• 501
    yapılacak en güzel protesto oyuncu çıkarken alkışlamamak olur ancak oyuncu kaybettiği topun peşinden umarsız hareketlerde bulunmuyorsa, çamdal gibi paramı alayım yatayım kafasında değilse ya da formayı çıkarıp atmak gibi bir saygısızlık yapmadıysa, o forma için ter döken hiç kimse ıslıklanmamalı. sen 15. dakikada kerem için homurdanmaya başlıyorsan o çocuktan sağlıklı karar vermesini beklemeyeceksin. bu günlük hayatta ikili ilişkilerde de böyle, karşındaki insana huzuru sağlarsan bundan maksimum faydayı sen görürsün.
  • 502
    maç sırasında değil ama çıkarken ıslıklamaları bir şekilde anlarım. fakat maç içinde ki homurdanmalar oyuncuları çok fazla düşürüyor. zaten yenilen golden sonra oyuncuların bu kadar düşmesi bence biraz da bu yüzden olmuştur. kerem tamam çok kötü son vuruş yaptı. fakat hakim ne yaptı veya icardi çok iyi son vuruş yapmadı. yani biraz da kendi çocuğumuza çok fazla vuruyoruz.
  • 503
    pir sultan abdal "otorite" tarafından suçlu bulunur ve hakkında idam kararı verilir. hükmü uygulayacak hızır paşa, ibret-i alem için pir sultan abdal'ın sokak sokak dolaştırılmasını ve halkın da kendisini taşlamasını emreder. kimisi hınçla, kimisi otorite korkusuyla pir'i taşlamaya başlar. pir'in muhasibi yani en yakın dostu, yol arkadaşı ali baba da pir'e kıyamaz ama ceza almaktan da korktuğu için taş yerine gül atar. pir sultan abdal da bu durumu şöyle anlatır:

    pir sultan abdal’ım can göğe ağmaz.
    haktan emrolmazsa rahmet yağmaz.
    şu ellerin taşı hiç bana değmez.
    ille dostun bir tek gülü yaralar beni.

    tabii şiirin tamamı bu kadar değil ama bizi ilgilendiren kısmı son iki dize. [aynı hikaye "ene'l-hakk" diyen hallac-ı mansur'a da atfedilir. onun da en yakın arkadaşı şibli gül atmıştır. mansur da: "bizi düşmanın attığı taş değil, dostun attığı gül yaralar" demiştir]

    bir futbolcunun rakip taraftardan "olumsuz" anlamda alacağı en iyi tepki ıslıklanmak, yuhalanmaktır [küfüre, hakarete nispetle]. ama aynı futbolcu için en üzücü olay, kendi evinde, kendi taraftarı tarafından ıslıklanmak, yuhalanmaktır. hiç öyle "bunlar profesyonel futbolcu; milyon euro alıyorlar, bunlara alışmalılar" tandanslı cümleler kurmaya gerek yok. bu çocuklar zaten beşiktaş, fenerbahçe, trabzon gibi statlarda doksan dakika boyunca ana-avrat küfür yiyorlar. profesyonellik dediğimiz şey rakip taraftarın küfürlerini duymazdan gelip oyununu oynamaktır. yani pir sultan'ın deyişiyle: "şu ellerin taşı hiç bana değmez". ama kendi sahana yani kendi evine geldiğinde futbolcunun kendi tribünüyle profesyonel bir ilişki içine girmesini bekleyemezsin. çünkü bu adamlar mekanizma değil, organizma. sevildiklerini anladıkları tek yer kendi taraftarıyla yani sevgilileriyle buluşma anı, bir anlamda "şeb-i arus". icardi'nin takımda kalmasının başlıca sebeplerinden biridir bu. kerem'in kaçırdığı pozisyonlara kerem'den daha çok üzülme ihtimalimiz var mı? taraftarı anlamıyor değilim, elbette onlar da belki maddi-manevi fedakarlıklar yapıyor, saatlerce statta sesi kıçından çıkana kadar bağırıp destek olmaya çalışıyor, sürekli veren taraf oluyor ve bu yüzden de bir karşılık beklentisi içine giriyor. oyundan çıkarken formayı yere mi attı, çok alakasız bir pozisyonda sinirlerine hakim olamayıp kırmızı kart mı gördü tepkini göster tabii ki. ama gol atamadı, hatalı paslar verdi, ikili mücadelerde yerde kaldı v.s nedenlerle bir futbolcuyu ıslıklamak, yuhalamak dostluk, sevgi ya da adına her ne denecekse o ilişkide onulmaz yaralar açar.
  • 506
    4 gün önce tek başına maç almış kaptanını ıslıklamanın hiçbir mantığı yok, kötü oynayabilir oyuncu ben de kerem'i eleştiriyorum ama gidip de ıslıklamam, destek olmak varken ıslıklamak da ne? parasını verip hizmet aldığını sanıyor bazı arkadaşlar ama taraftar olmak, bir renge ait olmak böyle bir şey değil. ben berkan'ı, halil'i sevmiyorum durmadan da de eleştiriyorum farklı mecralarda kendilerine hakaret de etmiş olabilirim ama sahaya gidip de ıslıklamam. taraftar olmak ile bilet satın almak ve stada gitmek farklı şeyler.
  • 511
    muhtemelen;
    'o kadar para kazanıyorlar abi oynayacak yaa' diyen,
    herhangi bir asgari ücret zammından sonra çalıştığı yerdeki temizlikçi ablanın maaşına dahi göz diken,
    okulda tuttuğu notu en yakın arkadaşı ile paylaşmayan,
    halısahada bencil oynayan,
    tanınmadığı sosyal ortamda en samimi olduğu adamın üzerine oynayıp üzerinden sempati devşiren,
    kız arkadaşına kendi dediği olmayınca pasif/agresif geceyi zehir edendir.

    çevrenizdekileri düşünün, ikiden fazla kritere uyduğunu göreceksiniz. umut sarıkaya'nın bir tiplemesidir aynı zamanda, son 1 haftada 4 gol atmış oyuncusuna ıslıklayan .... gibi adamdır.
  • 514
    benim gözlemlediğim, büyük çoğunluğu kombineli olmayıp tek maçlık maça gelen taraftarlardan oluşan gruptur.

    bugün oynanan gaziantep maçında arkamda bir adam vardı, daha önce gördüğüm bir kişi değildi. adam, olur olmadık yerlerden futbolculara vur diye bağıran (bir yerde oha amk diye tepki verdim anlasın diye), oyuncu değişikliklerini eleştiren, kerem akturkoğlu çıkarken de fütursuzca yuhalayan bir tipti. yanımdaki çocuk dayanamayıp tepki gösterdi en sonunda. şimdi bu gibi arkadaşlar maça gelse ne, gelmese ne? yönetim iyi bir tribün desteği istiyorsa sezonluk bilet fiyatlarını makul düzeyde tutup mümkün olduğunca kombinelilerden oluşan bir grup yaratmalı. çünkü, insanlar sürekli maçlara gele gele bir şekilde tribün kültürü edinip zamanla olması gerektiği gibi davranmayı öğrenebiliyor ve sürekli aynı insanlar bir arada maç izledikçe tribündeki sinerji artabiliyor. buradan gelecek daha az gelir, uzun vadede daha büyük maddi kazançlar sağlayacaktır bundan eminim.

    (bkz: 29 ocak 2024 galatasaray gaziantep fk maçı)
  • 517
    faydasız taraftardır. ıslıklayarak bir şeyleri değiştirebileceğini zanneder ama değiştireceği tek şey futbolcuların bu kulübe bakış açısıdır. aynı zamanda takım 5 aydır maç kaybetmiyorken tüm takımı toplu şekilde ıslıklıyorsa, haklı olması da mümkün olmayan taraftardır. "x futbolcuyu ıslıkladık çünkü şöyleydi böyleydi" denilecek bir durum da yoktur, tüm takım ıslıklanmıştır.

    (bkz: 21 ocak 2025 galatasaray dinamo kiev maçı)

    https://x.com/.../1881776830266614171
  • 518
    tribünde işi olmaması gereken taraftar kimliğine kamufle olmuş müşteridir.

    türkiye'de tribün takımdan hizmet beklenen bir yer değildir, taraftarın takımına destek olmak için gittiği yerdir. parasını verdiği için ayrı bir muamele bekleyen varsa boşuna parasını çarçur etmesin. otursun evinde hanım hanımcık maçını izlesin kimsenin asabı bozulmasın.
  • 519
    taraftarlığın tdk anlamına bakması gereken kişidir. taraftar adı üsütnde menfaat ya da karşılık bekleyerek olunan bir olgu değil. rasyonel bir şey hiç değil. kendilerinin lehtar ya da müşteri olarak tanımlanması bana kalırsa daha doğru olur zira taraftarlık başarı gelmediğinde sırt çevirme eylemine ters bir durum.
    he bu ahrazca davranışlar yüzünden olan gerçekten taraftara olacak, üzülen yine canından çok sevenler olacak o ayrı. bu lehtar veya müşteriler kötü sezonlarda piyasada bulunmaz maçlara gitmezler zaten.
  • 521
    kendi sinirini atmaktan başka derdi olmayan, tribüne destek için gelmeyen üstüne de köstek olan insan hareketidir.

    bir futbolcu hatırlamıyorum ki ben ıslıklandıktan sonra "aa ben kötü oynuyormuşum, özür dilerim, futbolumu iyileştireyim hemen" demiş olsun. aksine hepsi daha kötü oynamaya başlamıştır üstüne takım arkadaşları da kötü oynamaya kaçak dövüşmeye başlar bir yerden sonra. sorumluluk alacak kimseyi bulamayınca da kaybedilen puanlar bir anda saçma sapan artış gösterince ıslıklayacak adam bulamayız tribünde ama.

    kimse kusura bakmasın ama taraftarlıkla çelişen, ıslıklayan kişinin kendi tatmini için yaptığı ve bencilce bir harekettir.

    bağırıp çağırıp tepki gösterip illa deşarj olmak istiyorsa insanlar gidip rakibi ıslıklasınlar, rakip cayır cayır topuk pasları yapamaz, löpçük diye 50 meter uzun top atamaz belki, o zaman gerçek bir stadyum atmosferinde "taraftar" gibi maç izlemiş de olur bu arkadaşlar.
  • 523
    yönetimin eseri olan "taraftar" profili. fiyatları bu noktaya çekersen taraftar değil, müşteri gelir ve "parasının karşılığı olan" her neyse onu izlemek ister. takımına koşulsuz şartsız destek olana da "sucukçu tayfa" der geçer. ertesi gün de galatasaray aklına gelmeyecek, senin benim kadar üzülmeyecektir.

    gidin evinizde televizyonda izleyin maçınızı kime ne öfkeniz varsa orada kusun, ne haddinize stadyuma gelip topçu yuhalamak? hele hele 3 şampiyonluğu olan heriflerin heykelinin dikildiği memlekette 7 şampiyonluğu olan kaptanı yuhalamak ne demek?

    ki hiç kafanız basmıyorsa eğer şunu düşünün, bu adam senin takımının en önemli üç beş adamından biri olan torreira'nın en yakın arkadaşlarından. bu torreira küstürür, osimhen der ki, "beni de sevdiler ama iki maç kötü oynasam beni de yuhalar bunlar."

    bir de kabul edin kardeşim siz galatasaraylı değil, cimbomlusunuz. hayatınızın hangi noktasında "haksızlığa ses çıkarıyorsunuz da konu galatasaray olunca aniden "para veriyorum, eleştireceğim" gibi bir kafa yapısına bürünüyorsunuz. hayır elitist de durmuyor bu gömlek üzerinizde, lümpence çünkü. ne sevinmek biliyorsunuz, ne vefa biliyorsunuz.

    son olarak muslera'ya olan tavrıma da önceki entrylerimden bakabilirsiniz hayatı çok seviyorsanız.
  • 524
    hic yapmadım ama dün* yaparmıydım bilmiyorum. muhtemelen ıslıklayan taraftarlar arasında tertemiz küfürümü eder deşarj olurdum. bunlar futbolun içinde olan şeyler. iyi oynayıp galip geldiklernde nasıl alkışlıyorsak, böyle aptalca puan kayıplarında bir şekilde tepkimizi gösteriyoruz. herkesin farklı bir tepki gösterme anlayışı var. yönetim de, futbolcu da, teknik ekip de şapkayı önüne alıp bir düşünsün şimdi.
  • 525
    (bkz: 21 ocak 2025 galatasaray dinamo kiev maçı)

    bu maç özelinde taraftara da hak vermek gerekir. bu takım rfs de 2 puan bıraktı, malmö de son dakika skoru tutamayıp 2 puan bıraktı, az deplasmanı keza 2 puan bıraktı, 3-0 dan verilen 3-3 biten kasımpaşa maçı, sayısız gol kaçırdığımız eyüp maçı. hiç birinde takım ıslıklanmadı, protesto edilmedi.

    ancak sen 6 hafta boyunca sadece 1 gol atabilmiş takımdan kendi evinde 3 yersen, hele de 3-1 önde iken maçı verirsen ve dahi henüz 3 gün önce ligten düşmüş bir takıma takılırsan artık buna kimsenin sessiz kalmasını bekleyemezsin. konya maçı ile beraber yükseliş gelmez ise bu iş daha çok su kaldırıcak. önümüzde bu kara bulutları dağıtmak için fırsat mevcut. ajax'ı yeneceksin, içerde fenerbahçe maçı dahil galibiyet serisine başlayacaksın. yapabilir miyiz? evet yapabiliriz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın