• 3502
    problemi bütçe ya da oyuncu kalitesi olmayan takım.

    problemi yönetilmiyor olması. trabzonspor'un futbolda yaptığını biz de basketbolda yaptık.

    allah'tan fatih terim istifa etmemiş de yerine ümit davala'yı daha sonra da levent şahin'i futbol takımının başında görmemişiz. hatta ümit ve levent hoca bile iyimser bence.

    maçların saatini dört gözle beklediğimiz takımdan, başındaki koçunun adını sürekli unuttuğumuz hatta sözlüğün 95%'inin bilmediği takıma evrilen basketbol takımımız.
  • 3503
    sahip olduğu onca problemi bir kenara koyun, bu takımda yıllardır kadro sürekliliği görmedik. son yıllarda elimize geçen onca kaliteli sporcuyu takımda tutacak ne adam gibi bir bütçe (ki bu bahsettiğim futbol takımı kadrosunda bulunan en ucuz yabancı futbolcunun maliyeti kadardır) ne de doğru dürüst bir yönetim gördük. hele ki mustafa cengiz yönetimi döneminde iyice üvey evlat muamelesi görmüş takımdır. çok uzak değil daha birkaç yıl önce yenilmez armada iken yaptıklarımız ortada. şu an takımın başındakiler o zamanları pek ala hatırlıyorlardır. aynı kişiler şu anki duruma bakıp utanmıyorlarsa biz boşuna kendimizi hırpalıyoruz.
  • 3504
    2018-19 ve 2019-20 sezonlarında eldeki bütçe doğrultusunda gerçekten çok iyi bir kadro mühendisliğiyle oldukça potansiyelli ve ümitvar takımlar kurulmuştu. özellikle geçtiğimiz sezonki galatasaray ezeli rakibi olan 30 milyon dolar bütçelik fenerbahçe'yi içerde dışarda mağlup edebilecek kadar donanımlı bir oyuncu grubunu bünyesinde barındırıyordu. her ne kadar eurocup'ta ve türkiye kupası serüvenlerinde aleni bir başarısızlık söz konusu olsa da yerel ligde iyi bir performans vardı. burada aslan payı kesinlikle ertuğrul erdoğan'a ait. elindeki bütçe dahilinde nefis nokta atışlarda bulunmuş, ilk sezonun devamında oyuncu grubunu koruma yönünde son derece başarılı bir iletişim gayreti göstermişti. elbette ertuğrul hocanın bu çabaları alkışlanmış, kendisi olması gerektiği şekliyle muhtelif övgülere mazhar olmuş ve son olarak da yeni bir kontratla ödüllendirilmişti.

    bu kısım cepte.

    bu sezonun* başında takım oluşturulurken ben dahil birçok basketbol yazan sözlük yazarı aynı detaylarda mutabıktı; kadro mühendisliği problemliydi zira oyuncu grubunda ribaunt özelliğin ön planda olan hiçbir uzun yoktu (bizimle hiç maça çıkamayan zach hankins'i ayırıyorum). takım her ne kadar hücum potansiyeli yüksek isimlerden kurulduysa da işin savunma yönü avaz avaz bağırıyordu "ben burada yokum" diye. ilaveten caner erdeniz başta olmak üzere bazı yerli oyuncuların gayet yetersiz isimler olmalarına karşın yeni kontrat kapmaları bir diğer eleştiri konusu olmuştu.

    ikinci kısım da cepte.

    sezon başladı ve biz gördük ki, taraftar soru işaretli detaylarda o biçim haklıymış. dağınık, ribaunt çekemeyen, savunma yapamayan bir oyuncu grubuyla karşı karşıya kaldı galatasaray taraftarı. kadro mühendisliği takım sporlarında işin belki de %70'idir. siz en başta mühendisliği hatalı yaparsanız, temeli sağlam tutmazsanız o bina çöker, çöktük de. bilhassa işin ribaunt ve savunma yönünde o kadar nanemollaydık ki, avrupa'da henüz sözleşme bulamamış durumda olan alex tyus bile gelip az da olsa fark yaratabildi, hatta yarattığı bu fark sayesinde kapağı real madrid'e attı. buraya bir not eklemek isterim; real madrid kulüp olarak mali bir reform peşinde. pandemi ekonomisi, santiago bernabeu'nun yenilenmesi vb. sebeplerden ötürü ciddi kesintilere gittiler. diyeceğim şu ki, mali açıdan 2-3 sezon önceki real madrid baloncesto söz konusu olsaydı alex tyus'ın a'sıyla dahi ilgilenmezlerdi zannımca.

    burası da okey.

    o halde başarısızlık kime yazar ya da yazmalı?

    ertuğrul erdoğan, aksini tartışmam bile. nasıl ki 2018-19 ve 2019-20 sezonlarında kendisi alkışlandıysa ve onore edildiyse, bu sezonki fecaat durum sebebiyle sonuna kadar eleştirilmelidir, 1 numaralı sorumlu kendisidir. göz göre göre oluşturduğu hatalı kadro yapısıyla berbat geçecek, geçen sezonun fitilini bizzat kendisi ateşlemiştir. ek olarak coaching anlamında da kendi kurduğu yapıya hiçbir pozitif efekti olmamıştır. bütçenin düşük olması da bahane mahane değildi. koç bu bütçeyi kabul ederek yeni sözleşmeye imzayı attı sezon başında. ayrıca şu bilinmeli ki, 16 takımlı türkiye erkekler basketbol liginde an itibarıyla 7-8 takımın bütçesi bizden düşük, 3-4 takımın bütçesi de bizle denk. buyrun size bütçenin bir bahane olamayacağının bir başka göstergesi.

    ertuğrul hoca görevden ayrıldıktan sonra gördük ki ertuğrul hocanın adını galatasaray'dan büyük gören "galatasaraylı" kitleler varmış.

    (bkz: ertuğrul erdoğan/#3032890)
    https://twitter.com/.../1345359817628651520

    yahu arkadaş, bu adam bu sezon feci şekilde başarısız oldu, insan bir iki kelam eder anasını satayım. ayrıca şunu da eklemek isterim ki, şubede özellikle çalışanlar özelinde bazı nahoş dedikodular söz konusu olmuş, ömer yalçınkaya'nın gidişinin biraz bununla alakalı olduğu söylendi bendenize fakat çok da fazla bir şey yazamıyorum zira kaynak belirtemiyorum. bu konuda bir yazar dostumun özel hassasiyeti var diyerek konuyu fazla uzatmayayım.

    üstüne basa basa vurgulamak istediğim konu kadro mühendisliği ile alakalı, olabildiğince parkede kalmaya özen gösteriyorum. kadro isim isim değerlendirildiğinde kötü değil ama mühendislik berbat, sorun burada. ribaunt ve savunma sorunu alenen görünen bir takıma 4 numara diye brock motum'u koymazsın mesela ki kaç yıllık avrupa basketbolu takipçisiyim bu kadar göz boyayan bir oyuncu görmedim ya da çok az gördüm. zamanında efes pilsen'de* stanko barac vardı böyle misal, istatistik kağıdı dolu olurdu ama götürdüklerini sayamazdınız, motum da bu cenahtan. alex hamilton konusunda ise koça bir eleştiri getirmek büyük haksızlık olur zira tüm kıtanın en büyük hayal kırıklığı olabilir kendisi, oynamaya gelmemiş belli ki, zaten yakında gidici büyük olasılıkla.

    gelinen noktada yönetimin hiç mi suçu yok?

    mevcut yönetim dahil olmak üzere galatasaray basketbolunun çok kötü yönetildiğini ifade etmişimdir her fırsatta; ancak bu sezon özelinde faal yönetime hiçbir şey diyemem. pandemi ekonomisi sebebiyle sponsorların deliler gibi kaçıştığı bir vaziyet mevzubahis. yok yani, kimse bu ortamda yüklü miktarda para çıkarmak istemiyor kasadan ki gayet anlaşılabilir bir durum. dolayısıyla yönetime "neden sponsor bulamadınız"la yüklenmek doğru olmaz. zaten bu yönetim mali açıdan yapması gereken birçok şeyi yaptı bana kalırsa erkek basketbol özelinde. şu an fiba'da dosyamız yok ki yıllar yıllar sonra bir ilk, kontrol edebilirsiniz:

    https://www.fiba.basketball/bat/sanctions

    geçmişten gelen tüm borçları temizlemişlerdi ki bunu ertuğrul hoca bizzat kendisi açıklamıştı:

    https://www.socratesdergi.com/...l-erdogan-roportaji/

    kurların durumu malumken, sponsorlar olaya dahil olma niyetinde değilken elden gelen bu ne yazık ki, yapacak bir şey yok.

    amile jefferson, assem marei ve travis trice üçlüsü; sezonun devamında bizimle olacak bu grup. marei-trice ikilisinin takıma dahil olmasından çok memnunum, özellikle de marei, nokta atış. jefferson'ı pek bilmiyorum ama bilgisine güvendiğim ve inandığım bir yazar dostum kendisinin de gayet verimli olabileceğini ifade etti, o diyorsa doğrudur.

    içinde bulunduğumuz sezonu bir kazaya uğramadan sağ salim bitirelim bana kafi, fazlasını beklemiyorum.
  • 3507
    kaderine terk edilmiş olan, çok değil 4 sene öncenin kupa 2* şampiyonu. maalesef rahmetli özhan canaydın yönetiminin göz ardı etmesi gibi bir durumla karşı karşıya şu an. o dönemlerde de aslında bir küme düşme yaşamıştı ama "ulan koskoca galatasaray küme mi düşer?" denilerek uydurulan bir play out ile kümede kalmıştı.* hatta o dönem kadın takımı küme düşmüştü.

    acilen yöneticilerin, basketbol sporunu memlekete getiren bu camia'nın takımı için aksiyon alması gerekiyor. çünkü sonrasında yaşanacak olan utanç hayat boyu üzerlerine yapışacak!
  • 3516
    içimi acıtan takımdır. açık ara en kötü yönetilen şubemiz erkek basketbol şubesi. koskoca galatasaray'ın isim sponsoru yok. kadromuz çok kötü. ciddi bir kaos var. keşke sadece bu şubemiz için bağış organizasyonu yapılsa. mevcut rakipler içinde iyi bir kadro ya da sağlam bir kasamız bile olsa şampiyonluk çok zor bir ihtimal ama en azından iyi bir yapılanmayla türkiye kupası, avrupa'da pozitif bir sezon, ligde son dört takım arasına kalma gibi başarılar gösterilebilir. yeni gelecek başkanın yakından ilgilenmesini temenni ettiğim takımdır.
  • 3518
    aslında hiçbir şeyi yok da en önemli iki şey olarak söylenebilecek iki temel eksiği olan takım.

    1) şutör yok. rakipler çok rahat alan savunması yaparak oyunumuzu çok kolay kilitleyebiliyorlar. bu savunmaya ceza kezecek bir tane sağlam şutörümüz yok. bu yüzden en zayıf takımlara karşı zorlanıyoruz ve kolay kaybediyoruz.

    2) pota altı oyuncusu yok. ne hücumda ne de savunmada etkili olabilecek bir oyuncuya sahibiz. savunmada pota altını savunacağız diye gömüldükçe rakipler dış şutlarda bizi mahvediyor ve buna engel olmak imkansız. adam adama savunmada da bu sefer pota altı ve ribaundlar rakip için madene dönüşüyor.

    yazık gerçekten bu takıma. inşallah bu sene ligde kalırız yeni yönetim burada bir takıma sahip olduğumuzun farkında olan bir yönetim olur.
  • 3519
    başsız badrıksız kalmış takım. başına yönetici olarak ben bile atansam şu an olduğu konumdan çok daha iyi bir noktada olurdu.

    bir oyun anlayışı belirleyip buna uygun bir koçla* anlaşıp şöyle yugoslavya'dan sert 2-3 oyuncu, nba'de de sırasını bekleyen yaratıcı 1-2 oyuncuyu transfer edip eldeki kadronun iyileriyle harmanlardım. sonra da "al koç sana kadro, bunu oynat" derdim. ucuz ve potansiyelli takım kurmak basketbolda çok daha kolay.

    ah ah zaten ben harcanıyorum. ben basketbol şube sorumlusu olsam aziz yıldırım euroleague'i rüyasında görürdü ya da 1 tanecik olduğu için utancından saklamaya çalışırdı da neyse konunun öznesi şahsım değil.

    hayır takım kötü olduğu için bu halde değil, kaderine terk edildiği için bu halde. yani ortada yanlış yapılan bir şey yok. hiç yapılmayan şeyler var. yönetimin ilgisinin ne derecede olduğu anlaşılsın diye yazıyorum. oktay mahmudi de 2018'de tam bu yüzden gitti zaten, giderken demişti zaten "verilen sözler tutulmayacak" diye. direnmek de bir yere kadar. hasta tedavi edilmezse ölür sonuçta. bizim takımda neticede ölüm döşeğinde* can çekişiyor 3 yıllık direnmenin sonucunda. ertuğrul erdoğan az mı çaba sarf etti ayakta tutmak için ama dediğim gibi iyileştirmeden direnmek bir yere kadardır. o da tünelde ışık göremeyip gitti, sağlığıma, çabama yazık diye.

    artık ayağa kaldırılması gerekiyor takımın. son söz, galatasaray sadece futbol kulübü değildir.
  • 3522
    (bkz: 2020-21 sezonu)

    küme düşer mi? bence düşmez. kalan 9 maç sırasıyla:

    @tofaş
    daçka
    @tt
    bahçeşehir
    @büyükçekmece
    afyon
    @ksk
    bursa
    @fb beko

    sondan bir önceki hafta oynayacağımız içerdeki bursa karşılaşması dışında "kazanırız" denebilecek bir müsabaka yok. hatta takımın 10 şubat 2021 galatasaray aliağa petkim basketbol maçındaki halini göz önünde bulundurursak bursa maçı bile sıkıntılı.

    o halde bu takım nasıl düşmez?

    şöyle ki, ligin dibindeki iki ekip olan fethiye ve ormanspor'la aramızdaki galibiyet diferansı 2 maç. iki takımın da kalan maçları aşağı yukarı bizim karşılacağımız rakiplerle. öte yandan diferans kapansa bile ormanspor'u içerde dışarda yendiğimiz için ikili averaj lehimize, asıl sorun fethiye'yle. diferans kapanır ve iş ikili averaja kalırsa fethiye ikili averajda üstümüze atlar ve biz lig 15.'si olarak küme düşeriz. tabii bir de işin üçlü averaj tarafı var ki tam çorba. haliyle paçayı kurtarmak istiyorsak kalan 9 maçtan en az 2 galibiyet çıkarmalıyız. büyükçekmece deplasmanı ve içerdeki bursa maçı kritik bu açıdan.

    yüksek bir bütçeye sahip değiliz ama yine de ligin en yüksek bütçeli 6. ya da 7. takımıyız. mustafa cengiz yönetimini birçok yönden eleştirebiliriz amatör şubeler özelinde fakat bu takımın bu durumda olmasının sebebi yönetim değil. sorumluluk ve sorun bu takımı sezona berbat bir kadro mühendisliğiyle sokan ertuğrul erdoğan'ın ve teknik ekibinin oyuncu seçimlerinde(ydi).

    bitse de kurtulsak.
  • 3524
    çok acil transfer yapması gereken takım. küme düşmek rezalet olur. tamam, amatör şubeler bir şeyler getirmiyor olabilir ama küme düşecek kadar da ihmal edilmemeli. edilecekse de kapatalım madem. ezeli rakibimiz öyle veya böyle avrupa'nın en iyi 4-5 takımından biri haline gelmişken bizi kendi ligimizde küme düşmemiz kabul edilemez.

    şu toplanan yardım paralarıyla 2-3 oyuncu alınabilir. zaten ligde tutsalar yeter. seneye allah büyük.
  • 3525
    2018-2019 ve 2019-2020 sezonunda ertuğrul erdoğan'ın güttüğü toplama basketbolcularla sokak basketbolu politikası 2020-2021 sezonunda tamamıyla çökmüş olan takım. normal sezonun bitimine 9 maç var ve küme düşmeyle arada sadece 1 galibiyetlik bir fark bulunuyor. aslında fark 2 galibiyet ama geçen sezon şubeden şubeye aktardığımız paraları evraklarda dengeleyemeyince beşiktaş ve karşıyaka ile birer puan silme cezası almıştık sezon başında.*

    ışıl alben'in ayrılığı sonrası haziran-temmuz gibi basketbolda sezon planlaması için çok önemli zamanları ömer yalçınkaya'yı devirmeye çalışanlar* ve inatla koltukta tutmaya çalışanlar arasındaki çatışmayla yedik. bu uğurda basketboldan sorumlu yöneticilik görevi ömer cansever, mahmut recevik ve erol özmandıracı'dan alınıp dorukhan acar, ilber aydemir ve oytun özer'e verildi. eninde sonunda yalçınkaya baskılara dayanamayıp çok sevdiği koltuğundan ayrıldığında temmuz ayına gelinmişti zaten.

    hem kadın hem de erkek basketbol takımlarımızda mevcut koçlarla devam kararı alındığında temmuz ayının ortalarıydı artık. aradan geçen 3 haftalık süre her iki takım için de belirsizlik hakimdi. ertuğrul erdoğan'ın arap saçına dönen bir kaunas hikayesi vardı. hatta enteresandır 12 temmuz günü yönetimin izin verdiği haberleri çıktı, 14 temmuz günü litvanya ekibi yeni koçu olarak martin schiller'i ilan etti, hemen ertesi gün de ertuğrul hoca ile sözleşme yenilendi.

    tabi zaman geçtikçe yaşananlardan dolayı bugün geriye dönüp bakınca bu süreç bile şaibe kokuyor. ertuğrul erdoğan'ın gönderilmesi sonucu trendbasket.com gibi ısmarlama haber yapan siteler ve ayııp bayıldığımız socrates'in hayatında fenerbahçe hariç türkiye ligi hakkında iki kelam etmemiş simalarından uğur ozan sulak bile galatasaray yönetimine kendince laf sokma yarışına girmişti. temmuz ayında sadece bizim basında görünen zalgiris haberleri ne kadar doğru, ne kadar ertuğrul erdoğan'ın kendi hayal dünyasıydı(!); açıkçası merak konusu...

    çok da uzatmaya gerek yok, yine atletik ve bir araya gelince bir şeyler oynayabilen bir kadro kurulmaya çalışıldı. ancak elde kalan posası çıkmış yerli rotasyonuna ek olarak gelen yabancılar da çok bir atletizm gösteremeyince ortaya çok çok kırılgan bir takım çıktı. alan savunması yapsa dış şuta boğulan, dışarıyı kapatsa pota altında kevgir olan bir savunma yapımız var. bu da 2 istisna maç hariç rakibi 80 sayının altında tutamamamıza sebep oluyor. zaten o içi maçta da rakibi 68 sayıda tutup kazanmayı başardık. hatta daha da geniş çerçeve bakınca rakiplerin 85'in hatta 90'ın altında kalması bile neredeyse başarı sayılabilecek kadar az...

    geçtiğimiz iki sezonda en azından hücumda rakipten fazla atarak kazanmayı başarıyorduk çoğu maçta. bu sezon çok büyük umut bağlanan alex hamilton'un herkesle kavga etmesi, daryl macon'un da dikiş tutturamaması sonrası hücum gücümüz de bu farkı kapatmaktan uzak kaldı.

    ertuğrul erdoğan'ın kasım ayında gönderilmesi sonrası yola yardımcısı ömer uğurata ile devam kararı alındı. hatta tıpkı sezon başında olduğu gibi yine ömer uğurata'nın havuzundan üç oyuncu transferi yapıldı, muhtemelen alex tyus'ın transferinden gelen para ile. ancak bu transferlerin içinde en çok umut bağlanan pivot assem marei daha maça çıkmadan antrenmanda sakatlandı. elde kendine güvensiz bir guard olan travis trice ve pota altında yeterince katkı veremeyen amile jefferson kaldı. yapıldıktan sadece 3 maç sonra, üstelik son iki maç fenerbahçe ve anadolu efes gibi kaybetmenin olağan olduğu maçlar olmasına rağmen uğurata ile de yollar ayrıldı ve son çare olarak ekrem memnun'a gidildi. ekrem hoca yönetiminde en azından ligde son iki sırada kalan iki takımı mağlup edip sondan üçüncü sırada kalabilmeyi başardık. ancak o kadar işte... gaziantep deplasmanında rakibin 3-4 kere ikram ettiği maçı bile çevirmeyi başaramayacak kadar uyumsuz ve ruhsuz bir takım...

    ertuğrul erdoğan'ın gönderilmesi ile ekrem memnun'un takımın başına getirilmesi arasındaki iki buçuk aylık süre ise tam bir bilinmez. "off record" muhabbetlerde ertuğrul erdoğan'ın görevi bıraktığı dönemde yönetimin aldığı seçim kararı sebebiyle seçime kadar emaneten uğurata'yla devam kararı aldığı, daha sonra seçim iptal olunca koç arayışına girildiği gibi bir senaryo var. ancak bu senaryoda da tutarsızlıklar var.

    bugün itibarı ile pierre jackson transferi açıklandı. assem marei'nin de yavaş yavaş dönmesi bekleniyor. üzerine transfer yapılır mı yapılmaz mı o da merak konusu. mart sonunda bahçeşehir ve büyükçekmece maçları muhtemelen kendi bağımızı kendimiz kesme imkanı verecek iki karşılaşma olacak. ancak ormanspor ya da petkim bu üç haftalık periyotta galibiyet çıkarırsa ki ikisinin de alt sıradan rakiplerle maçı var, o zaman iyiden iyiye korkulu rüya görmeye başlayacağız...

    hele oradan da bu iki galibiyeti çıkaramazsak son 3 haftada iki deplasman var, biri lig ikincisi karşıyaka diğeri de fenerbahçe...

    gerisini düşünmek bile istemiyorum...
App Store'dan indirin Google Play'den alın