri adına ne yazık ki utandım. ayrımcılık, saygısızlık gırla gitmiş. sözde moderniz, avrupaiyiz. ne desem boş. birilerine ırkçı diye laf sallayanlar... bunlar nedir?

    kimsenin kimseye saygısı yok. osmanlı gibi avrupalılaşma derdindeyiz amma orta doğu bataklığında giderek batıyoruz. kadınlara tecavüz edilir, çocuklar dövülür, taraftarlar birbirine saldırır, bombalar patlar, analar ağlar, hayvanlar hiçe sayılır, özgür yazar ve gazeteciler hapse tıkılır, ayrımlar yapılır...

    burası orta doğu'dur çünkü. kanıksamışız artık. tepkilerimiz azalmış. vicdanlarımız körelmiş.

    çok zor olmamalı, fikre saygı.

    saygı; akılla vicdan arasında ince bir çizgidir. vicdanını öne çıkartırsan, duygularına yenik düşer, hata yaparsın. ne sana saygı duyulur ne sen saygı duyarsın. aklını öne çıkarırsan, egolarına yenik düşer, hatanın kralını yaparsın. saygıyı unutursun.

    şimdi sneijder ile ilgili bazı eleştiriler yapılmış sanıyorsam son günlerde. sneijder elbet eleştirilir. ancak burada saygı söz konusu olması için akıl, vicdan ikilemi geçerli. alt dallara da ayırabiliriz, sözü söyleyen, eleştiriyi yapan kişi kimdir? daha önce neler demiştir?

    ne güzel demiş mevlana:'' bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye !''

    yanlış anlaşılmasın kimseye lafım yok. ama arkadaş sen kendi nickaltında bile bazı futbolculara sallarsan, takımda sürüyle yetersiz varken sneijder'i eleştirirsen, insanlar da saygı göstermeyebilir. gösterme zorunluluğu kalkar en azından. sneijder de eleştirilir muslera da selçuk da. ancak eleştirinin içeriğinden ziyade niyetin daha önemli olduğunu düşünüyorum.

    bazı şeyler zor değil. insanlığımızı korumak durumundayız. sevgiler, kişiler, takımlar bugün var yarın yok belki. kişiliğinse seninle bir girer toprağa. dün bir yazar arkadaşımız, özel mesaj yoluyla bana ağız dolusu küfür ve tehdit savurmuş. sadece güldüm. futbolcu olunur, bilim adamı olunur, mühendis olunur, doktor olunur, her şey olunur da insan olmak zordur.

    ilk entrymi de bu başlığa yazmıştım. içeriği farksızdı. ben diyorum ki eleştirelim ama tutarlı olalım. burada üfürmesi kolay, sen önce kendi yaşamında uygula ki inandırıcı olasın...

    bir de şu noktaya değinmek istiyorum, sözlükte farklı populasyonlar var. bunlar dikkat çekmek adına türlü işlere imza atıyor. bir yazar arkadaşımız transfer dönemi boyunca bir şeyler yazdı, hangisi doğru çıktı? ya da bizim bilmediğimiz neyi söyledi? medyada çıkan haberleri kesin bir ağızla burada yazdı, o kadar. şimdi bu arkadaşın konumunu sorgulamak bana düşmez de ee kardeşim yazma be artık sen de, ben şahsım adına böyle şeylerden hiç hoşlanmıyorum. fuat avni kılığına girmiş bir yazar gibi geliyor bana.

    veyahut; burak hakkında olsun sneijder hakkında olsun, komplo teorileri yazılıp çiziliyor. iftiranın kabul edilir bir yanı yok ama bari olabilir tarzında yaz. sanki gözüyle görmüş, kulağıyla duymuş gibi yazıyorlar emin emin.

    ek: yolda kaza yapan araca küfürler savurursun, milletin karısına kızına bazı laflar edersin ve fenomen olursun. kimse de ses çıkartmaz. prim tanır daha da. dünyanın başka bir ülkesinde olsa adamı en temiz 5 ayla cezalandırırlar.

    bir nefret sarmış ülkeyi. paramparça olmuş memleket. türk- kürt, fenerli- galatasaraylı, müslüman-hristiyan- alevi, heteroseksüel- homoseksüel, laz- çerkez- ermeni- yunan, istanbullu- izmirli, osmanlıcı- cumhuriyetçi...

    yahu niçin gri yok bu ülkede. misal ben cumhuriyet ışığında büyüyen bir bireyim. atamın da sonuna kadar izindeyim. ve bundan da gurur duyuyorum lakin osmanlı imparatorluğuna da büyük saygım ve sevgim var. milletimizin mihenk taşı olan her kurum, devlet ve kişiye saygım, sevgim var.

    aynı zamanda türküm. türk olmaktan da gurur duyuyorum. alman olsaydım da gurur duyacaktım, kübalı olsam da isveçli olsam da... kürtler de gurur duyabilir. ama sadece gururla kalmalıdır, bölücülüğe geçmemelidir iş. bizler asırlarca beraber yaşamışız da bir şey olmamış şimdi mi olmuyor? bu bütünü kimse bozamaz. her kesimiyle bir aile olduğumuzu bilmeliyiz. aile içinde kavgalar, ayrılıklar, küslükler olur ama kopukluk olmaz, olmamalıdır.

    dinim, cinsel tercihim, kökenim, düşüncelerim... eğer bunların ucunu başka insanlara dokundurmuyorsam bu konular benim özelimdir. herkes de saygı göstermelidir. aynı şekilde ben de göstermeliyim.

    ne hayvana ne bitkiye ne bir başkasına saygımız kalmamış. öteki kavramı var hep. ötekiler ve biz, şunlar ve biz, az ileridekiler ve biz....

    kendimizi geliştirmeliyiz. bizler bireyiz. burada veya herhangi bir yerde yorum yapmakla, analiz yapmakla bazı değerler kazanılmaz. dürüstlük, iyilik, güzel gönüllülük her şeyden mühimdir. kitap okumalı, sanatı takip etmeliyiz. fırsat bulunursa felsefe ile ilgilenmeliyiz. dilimizden düşmeyen avrupa'ya ancak böyle ulaşabiliriz.

    bizim bilmemne kardeşlerimiz de var nidalarıyla kapalı özür dilemek hoş değil. kimseden sorumlu değiliz ama kendimizden sorumluyuz. değiştirebileceğimiz tek şey de kendi bünyemiz. egolarımızı bir kenara bırakıp sabit fikirlerden kopmalı ve olaylara baktığımız aynı köşeden uzaklaşlaşmalıyız.

    ortak bir paydamız var o da galatasaray... destek olmak düşer bizlere. huzurlu bir şekilde yazabilelim şurada. zor olduğunu düşünmüyorum. sağlıcakla...
  • 9588
    21 şubat 2016 galatasaray trabzonspor maçı ndan sonra tüm medya kuruluşları, fbjk taraftarları, siyasiler, aklınıza gelebilecek her kesim şuan galatasaray'ımıza saldırıyor. bizim burada sözlük olarak sesimizi duyuracağımız, hakkımızı savunacağımız yerde; yok selçuk inan o penaltıyı neden attı? yok trabzonlu olsam ülkeyi yıkardım da bilmem ne...

    populizm mi kasıyorsunuz, romantizm mi?

    hangi karar skandalmış ya bi anlatın bakalım? sene başından beri doğrandığımız en az 10 tane maç sayarım. öyle böyle de doğranmadık hem. ligin ilk haftaları fener 1-0 1-0 giderken fener lehine verilen kararlar neydi? bjk deplasmanını hatırlayın...

    bunlar hep aynıdır, kendileri yapar yapar da bizde en ufak bir şey olsa ortalığı yaygaraya verirler. biz buna engel olacağımıza , daha onları savunuyoruz.

    ultras kültürü falan deniyor arada. nerede ultras ha... yok oley çekince ayıp olmuş. bak sen! trabzon'da son 3-4 yıldır olaysız maçımız yok. kaldı ki biz bu adamlar için şampiyon trabzonspor pankartı açmışız. en büyük desteği biz vermişiz onlara. hani nerede karşılık? karşılık var aslında. asalete çirkeflikle, holiganlıkla karşılık vererek kendine yakışanı yaptı trabzonsporlular. geçen maçta yapılanları unutup yine krallar gibi karşıladık biz onları. 60. dakikaya kadar da şölen havasında maç oldu. biz mi dedik özer'e hakeme karşı yırtın diye?
    biz mi dedik aykut adlı insanımsıya podolski'ye sataş diye? biz mi dedik cavanda'ya umut'a vur, hakeme müdahalede bulun diye?

    marko marin pozisyonu penaltı. orası kesin. hakan balta'nınki değil. özer tartışılır. ama oyuncunun suçu tamamen. cavanda ve aykut ise yüzde bir milyon doğru karar. penaltı pozisyonumuz da net penaltı. vereni değil vermeyeni bırakmalı hakemliği.

    ne trabzonmuş ya. sevgi pıtırcığı ilan edildiler bir anda. sen trabzon deplasmanına rahatça gidebiliyor musun bir galatasaraylı olarak veya herhangi bir takımlı olarak?

    bu ülkede mete kalkavan denen şahıs, ali palabıyık denen paralı eleman hakemlik yapacak da deniz ateş bitnel mi yapamayacak? yok ya. belli ki bu hakem kardeşimiz birilerinin adamı değil. yoksa bu kadar tatava yapılmazdı.

    yine birilerinin algı operasyonuna tanıklık ediyoruz. maçtan sonra özellikle bir şeye dikkat ettim. maraton da yüzde yüz futbol da normalden çok daha geç başladı. tahmin ediyorum birilerinden telefon aldılar veya birilerine telefon ettiler ne diyelim diye...

    şöyle bir durumda takımına sahip çıkmayan taraftara da şahsım adına yazıklar olsun demek istiyorum.

    ali sami yen stadının ruhunu kaybetmeden devam etmeliyiz. galatasaray taraftarı bugün bu camia hakkında boş boş konuşan gereksizlere haddini bildirmelidir.

    en başta kinini, öfkesini her maçtan sonra döken güntekin onay'a bildirmelidir. türkiye'nin, balkanların, tüm asya kıtasının en büyük takımına karşı kimse böyle ithamlarda bulunamaz. bugüne kadar sustuysak asaletimizden. ancak artık susma vakti değildir. hareket vaktidir. kara listedeki herkese yaptıklarının hesabı sorulmalıdır.

    aziz yıldırım
    ali koç
    mahmut uslu
    mahmut özgener
    mehmet ali aydınlar
    mecnun odyakmaz
    şansal büyüka
    rıdvan dilmen
    serhat ulueren
    güntekin onay
    zeki uzundurukan
    yıldırım demirören
    uzun adam ve tayfası
    tahir kum
    ercan saatçi
    nevzat dizdar
    ömer güvenç
    ebru köksaldı
    lube ayar
    bedri baykam
    haluk ayyıldız
    serdar ali çelikler
    lütfü özel
    nihat özdemir
    sadri şener
    iho

    tüm bu isimlere gereken ders verilmelidir. türk futbolunda nice devrimlere imza atan bizler, şimdi de bu isimleri medyadan ve futboldan temizleyerek bir devrime imza atmalıyız.

    burası galatasaray sözlük'tür.

    burası takıma destek çıkma yeridir.

    bırakın romantizmi. biz düştüğümüzde ilk tekmeyi o savunduğunuz adamlar vurur. vurdular da geçmişte. şimdi bizim vurma zamanımız.

    ultraslan'ıyla, tek yumruk'uyla diğerleriyle, ötekileriyle, berikileriyle, tümüyle...

    artık kenetlenme zamanı gelmiştir. çünkü birileri haddini aşmıştır. ne demişti ünal aysal: ''bir aslanın dişlerini gördüğünüzde sakın ola size gülümsediğini zannetmeyin.”

    diş gösterme zamanı. onlar isterlerse güldüğümüzü sansınlar. biz bu işi bitirmeliyiz. hemen şimdi. galatasaray'ı ve galatasaraylıları küçümseyenlere had bildirme zamanı gelmiştir.

    bizler burada binlerce kişiyiz. twitter'da orada burada, öyle veya böyle organize olup, tek çatı altında birleşmeliyiz. bazı kesimleri bazı grupları sevmeyebilirsiniz. olabilir. ancak mecburiyetin gerektirdikleri vardır. galatasaray için her şey.

    bugün ve dün sınır aşılmıştır. birlik olalım beyler. herkes tek yürek olmalı bu saatten sonra.
  • 9591
    sinirden kufurlu entry yazilinca (sahsa degil genel olarak kufur) onbes saniyede silinen ama duzenlenip canladirilmak istenen entrylerin vakit bulunup vir turlu canlandirilamadigi sozluktur. ayrica kufur konusunda da cifte standart vardir. gun gectikce bu keyfe keder uygulamalar can sikmaktadir. on bes saniyede siliyorsaniz bi zahmet onbes dkda da canlandiriverin. insanlar emek verip bu sozluge fikirlerini yaziyorlar farkinda misiniz?
  • 9594
    ekşi sözlük'ün yanar döner yapısı yüzünden artık iyice tarihin tozlu sayfalarına karıştığı ve geri dönülmez bir şekilde yozlaşarak kabuk değiştirdiği bir dönemde 2008'den beri çizgisini bozmayan, kullanıcılarını aldatmayan, sözlük gibi sözlük. bizler burada geçiciyiz ama her gün yeni kullanıcılarına merhaba demesine rağmen 2008 ruhunu yaşatan sözlüğümüz kalıcı...

    oldum olası anlam veremedim web sitelerinin "yeni arayüzümüzle karşınızdayız :)))" triplerine... yeni ve daha kullanışlı arayüzünüzü sikeyim. birileri can sıkıntısından ya da sırf başkaları ekmek yesin diye insanın görsel hafızasının içine sıçmak pahasına birtakım saçma sapan işlere kalkışıyorlar... galatasaray sözlük mobile ihtiyaç vardı, ne güzel sıfırdan yepyeni bir şekilde kuruldu edildi fakat samimi söylüyorum turuncuya çalan rengiyle sözlüğümüzü hala aynı şekilde görmek bana bir güven ve huzur veriyor. hep orada olan eski dost gibi... lazım geldikçe ufak tefek rötuşlar yapıldı tabi bazı butonlar eklendi falan ama genel yapısı itibariyle hala aynı oluşu bence güzel bir şey.

    ayrıca buranın git gide daha kalitesiz bir yer olduğu iddialarına da her şeyden önce bir yazar olarak kesinlikle katılmıyorum. tüm mevcut yazarlar olarak hep birlikte elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz, vakit ve fırsat oldukça yapmaya devam edeceğiz...

    bir sözüm de "milyonlarca niteliksiz entry dururken neden ben?:(" düşüncesindeki kardeşlerime... aslında bu en çok karşılaştığım grup; kısaca söz edecek olursak, birincisi karara mantıklı argümanlarla itiraz edenler, ki nadiren haklı çıkanlar oluyor, özrümü dileyip konuyu tatlıya bağlıyoruz. ikincisi merak edip sebebini öğrenmek isteyenler, ki bu kardeşlerimize de kuralların linkini ( http://www.rerererarara.net/kurallar.php ) atıp ilgili kısmı açıklayarak yardımcı oluyoruz, genelde güzel bir şekilde mevzu bağlanıyor. ilk başta sözünü ettiğim üçüncü grup ise demiyor ki "haksızsın", hatta "haklısın" da demiyor, "neden ben/why always me?" diyor, "o zaman git o yüz binlerce entry'i de sil" diyor ama ne bir ihbar yapıyor, ne de yardımcı olmak için bana mesaj atıyor, sadece "git ve yap" diyor.

    sözlük dışında da bir iş güç ve yaşam sahibi olduğumuz gerçeği elbette yeterli bir gerekçe değil, ancak ve ancak takmışızdır da ondandır, zaten lisedeyken, hatta üniversitedeyken de hep hoca bize takıyor idi... normal hayatı olmayan, buradaki iki boyutlu düzlemde kimdir nedir bilmediğimiz insanlara takıp haksız yere entry'lerini silerek ego tatmini yapan ve aşağı yukarı 12.5 yaşındaki sivilceli ergenlerden oluşan bir moderasyon ekibimiz var.

    lan nereden nereye geldim... sözlüğe dair kafamdaki bir şeyler işte, neyse...

    vasiyetimdir: ölünce mezar taşıma "binlerce niteliksiz entry duruyorken neden benimkini siliyorsun" yazılsın.
  • 9595
    bir kesimi basının gazına gelip wesley sneijder'i yeniçeri ilan ediyor. bir kesimse onlara "fucking turkish mentality, basına mı inanıyorsunuz" falan diyor. bunu diyenler de sonra selçuk inan'a falan yeniçeri diyor, levent tüzemen'in "beyefendiler masası", "trabzon çetesi" falan laflarını kullanıyor. ee ne oldu yalancı basına? basın işinize gelince doğruları yazıyor, işinize gelmeyince yalan mı yazıyor?

    az tutarlı olun hepiniz.
  • 9596
    moderatör olma koşulu nedir bilmiyorum ama "sözlük" diye nitelendirdiğimiz oluşumun yöneticisi olacak bir platformda girdileri türkçe açısından yeterli bir şekilde değerlendirme koşulu aranıyor olsa gerek diye tahmin ediyorum.

    dün dursun özbek başlığına bir girdi yazdım şu şekilde: "adı batasıca". silinmiş. çok girdim silindi, hiçbirine kalkıp da itiraz etmiş adam değilim, buna da etmezdim, dedim herhalde "belalı entry" nedeniyle silindi, o nedenle silinmiş olsa yine itiraz etmezdim. neden tanım olmamasıymış.

    açıklama kısmına belirterek yazıyı hiç değiştirmeden tekrar gönderdim ama bir dönüş olmadı, o yüzden buraya da belirteyim. sıfat tamlaması diye bir şey var, bunun bir de söz öbeğiyle yapılanı var. bak incelemek isterseniz açıklamalı linkini de koyayım buraya; https://tr.wikipedia.org/...olu.C5.9Fturulanlar. şimdi ben "adı batasıca başkan, adam, aile babası, vs." yazınca bu nezdinizde tanım oluyor ama ben tamlamanın ismini düşürüp sadece sıfat kullanarak tanım yapmaya kalkarsam bunu tanım olarak kabul etmiyorsanız türkçe kullanım konusunda oldukça hatalı bir iş yapmış oluyorsunuz.

    dikkate alıp bir değerlendirme yaparsanız hem belki bilmediğiniz bir şey öğrenmiş, hem de kuralları daha layıkıyla uygulamış olursunuz.

    edit: mesajın silinme nedeni değiştirildi şimdi, böyle yapın canımı yeyin. :)
  • 9598
    çok vakit almak istemiyorum ama bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim gündem hakkında.

    öncelikle şunu söyleyim, ünal aysal'ı her daim iyi hatırlayacağım, döneminde de sevdim bundan sonra da seveceğim. bunun nedenini izah edecek olursam:

    ünal aysal'dan önce galatasaray son şampiyonluğunu 2008'de aldı. 2002'deki lucescu'lu şampiyonluğu saymazsak( kaldı ki o şampiyonluk da bir lucescu mucizesi olarak kabul edilir.) kulüp son sürat dibe doğru gidiyordu. 2006 ve 2008 şampiyonlukları her ne kadar çok kıymetli olsalar da maddi sıkıntılar ve sportif başarısızlıklar nedeniyle hem kulübün hem taraftarın güveni azalmaya başlamış, türkiye'nin en büyük spor kulübü bir beşiktaş olma yoluna girmişti.

    alınan 5.likler 8.likler ise kaymak oldu zaten son dönemde. şimdi eğri oturup doğru konuşalım; 2006-2011 arası dönem sürekli olarak taraftarımız uefa serüveni veyahut geçmiş başarılar hakkında videolar, siteler, görsel materyaller hazırlayıp durdu. niçin bu tarihler arasında daha sık yapıldı bu iş? çok basit, korkmaya başladık hepimiz. asla o eski avrupa fatihi takımın elde edilemeyeceğini kanıksadık. kendimizi küçültme evresine geçtik, bazı şeyleri kabullendik ve ters tepki olarak da geçmişteki başarılarımızı gündeme taşıdık sürekli. bunu niye anlatıyorum? ekonomik, sportif çöküşler olabilir, olacaktır ama galatasaray psikolojik çöküş dönemine girmişti 2011'e kadar. en tehlikeli olanı da buydu.

    şimdi ünal aysal- fatih terim ikilisini birbirinden ayırmak hata olur. ne ünal başkan, terim olmadan böylesine başarılı olabilirdi ne de terim başka bir başkanla bu denli kupa kazanabilirdi. 2011'den 2013 sonuna kadar rüya gibi 2 sene geçirdiler bizlere. sonrası ise malum. ardından bir sene boş geçilip, ertesi sene 4. yıldız alındı. 4. yıldızı almamızı sağlayan faktörlerden biri de özgüvendir. o rüya gibi geçen 2 senenin etkisi vardır bu başarıda.

    şimdi ben diyorum ki, eğer ünal aysal-terim ikilisi olmasaydı biz bırakın avrupaya gidip gitmemeyi, ilk 5 girip giremeyeceğimizi tartışıyor olurduk her sene. bu nedenle ünal aysal, tüm camiaya umut aşılamıştır. özgüven kazandırmıştır. galatasaray'ın büyüklüğünü tüm türkiye'ye hatta tüm dünyaya ispatlamıştır.

    ama...

    bunların tümü sportif başarılardır. ekonomik olarak tabloyu daha önce izah etmiştim zaten. tekrar oralara dalmak istemiyorum.

    batırmıştır batırmamıştır kısmına asla girmem. yahu sanki aysal'dan önce yıllık 1 milyar dolar kar sağlıyordu kulüp ? zaten geminin % 80'i batmıştı. aysal sağolsun şuan % 20 de battı. kötü yönetmiştir ekonomiyi, orası kesin. eğer hala ünal başkanın ekonomik açıdan iyi yönettiğini düşünen varsa ben de diyecek bir şey bulamam onlara. her şey ortada yahu! açın bakın, kulüp raporları var bağımsız şirketlere yaptırılmış. yıllık, 6 aylık her şey yazıyor oralarda.

    ben bu yazıyı özellikle bu başlığa yazdım. şöyle ki...

    ben artık selçuk'un, semih'in maaşına binbir laf söyleyip ünal aysal'a ''ekonomiyi gayet iyi yönetti.'' diyenlerden bıktım.

    ben artık istikrar lazım diyenlerin 5 ayda bir yönetim değiştiren ünal aysal'a dilenmesinden bıktım.

    ben artık vizyon da vizyon diye tutturanların, vizyonun anlamının ''ileri görüş, geleceğin planlanması'' anlamlarına geldiğini bilmeyenlerden bıktım. (prandelli ve mancini kararları bu açıdan vizyon etiğine aykırıydı.)

    ben artık avrupadan men cezasını dursun aydın özbek yönetimine yıkıp, ünal aysal'a laf kondurmayanlardan bıktım.

    ben artık sadece ünal aysal'ı hedef alıp faruk süren, mehmet cansun, özhan canaydın ve adnan polat'ı es geçenlerden bıktım.

    ben artık ya siyah ya beyaz olanlardan bıktım.

    bunu da bu başlık altında tekrardan belirtmek istiyorum. sağduyulu olup olaylara realist yaklaşabilirsek doğru düşünebiliriz. artık klişeleşmiş düzenin yıkılmasını istiyorsak kulüp içinde, önce taraftar profilimizi avrupai seviyeye çekmeliyiz. evet galatasarayım hiçbir zaman avrupadan men yemeyi haketmedi belki ama kulübü bu duruma sokanlar, kalplerden men edilmeyi çoktan haketti. alp yalman'dan sonraki hiçbir başkana ekonomik açıdan hakkımı helal etmiyorum bir taraftar olarak.

    ne siyahtır ne beyaz günümüz. yeter ki doğru bakmayı bilelim. olayların rengi zaten kendini belli edecektir.
  • 9599
    yazili olmayan kurallar uzerinden sansurun ilginc bir sekilde dibine vuruldugu sozlugumuz. isin komigi sebep olarak da "ilgi alanimizin disinda" deniyor ya cok guluyorum. dun acilan "o bayrak ananin amina girsin" basligi ilgi alanimiz disindaymis hahahah! bunu soylemek icin hayatinda hic maca gitmemis olmak lazim. tribunlerde topluca tempolu sekilde soylenen bu tezahurat ilgi alanimiz disinda. cok ilginc!

    peki kufurlu basliklar yok mu? var, hem de dolu! bunlardan bir kacina da entry girince moderatorlerden "sol tarafi kufurlu baslikla doldurdun" diye serzenis geliyor ve entryler silinmek suretiyle sol taraf "temizleniyor" yersen! galatasaray sozluk degil galatasaray tekkesi sanirsin. baslik var mi? var. entryler formata uygun mu? uygun. herhangi bir kisi ya da kurulus hedef alinmis mi? hayir. daha neyin sorgulamasi yapiliyor da keyfi entryler siliniyor?

    ornegin:
    (bkz: bıyığını sikerim)
    (bkz: ya bırak ya sikerim okeyini)
    (bkz: ananızı sikmeye yemin ettik)
    (bkz: biz barcelona değiliz ananızı sikeriz)
    (bkz: sikerim böyle programı hadi kapat abi)
    (bkz: ananızı siksin galatasaray)
    (bkz: hepiniz orospu çocuğusunuz)
    (bkz: karaborsaci orospu cocuklari)
    (bkz: yemyeşil inciler ananızı sikecekler)
    (bkz: handikap oynayın orospu çocukları)
    (bkz: amına koduk bülent başkan)
    (bkz: orospu çocuğu molası)
    (bkz: beşiktaşlı olmayanlar orospu çocuğudur)
    (bkz: ben amına koyayım o başkanın)
    (bkz: hakeme gol değil dedim bana ananı sikerim dedi)
    (bkz: ne karnaval yeri amına koyim)
    (bkz: amına koyayım böyle bakanlığın)
    (bkz: sikerim böyle fenerbahçe'yi)
    (bkz: peş peşe gol yiyen kalecinin sikerim böyle hayatı oturuşu)

    boylece uzayip giden, agir kufurler iceren ve bir cogu kendi basina bir anlam bile ifade etmeyen basliklar ilgi alanimiz icinde ama o bayrak ananin amina girsin gibi yillarin tribun slogani ilgi alanimiz disinda!

    baslik geri gelsin diye yazmadim bunlari. durumdan vazife cikarmanin bazen ne kadar komik celiskiler dogurdugunu gorup cok guldum ve siz de gulun istedim sadece. ha bir de ilgi alanimiz belli ki cok degismis. o konuda da dikkatli olun. tribunde soylenen tezahuratlar falan ilgi alanimiz degil artik. gerci keske boyle olsa. en azindan bir standardi olurdu!
  • 9600
    küfür konusunda yaptırıp olarak sıkıntı yaşadığını düşündüğüm sözlüğümüz. hangi küfür yasak hangisi serbest? ayağını komidine çarpınca ananı bilmemne yapıyım diyen bi millet için bazı şeyler normal olabilir. ya da hakaret içermeyen bir küfür yazıldığında silinmemeli. mesela ben 'yapacağınız defansı bilmem ne yapıyım dedirten maç' yazdığım için küfür sebebiyle 1 ay ceza aldım. kişisel bir hakaret yok, ortada alınacak bir insan yok, fakat ceza var. ayrıca küfür içerikli pek çok örnek de mevcut sözlükte. onlar da silinsin demiyorum ama bu konuya bir standart getirilmeli.
App Store'dan indirin Google Play'den alın