evet, bu entryi belki de yaşayan tek berkan ismail kutlu fanı yazıyor.
olaya sadece saha içi gözüyle bakıldığında eksikleri çok olan bir futbolcu görebilirsiniz ama ben günün sonunda çok özel bir sporcu ve çok güzel bir karakter görüyorum. deprem zamanı yaptıkları, lösev’in spor elçisi olması, birden fazla dil konuşmasının da etkisiyle takıma yeni gelen her oyuncu için oryantasyon görevine soyunması ve en önemlisi de en az bizim kadar galatasaraylı olması. çok zor ve kötü geçen bir sezonun öncesinde geldi, takım arkadaşlarıyla beraber çok kötü zamanlardan geçti, buna rağmen avrupa arenasında oynadığı her maçta rakiplerimizin onlarca milyonluk orta sahalarına karşı takımını bir kez bile ezdirmedi. sonraki 3 sezon şampiyonluk gördü, toplamda 5 kupayı hanesine yazdı. hiçbir zaman başrol değildi ama ne zaman baş sıkışsa berkan oradaydı; ama orta sahada, ama sol bekte, ama stoperde. her mevkide önüne 3 adam da alınmış olsa bir yerlerde berkan’a iş düştü ve o da elinden geleni sahaya koydu. elinden gelmediği zamanlar oldu ama eli belinde olduğu tek bir gün bile olmadı. yıllar geçti, biraz şans, biraz kader, ama en çok da emeklerin karşılığı ve iyiliğin kazanması senaryolarında o top gitti, düştü, sekti berkan’ın ayağına geldi ve olimpiyat’ın o boktan atmosferinde şampiyonluk meşalesi yandı. fıtrat değişiyordu ama o kan yine aynı kandı, televizyon başında mitroglou’nun akhisar’a attığı şampiyonluk goşüne sevinen berkan, kendi attığı şampiyonluk golüne de mitroglou gibi sevindi. berkan’ı hep çok sevmiştim ama o gün başka bir yere geldi benim gözümde, o anki sevinci ve heyecanı bendekiyle çok benzerdi. orofesyonel futbolcu olarak değil galatasaray tutkunu olarak sevindiğini hissetmiştim.
kendi de söylediği gibi, montheyli o çocuk başardı. isviçre’nin küçük bir kasabasında galatasaray’da oynamak için futbola başladığını ifade eden, okuluna, antrenmanlarına galatasaray formasıyla giden, galatasaray’da olduğu her an en az bizim kadar galatasaraylı olduğunu gösteren çocuk galatasaray tarihinde bir yer edindi. o hep burayı hedefledi, istedi, geldi ve başardı. yedirdiği gol, yaptırdığı penaltı, gördüğü kart veya kaybettirdiği puan unutulur ama o karagümrük’e attığı şampiyonluk golüyle hatırlanacak.
videonun yarısından sonra titreyen sesi bile bu armayı ne kadar çok sevdiğinin kanıtı gibi aslında. para pul için, statü için veya çocukken başka renkte kurduğu veya kurduğunu iddia ettiği hayalleri için değil futbol oynamak için, kalıcı olmak için, yeni hayaller ve hedefler için gidiyor. en önemlisi de, hiçbir şeyi olmayan genç bir delikanlı olarak geldi, 3 şampiyonluk ve 5 kupaya sahip bir aile babası olarak gidiyor. yolun bahtın açık olsun berkan, her şeyin en iyisini hak ediyorsun.
https://www.instagram.com/...gsh=ZW5rbGVzc3VwZHli