başka bir hayatı, başka bir * coğrafyayı yaşamayı haketse de; varolan ve olacak nice yaşı mutlu olsun şimdilik... gofret ve sarı kırmızı hayatından eksik olmasın...
535
yeni yaşında mutluluklar dilerim, nice yıllara.
536
yakalasam da laf çaksam istediğim galatasaray sözlük yazarıdır.
537
uzun zamandır mustafa cengiz aleyhi yazılarını hayretle takip ettiğim yazar.
538
yazılarını severek okuduğum, sözlüğün basketbol şube yöneticisi.
basketbol şubesine yakın olduğundan ötürü mustafa cengiz yönetimine karşı öfkeli olduğunu tahmin ediyorum. zira yazılarından da anlaşılacağı üzere birçok oyuncu ve idari personel ile yakın ilişkilere sahip. erkek ve kadın basketbol takımlarımızın temmuz ayında koç problemi yaşamaları, bir elin parmakları kadar kontratlı oyunculara sahip olması büyük ihtimalle kendisini üzmektedir.
ancak; ben de uefa kriterleri tepemizde demokles'in kılıcı gibi sallanırken basketbolda lüks bir harcama yapılmasını doğru bulmuyorum. zira rakibimiz fenerbahçe iki takım için 35 milyon dolarlık bir bütçeyle lige ambargo koymuşken, bizim harcayacağımız her bir dolar uefa'nın cezai yaptırımlarını yaklaştıracak. bu çalkantılı dönemde iki yıl genç bir kadroyla istekli ve hırslı bir mücadele göstererek playoff bileti kovalamamız benim gözüme batmayacaktır.
evet galatasaray bir spor kulübüdür. fakat bu konjonktürde her amatör branşı ayakta tutacak mali güce sahip değildir. umarım güzel sponsorluk anlaşmalarıyla hem yönetim, hem amatör şubelerimiz hem de daniel tozser'imiz mutlu olur.
539
galatasaray basketbol şubesine hiç birimizin vermediği değeri veren yazardır. mustafa cengiz’e tepki göstermesi de yönetimlere göre eleştiri yaptığının değil, galatasaray basketbolunun olması gereken yerlere gelmesini istediğinin göstergesidir. şube ile ilgili tüm endişelerini, üzüntülerini ve sinirini paylaştığımı belirtmek isterim.
540
temmuzun 7'sinde eurocup sampiyonu kadin basket ve erkek basket takiminin hala kadrosu, planlamasi, stratejisi belli degilken,
oktay mahmuti gibi bir koc bu plan programsizlik yuzunden sozlesme feshine goturulurken,
bunun ustune mahmuti zaten galatasarayli degildi indirim istemedi, o yuzden ayrildi denilip koc ucuzca taraftarin onune atilirken,
ustelik maddi sikintilarin oldugu ortamda hem mahmuti'ye 800 bin euro verip, hem de yeni koc arayip, bulup, ona da ekstra para verilecekken,
mustafa cengiz'i elestirmesi son derece dogal olan yazar.
541
çoğumuz için futbol diğer branşlardan daha önemli. kendisi içinse kadın basketbol takımı diğer şubelerden daha önemli. takımın hali de ortada. kendisini anlıyorum. kadın basketbol takımı bu yıl ligden düşmeye aday. daha önce de yaşadık bunu. tekrar yaşamak istemiyordur. herkesin kendine göre bir derdi var işte bu dünyada.
542
basketbol konusunda tek olmamak guzel. basketbolu bu kadar cok savundugu icin kendisine ayri sempati duydugum yazar.
543
sevmek baska anlamak baska.
duruma cozum olarak ne oneriyor acaba? futboldan gelecek gelirin sadece futbola harcanmasi kurali bir yana zaten futbol subesi daha buyuk batakta. en son uefa bir de ters bir karar verirse men cezasi gelirse tam yanacagiz.
ulke boku yemis, herkes gelecege dair umutlarini kaybetmis bir halde iken sponspor bulmak bu kadar kolay mi?
kendisi mahmuti’ye mobbing yapmakla sucluyor baskani. subenin borcu 32 milyon, mahmuti ise kimin akli ise 1.2 milyon dolar yillik para aliyor. kim gelse ya oyunculari gonderir veya hocadan fedakarik ister. baskan bunu yapti. bunun neresi mobbing? demis ki ya indirime gidin veya sizinle calisamiyoruz maddi kosullardan dolayi. bizim amiral gemimiz futbol zaten futbol olmaz ise hic bir brans olmaz. ilk once onu kurtaracaksin ki sira digerlerine gelir.
544
kadın basketbol kendisinin kırmızı çizgisidir. ülkede bu sporla en çok ilgilenen adam olabilir. bu yüzden eleştirilerine katılınmasa bile anlayış gösterilmesi gerektiğini düşünmekteyim. kaldı ki kendisi yıkıcı değil yapıcı ve "eleştiri nedir, nasıl yapılır" dersi verecek kadar naif bir adamdır.
peşin not: bu entari hiçbir yazara bir cevap değildir.
545
sözlüğün harçı, çimentosu resmen. seneler önce acilan bir baslikta senler once detay yazabilen fil hafizali insan. sözlük var oldugu sürece adı da kendi de burada iz birakanlar arasinda olacaktir.
546
klasikleşmiş tarzıyla, bir girinin çoğu zaman bu yazara ait olduğunu anlayabilirsiniz.
bazen hayret ediyorsunuz, yazımına bu kadar sadık kalabilmesine. üstelik bilmem kaç on binler küsür girisi olduğunu görünce... âh, aslında bu durum açıklıyor sanırım. yazımında bir kalıbı oturttmasını. neyse. yazdıklarında sürekli bir eylemsi kullanımı görülür. daha doğrusu, sıfat fiil, yani ortaç kullanımı... daha spesifik olarak konuşacaksak, -an (-en) ekiyle yapılan sıfat fiil kullanır.
gerçi sözlük formatı gereği genel kullanımda tanıma yakınsar cümleler kurma zorunluluğu nedeniyle çokça karşılaşılır bu kalıba. ama nedense şu ana kadar hiç yanılmadım, "aha bu giriyi daniel yazmış" dediğimde.
yazaduran.
547
sanırım bundan daha net anlatılamazdı. emeğine sağlık hocam, zevkle okuyorum.
2 kasım 2018 galatasaray fenerbahçe maçı sabahı uyku tutmuyor. gözlerimi kapatıp uyumak istiyorum, kafamda maçı oynuyorum. baktım olmuyor, sözlüğü açtım. sol framede bir şeyler oluyor ta 90’lardan günümüze... derbi sabahı nostaljik esintilerle şov yapan yazar kardeşimiz. keyifle okuyorum.
549
günler, haftalar sonra değil, aylar sonra ilk kez bu kadar havasında gördüğüm yakışıklı mühendis bey...
allah bozmasın, yanıyor...
550
galatasaray'ın bir spor kulübü olduğunun idrakinde bir yazar kardeşimiz...
sözlükten uçmağa varmadan önce kendisini editörlüğe aday göstermiştim ben uçtuktan sonra arkamdan sallamıştı :) öncesinde ve sonrasında ki halihazırda da aramız iyidir sözlükte...
ardından gsbaskette kendisini moderatörlüğe uygun bulduğumu ikrar edip kendisinin editörlüğünü hayırlamıştım...çok geçmeden aysalcılar tarafından başım yenilince :) foruma moderatör oldu :)
yani erdoyu severim zira futbol dışı branşlarla ilgilenip de bu şubelerde antrenör, yönetici, idareci, personel filan olarak çalışmayı düşünmeyen, hayal etmeyen yani galatasaray'dan nemalanmak istemeyen kendimden başka bir allahın kulu daha olduğuna beni inandırdığından ötürü kendisini hep seveceğim ama ah ah şu liboşluk şu konformistlik yok mu:) daniel tozser üstat da çağımızın salgınından şifayı kapmış, hep güçlü tarafta :) ve asla her devrin adamlarına karşı durmaz :) kardo erdo sen artık daha fazla hugo hartung okuma :) hürmetler seviliyorsun...