• 102
    zamanında yiğit şardan'ın kalemini kırmış, cemal nalga skandalını planlamışlardı ve basketbol takımımız neredeyse küme düşüyordu.

    bugün mustafa cengiz'in kalemini kırmışlarsa galatasaray'a şampiyonluğu kaybettirmekten hiç bir şekilde çekinmemekle birlikte mustafa cengiz'i dramatik şekilde şampiyonluk kaybeden bir beceriksiz olarak taraftarın önüne atmaktan da mutluluk duyacaklardır.

    kendileri taraftar değildir. galatasaray'ı değil, galatasaray'ın kendilerine sağladığı itibari sevmektedirler.
  • 103
    150 kişi-çocuk toplayıp, güya doğru zamana kadar kongre merkezinde bekleten sonra da ibrasızlık çıkarttırdık diye orta parmaklı sevinen amatör oluşum.

    bence şu hareketlerden sonra , kendilerini bitirdiler. durumu okumaktan aciz, kendi menfaatlerini kulüp menfaatinden yüksekte gören “cemiyet hayatımızın” değerli üyelerinin, kulüp üzerindeki tahakkümü bence son buldu.
    mahkeme kararı da var yapmak istedikleri de olmadı. boşa kurşun atmış oldular.

    inşallah galatasaray şampiyon olur. ama olamasa bile mustafa cengiz’in eline tarihi bir fırsat geçti. bence başkan her iki durumda seçim kararı alacak ve seçimi ezici çoğunlukla kazanacak. şu anki psikoloji buna çok açık. galatasaray ‘ı “hayvan severler” derneği genel kurulu gibi görüp, su altından iş yapmaya çalışan adamlar , öyle götü açıkta yakalandı ki, ben bu gruptan daha önce bu kadar nefret edilen anın olduğunu hatırlamıyorum.

    doğru zaman gelip, taşlar yerine oturduğunda ise ,klüp tüzüğünde üye alımla ilgili maddeleri değiştirerek, hesapları ebediyyen kesilebilir. bu durum da o kadar uzak değil bence. inşallah hep birlikte o günlerede şahit oluruz.
  • 107
    inşallah son mahkeme kararından sonra ali cengiz oyunlarına başlamazlar. çünkü bunların kendilerini başarılı kılmak için tek bir yolu yok . mustafa cengiz- fatih terim ikilisinin arasını açmak için ellerinden geleni yapacaklardır diye düşünüyorum. bu açıdan bakıldığında da hem mustafa cengiz in ünal aysal a göre daha mütevazi bir insan olması hem de fatih terim in ünal aysal zamanından kendine çıkardığı dersler sayesinde biraz daha rahatlıyorum .
  • 108
    bu kavram ile 'liseciler' kavramı birebir aynı kavramı karşılıyor mu, ben o kadar emin değilim sanılanın aksine. 'liseciler' kavramı bir kere çok geniş bir kavram, bunun içine maddi güç, nüfuz gücü vb. bakılmaksızın bütün lise mezunu olup da hatta lise mezunu olmadığı halde liseli-alaylı diye ayrım yapan herkes alınabilir.

    derin galatasaray ise bu kadar geniş tabanlı bir oluşum değil. zaten ismine bile ters. 'derin' kelimesi bu oluşumun çok güçlü olduğunu, arkaplandan işleri veya en azından bazı işlere karar verdiğini, kulübün konjonktüre göre genel pozisyonunu belirlediğini ima ediyor, yani sayıca az ama etkili ve güçlü bir topluluk vurgusu var. yani kişi sayısı olarak o kadar da fazla bir topluluktan oluştuğunu söylemek güç. lisecilerle bu yönden çelişen bir durum sözkonusu yani. belki, hatta kuvvetle muhtemel derin galatasaray içinde de liseci kişiler, liseci bir kanat olabilir ama derin galatasaray'ın komple liseci olduğunu ve aldıkları her kararın liseci perspektiften çıktığını sanmıyorum.

    mesela en basitinden, abdurrahim albayrak bu kulübe sürekli gelip gelip gidiyor ve devamlı inan kıraç'ı falan övüp duruyor. hatta inan kıraç abdurrahim albayrak'a ocak 2018 seçimi'nden önce 'senin mutlaka kazanan listede olman gerekiyor da demiş, sonra sportif a.ş.'de konumlanmış m. cengiz lehine. (u: kaynak abdurrahim albayrak, mayıs 2018'de katıldığı sevilay soruyor programı'nda söylemişti bunları.) ben ocak 2018'deki seçimden sonra dursun aydın özbek, abdurrahim albayrak'ı da yanına alır devam eder diyordum. ama tam tersi oldu. abdurrahim albayrak kabul etmedi dursun aydın özbek'in teklifini * ve mustafa cengiz başkan seçildi. mustafa cengiz ilk sandıklardan da önemli oy almıştı o seçimde, önde olmamasına rağmen. zaten etrafındaki insanlardan da derin galatasaray'a rağmen değil onlarla beraber geldiklerini net anlayabiliyoruz diye düşünüyorum. abdurrahim albayrak'ın bir diğer dediğine göre de ibrasızlıktan sonra da şampiyonluktan sonra da ilk arayan inan kıraç olmuş. geçmiş olsun demiş ve derhal mahkemeye gitmelerini söylemiş. gerekirse onların lehine ifade verebileceğini de söylemiş. şampiyonluktan sonra da inan kıraç arayıp emeklerine teşekkür etmiş.

    yani uzun lafın kısası, birebir derin galatasaray=liseciler olsaydı bunların hiçbiri veya en azından önemli kısmı olmazdı. ne fatih terim ne de abdurrahim albayrak gibi kişiler bu kulüpte barınamazlardı kesinlikle bir süre sonra. mesela liseci diyince aklıma direk hayri kozak vb. geliyor. ama inan kıraç bunlardan birisi mi, lise sempatisi olduğu kesin ama ben liseci olduğunu düşünmüyorum. en azından galatasaray ekseninde her alınan kararda lise perspektifinden bakmadığı kesin. bu ibrasızlık olayının da tamamen bu liseci kanadın kafasına göre yaptığı bir şey olduğunu düşünüyorum. dursun aydın özbek gibilerin de bunda payı var tabi. bence bu teşebbüsü şimdilik derin galatasaray durdurdu. eğer onlar da müdahil olsaydı taraftar falan dinlemez indirirlerdi bence. bu kulüpte öyle veya böyle dursun aydın özbek 2,5 yıl başkanlık yaptı hem de sosyal medya/teknoloji çağında. taraftar elbette önemli bir parametredir ama bu konularda burada bahsedildiği kadar da majör bir parametre olduğunu düşünmüyorum. şu an benim gördüğüm, inan kıraç falan başkanı sevmiyor, olursa başkanı değiştirecekler ama çok da aceleci değiller. ve en önemlisi abdurrahim albayrak vb. diğer yönetim kurulu üyeleriyle pek bir dertleri yok aksine muhtemelen oluşacak * yeni yönetimde onlardan da olanlar olacak. aceleci olan, gözü dönmüş olanlar bu bahsettiğim liseci kanat. onların hiçbir şey umrunda değil, kulüp futbol falan dahil. tek dertleri kulübü tekellerinde tutmak ve liselilerin lokali olarak kullanmak. kulübe bunlar hakim olsaydı zaten galatasaray bu kadar başarılı bir kulüp olamazdı. evet sayıca belli bir güce sahipler ama ağırlık olarak her istedikleri olmuyor aksine birçok istediklerinin olmadığı ortada. onların hakim olduğu, kulübü yönettiği bir sistemde zaten galatasaray 6-7 senede bir * şampiyon olan, beşiktaş-trabzonspor arası bir kulüp olurdu işte.
  • 111
    geçen de söylemiştim, tff'nin ve diğer kulüplerin galatasaray'a karşı takındığı tavır ve camiamıza yapılan saldırı, ali koç'a yanlayan kulüp başkanları ve fatih terim üzerinden galatasaray'a karşı açılan savaş, galatasaray'ı yalnızlaştırma ve antipatik gösterme çabaları bence derin galatasaray'ı da rahatsız etti.

    galatasaray, gül babasıyla, mekteb-i sultani'siyle, galatasaray lisesi'yle, tevfik fikret'iyle, ali sami yen'iyle, gündüz kılıç'ıyla, metin oktay'ıyla, fatih terim'iyle ve daha adını sayamadığım onlarca kıymetli eski başkanı, kıymetli eski sporcuları, yetiştirdiği talebelerle bu ülkenin tarihten gelen en büyük kültür miraslarından biri, eğitim kurumu, sporun beşiği, ülkenin yüz akıdır.

    galatasaray türkiye'dir. hatta o özlediğimiz türkiye'dir(!).

    fatih terim'e karşı açılan savaş ve bu savaş üzerinden kulübe verilen mesajlar artık camiayı fazlasıyla rahatsız eder bir hal aldı.

    geçtiğimiz hafta içinde duygun yarsuvat, ünal aysal ve faruk süren gibi son dönemin en saygı duyulan eski başkanlarının sırasıyla tff'ye ve kurullarına karşı yaptığı ağır eleştiri tesadüf değil.

    https://www.galatasaray.org/...yadan-toz-alir/44852

    --- alıntı ---
    pfdk’nın ve itirazımız üzerine tahkim kurulu’nun vermiş olduğu kararların hukuki temelden yoksun, kamuoyu vicdanında kabul görmeyen, subjektif nitelikte olduğu aşikardır.

    bir hukuk devletinde hiçbir kişi ya da kurum eleştirilemez değildir. ancak, futbolu yönetenlerin bu hakkı galatasaray’a tanımadıklarını görmekteyiz.

    kimilerinin şampiyonluklara “şaibeli”, “lekeli” diyerek resmi tescile dolayısıyla tff’ye hakaret ettiği, 17(!) kulüp ve birlik adına tff’yi tehdit ettiği bir ortamda teknik direktörümüz sayın fatih terim tarafından yapılan masum bir açıklamayı niyet okuyarak cezalandırmak da bunun en açık örneğidir.

    galatasaray, tüm bu haksız ve objektif olmayan kararlara rağmen; yönetimi, teknik direktörü, teknik heyeti, oyuncuları ve büyük taraftarıyla birlikte kenetlenerek her zamankinden daha kararlı ve daha güçlü olarak şampiyonluk yürüyüşüne devam edecektir.

    kamuoyuna saygıyla duyurulur,

    galatasaray spor kulübü

    --- alıntı ---

    ali koç güdümündeki tff ve ona yancılık eden diğer kulüplere verilen mesaj net.

    bu açıklamanın hemen peşinden, ibfk için yapılan şu açıklama da keza aynı sertlikte,

    https://www.galatasaray.org/...klamasina-dair/44854

    --- alıntı ---
    değerli bir yöneticimize 6222 sayılı kanun kapsamında 5.000 tl idari para cezası verilmesini, bir kulübün resmi web sitesinde hukuki zafer kazanmış gibi beyan ve ilan etmesini hayretle karşıladık.

    galatasaray spor kulübü ve yöneticileri her zaman yasa ve kurallara bağlı bir gelenekten gelmektedirler.

    (gbkz: gerçeğin yeri ve zamanı geldiğinde ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır. buna ilahi adalet de dahildir. yeterli tarihi ve taraftarı olmayan bir kulübün bu durumu algılamasının zaman alacağı aşikardır.)

    kamuoyuna saygıyla duyurulur,

    galatasaray spor kulübü

    --- alıntı ---

    çok net bir mesaj var.

    bana göre galatasaray kılıçları çekmiştir.

    bu saatten sonra da hiçbir şey bugünkü gibi olmayacaktır.

    bu sezon(19-20) içinde veya sonunda ya galatasaray'da ya da gerçek kötülerde kırılma olacağı ve birilerinin kellesinin gideceği net.

    bakalım bu savaştan kim galip çıkacak?...
  • 120
    yıl: 2 nisan 1972
    yer : çok malikanesi
    şahıslar: tamer kayak (çok ailesinin başı rahmet çok'un kat görevlisi)
    bali çok (çok ailesinin 5 yaşındaki velihatı)

    1972 yılında serin bir nisan akşamı.. türkiyenin en büyük ailelerinden olan çok ailesi büyük bir parti düzenlemiş. partinin sebebi ise ailenin genç efendisi bali çokun 5. yaşgününü kutlaması. mutlu yüzlerle dolu güzel bir parti sonrası vedalaşmalar.

    fakat bunca gürültü arasında sessiz bir oda var. birazdan bir kat görevlisi ve 5 yaşında bir çöcuğun dünyasını tamamen değiştirecek bir konuşmanın yapılacağı sessiz bir oda... kat görevlisi açıyor kapıyı ve kapının açılırken çıkarttığı tiz gacırtı deliyor havayı, ıssız bir pazar sabahı martıların sokağın sessizliğini yarması gibi bir ses ile. "buyrun" diyor hafif bir reverans ile. arkasından küçük çocuk geliyor ve oturuyor. antika olsa bile kusursuz şekilde cilalnmış, ahşap kolları olan bir koltuğa. çocuğun elinde muhteşem detayları olan bir oyuncak var. kat görevlisi usulca oyuncağı alıp hafif eğilerek göz göze geliyor küçük efendi bali çok ile.

    -küçük efendi şimdi sizle önemli bir konu konuşmam lazım. çok ailesi geleneklerine göre her 5 yaşına giren erkek çöcuğunun size birazdan anlatacağım şeyleri dinlemesi elzemdir. küçük efendi bali çok beni dinlemeye hazır mılar acaba?

    - hadi ama tamer efendi, diyor sabırsızca bali çok. anlat artık , uslu bir şekilde dinlersem istediğim çikolataları odama getireceğine söz verdin ama, unutma.

    -küçük efendi her zamanki gibi pazarlık malzemelerini unutmuyor. çok holding ileride emin ellerde olacak diyor kat görevlisi. o zaman iyi dinleyin küçük efendi. iyi dinleyin ve anlayın bu ülkede neler yaşandığını.

    küçük efendi, biliyorsunuz ki bu ülkede futbol en büyük güçtür. futbolu kontrol eden, ülkeyi de kontrol eder. normal aileler için önemli olmasa da çok ailesi bu ülkedeki en büyük ailelerden biridir ve şüphesiz bu gücün bizim elimizde olması çok ama çok önemlidir.

    -çok ailesine, çok önemli şeyler yakışır diyor burnunu havaya dikerek bali çok

    - küçük efendi size bali adını veren kişi kimse yüksek öngörü sahibiymiş diyor sessizce kat görevlisi. bu kafa ayrı kafa diye ekliyor içinden.
    neyse, diyor ve devam ediyor kat görevlisi. normal şartlar altında babanız rahmet çok gibi beşiktaş taraftarı olacağınızı düşünmekteydim küçük efendi ama sanırım sizin başka bir renk var gönlünüzde.

    evet, diyor bali çok . sarı kırmızı renkler çok güzel. sanırım galatasaraylı olacağım.

    olmaz! diye bağırıyor kat görevlisi. ilk defa kendini kaybederek. olmaz küçük efendi. sizin galatasarayın başına bela edemem.

    efendim? diyor bali çok cümlenin sonunda sesi kesilen kat görevlisini duyamayarak.

    yok bir şey küçük efendi diyor kat görevlisi sakinleşerek. diyorum ki, galatasarayı tutamazsınız çünkü galatasaray bir futbol takımı değil, bir örgüttür.

    nasıl yani diyor bali çok , şaşkınlık içerisinde.

    küçük efendi diyor kat görevlisi sesini alçaltarak, şimdi anlatacaklarımı bu ülkede sadece en güçlü ailelerin üyeleri bilebilir. lütfen beni iyi dinleyin.

    galatasaray dünyayı kontrol edenfuckerfeller ailesinin bu ülkeyi ele geçirmek amacıyla kurduğu bir kulüptür. bu kulübün oyuncuları ve yöneticileri zilliminati denilen bir loncaya üyedirler.

    -zilli memati mi? diye soruyor şaşkınlıkla bali çok

    -yok kurtlar vadisi 45. bölüm amk

    -efendim?

    -yok bir şey küçük efendi. adınızın hakkını 5 yaşında veriyorsunuz gerçekten ötesini düşünemiyorum. neyse, ne diyorduk? heh, zilliminati . küçük efendi bu örgüt anadolu içinden özel ajan futbolcular yetiştirip ülkeyi kontrol altına almak istemekteler. bizim gibi güçlü aileler de buna engel olmaya çalışmaktalar. hatta şu anda adana demirsporda bir topçu var 19 yaşında. ajan olduğundan şüpheleniyoruz ve galatasaraya transferine engel olmaya çalışıyoruz. adı da manidar , fatih...

    boğazını temizliyor kat görevlisi. yani demem odur ki, galatasaray olmaz küçük efendi. sizin beşiktaşlı olmanız lazım babanız gibi.

    -ama, ama diyor bali çok hafif ağlamaklı, olmaz ki. ben sarı rengi çok seviyorum. bari fenerli olayım?

    -aa bak o da olur diyor hemen kat görevlisi. ben baban beşiktaşlı diye en rahat onu çakarım, öhöm, yani o takıma gönlünüz kayar diye düşündüm ama fenerde olur sıkıntı yok.

    -o zaman, diyor ve süper lüks koltuğundan atlıyor küçük efendi bali çok . artık fenerbahçeliyim ve galatasarayla bir ömür savaşacağım. şimdi odama gidiyorum, diyor azametle. sen de bana söz verdiğin çikolataları getir.

    -emredersiniz küçük efendi , diyor kat görevlisi ve ufak bir reverans daha yapıyor arkasından bakarken bali çok un. içinden bu gece belki de son kez olarak şunu geçiriyor. "bu çocuğa bu ismi kim verdiyse, iyi denk getirmiş"

    aynı gece , ilerleyen saatler... yer, çok malikanesinin önü...

    -görev tamam mı? diye soruyor muhteşem arabanın içindeki beyaz saçlı adam
    -evet efendim diyor kat görevlisi, yüzünde az önce çocukla yaptığı konuşmadaki sevecen ifade yerine bir asker ciddiyeti ile.
    artık bali koç un galatasaraylı olup başımıza bela olma ihtimali kalmadı. şimdi fenerbahçe düşünsün.
    -güzel, diyor beyaz saçlı adam. şimdilik beklemede kal.büyük ihtimalle yakında yeni bir görevin olacak. demirgören ailesinde de bir potansiyel küme düşürücü varmış galatasaraylı olmak isteyen, onu da beşiktaşa çakarız artık.
    "hahahahahaha"

    her şey galatasaray için diyorlar aynı anda. ve biri malikaneye dönerken, biri de karanlık sokakta arabasıyla sonsuzluğa karışıyor...
App Store'dan indirin Google Play'den alın