• 51
    yazdıklarının hemen hepsine katılmadığım bi' yazar. olabilir, buradaki herkesle benzer görüşte olacak halimiz yok. ama zaman zaman gerçekten de garipsediğim şeyler yazıp-çiziyor. bu yazar genel olarak infial yaratan maç yönetimleri gösteren hatta zaman zaman tüm kamuoyunun berbat yönetim gösterdiği üzerinde birleştiği örneğin, 19 nisan 2019 tarihinde oynanan fb-galatasaray maçında göz göre göre ali palabıyık tarafından doğrandıktan sonra ve herkesin siniri tepeyken koşarak sözlüğe gelip ağlamayın melis'ler yazabilmişti yine 20 şubat 2021 alanya-galatasaray maçında zorbay küçük'ün çok iyi maç yönettiğini yazmıştı. o noktadan sonra artık diyebilecek bi' şey yok demiştim. moderasyonun kendisini hala burada tutması şaşkınlık verici.
  • 54
    bir fikrimi ifade edeceğim ancak bilinmesini isterim ki sözlüğümüzün başlığına yazdığım üyesi hakkında değil sadece bu görüşlerim. sadece kendisinin entry'lerinde bu durum biraz daha fazla göze çarpmakta.

    burak elmas'ın başkan yardımcısı rezan epözdemir'den görev yaptığı süre boyunca hiç hazzetmedim ama istifasından sonra şöyle bir demeci vardı: "galatasaray ve fenerbahçe dost olamaz. bu hayatın akışına aykırı. azami nezaket tamam ama dostluk hayatın akışına aykırı bir durum. bu minvaldeki hareketler yanlıştır. bunu sayın başkana defalarca söyledim”.

    fenerbahçeli veya beşiktaşlı bir futbolcu iyi oynuyor ise, "iyi oynuyor" denebilmeli elbette ki. burada örneğin kim min-jae veya arda güler için "balon" benzetmesi yapan üyelere ben de çok şaşırmıştım ve hatta bazılarıyla tartışma da yaşamıştım. ama dna'larının tamamına galatasaray nefreti işlemiş, tüm faaliyetleri galatasaray'a zarar vermek üzerine kurulu beşiktaş, fenerbahçe gibi camialara "100 yıllık kulüpler" bahanesi altında sevgi ve saygı beslemek, işte bu bence galatasaraylılığa aykırı. rezan epözdemir'in dediğine benzer şekilde; bu camialara bir galatasaraylının sevgi ve saygı beslemesi, başarılarını alkışlaması hatta başarılı olması yönünde temennilerde bulunması hayatın akışına aykırı. bu olmaz. bu galatasaraylılık taraftar kimliği altında kabul edilebilecek bir şey değil. beşiktaş'ın oyununun veya futbolcusunun iyi veya kötü olması başka; beşiktaş'ın şampiyonlar ligi'nde yaptıklarına alkış tutmak veya gol atıp şampiyonluk kazanmasını istemek başka. galatasaray'ın futboluna, saha içinde sergilediği oyuna odaklanmak ve bu oyuna dair haklı eleştirilerde bulunmak başka; şampiyonluk yolunda haksız yere iptal edilen golleri veya verilmeden geçilen kırmızı kartlık pozisyonları makul göstermeye çalışmak başka. bunlar objektiflik değil. bunlar başka şeyler ve benim galatasaraylılık anlayışımla örtüşmüyor. ben burada sadece fikrimi/bakış açımı yazmakta özgürüm, herkesin galatasaraylılığı ve doğruları günün sonunda kendine. ama bazı konuları tekrar bir gözden geçirmek veya bazı konularda bir özeleştiri yapmak gerektiğine inanıyorum bu üyemiz özelinde.
  • 55
    sözlükteki en taze cadı avının kurbanı olmuş yazar. yıllardır bu sözlükte yazıp 5000 civarı entry döşeyen biri beşiktaşlıysa bile artık galatasaraylı olmuştur. kaldı ki 5000'e yakın entry'nin 98 tanesi ofsaytlanmış, bu da gayet normal bir oran.

    bir başka noktaya değinmek istiyorum: sözlüğün genel atmosferi içinde bazen çok galatasaray aleyhine entry'ler girilebiliyor. bugünkü kafayla dönüp o entry'lere baktığınızda "bir galatasaraylı böyle şey söyler mi" denebilir ama o dönemki ruh halinde o sözler normal karşılanıyor. mesela fatih terim için "ahımız var hocam" döneminde yazılmış bir entry'yi bugün paylaşsak, onu yazan kişinin ne hainliği kalır ne vefasızlığı. o yüzden bağlamından koparılıp burada paylaşılan entry'ler üzerinden kimseyi "beşiktaşlı, galatasaray düşmanı, kripto, provokatör" gibi sıfatlarla nitelemenin anlamı yok.

    beğenmediğimiz entryleri ofsaytlamak yerine yazarını kriptolukla suçlamak ise hiç olur iş değil. bu konuyu bir türlü aşamıyoruz sözlük'te, özellikle de yeni yazar olan kişilerin yıllardır yazarlık yapanlara karşı bu tavrı ekstra can sıkıcı. "siz bu sözlük'e emek veren insanları hedef göstermek için mi yazar oldunuz?" diye sorarlar adama.
  • 56
    uzun süredir sözlüğümüzde yazan ve galatasaraylı olduğunu düşündüğüm yazar. fikirlerine katılmayabilirsiniz. benim de katılmadığım noktalar var. biz burada entrylerimizi maç izlerken yazıyoruz. sinir, stres, sevinç, hüzün, coşku hepsini bir anda yaşarken yazıyoruz. dolayısıyla tansiyonun arttığı dakikalarda yanlış şeyler yazılabiliyor. benim de dahil herkesin eminim çıkar böyle entryleri. silenlerinki çıkmaz fakat örneğin ben çoğunlukla silmiyorum. mutlaka vardır.

    hakemler konusundaki görüşünde değinmek istediği noktayı anlıyorum. tabi ki önceliğimiz performansımız. fakat hakemlerin hatalarını dile getirmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. hakemlerin iyi yönettiği anlamına hiç gelmiyor. niyetini aklasanız kötü hakemlikleri aklanamıyor. ki niyetleri de iyi falan değil. biz hakeme rağmen kazanıyoruz çok şükür. utanma duygusunun ve adaletin yok olduğu skandal maçlar oldu bunu hatırlamak lazım.

    nick altı yazmayı hiç sevmiyorum. sözlüğümüzde de şahsen yasaklanması gerektiğini düşünüyorum. en azından kavga şeklindeki bu bence çirkin ortam önlenmeli. şüphesi olan moderatörlere yazar ve onlar bu işi zaten titizlikle inceler.
  • 57
    yazdığı hemen hiçbir şeye katılmadığım sözlük yazarı. hatta engellemişim kendisini, yazdıklarını görmekten sıkılmışım belli ki.

    bununla beraber, ellerinde meşalelerle başlık başlık, yazar yazar dolaşıp beğenmedikleri fikirlerin üzerinde tepinmeyi huy edinmiş, belli başlıklarda gece bekçisi gibi elinde düdüğüyle nöbet tutup alenen “aykırı fikir” avcılığı yapan, kafalarındaki dar kalıplara oturmayan tüm yazar ve girdileri aynı tornadan çıkma bayağı girdilerle aşağılayan, ellerinde yetki olsa sözlüğümüzü bir günde gsantu.com’a döndürecek yazarlara bin defa tercih ederim kendisinin sözlükteki varlığını.

    beşiktaşlı da, fenerli de olsa bu fikrim değişmez.
  • 61
    galatasaray sözlük üyesi bir taraftar.

    acilen @hagi'ye galatasaraylı olduğunu kanıtlayacak somut bir kanıt göstersin. gösterdikten sonra da kendisine rakip takımlı yakıştırması yapan üyeler banlansın. ben sıkıldım artık 3 günde bir sol framede bir yazara ateş püskürtülmesinden. eğer şüphe duyuyorsanız birinden önce mesaj atın konusun, kısaca diyalog kurun. uğraşamam diyorsanız da moderatörlere belirtin de incelesinler olayı.

    bu platformda birine küfür etmek pilot sebebi ise fenerli, bjkli demenin cezası daha fazla olmalı. bu kadar basit olmamalı bu işler.
  • 66
    belirli aralıklarla sözlükteki bazı yazarlarca beşiktaşlı ilan edilen yazar. daha önce bunun sebeplerini bir arkadaş üşenmemiş tek tek entrylerle belgelemişti (!) galatasaray'ın averajla şampiyonluk kaybettiği sezonda lig sonuncusuna fark atamamıza sinirlenip ''beşiktaş şampiyon olsun'' benzeri sözlerim ya da sezon başında daha icardi, rashica vs. yokken seferovic ve oliveira transferlerine kızıp girdiğim entryler ve salih uçan övgülerim beşiktaşlı olmama kanıt olarak gösterilmişti. sezon başında hem türk olması hem de bonservis ücreti olmaması sebebi ile çok istemiştim salih uçan'ı.

    bu entryi yazıyorum çünkü şampiyonluk gecesi yine beşiktaşlı olduğum belgelendi bazı yazarlarca ancak o yazarların referans verdikleri entylerden birini sözlük silmiş, bazı yazarlar da o entryde ironi olduğunu belirtmek için nick altı yazmışlar, entry silinince de yazdıkları havada kalmış. kendimi o yazar arkadaşlarıma karşı sorumlu hissettiğim için yazmak istedim bunları.

    şampiyonluk geldiği anda biri beşiktaş başlığına biri de şu an hatırlayamadım ama gaziantep ve hatay maçlarından beşiktaş'ın 5 puan daha istediğini anlatan bir başlığa iki entry yazdım ve beşiktaş haklı verilmeli bu puanlar, verilmezlerse adamlar 2. olacak, oysaki verilirse 2. olacaklar diye rakamla ve yazıyla ikincilik vurgusu yaptım.

    yine de ironinin anlaşılmamasını anlayabilirim ama diğer yandan mesaj atarak ''yaprağım sen ne anlatıyon'' diyecek üslupta ve algıda birisini engellememe vesile olması açısından bile harika bir entry oldu benim açımdan o entry, şu an silinmiş olsa bile.

    bu vesile ile belirtmek isterim ki elbette farklı düşünebiliriz, elbette sevmeyen olabilir, engelesin geçsin, hatta sözlükten atılmam da istenebilir, bunlar normal şeyler. nihayetinde bu taleple modlara gidildiğinde modlar yazdığım 5000 entye bakıp, burada bir terslik var, galatasaraylı olmayan adam 5 bin entry mi yazar diye düşünüp, entylere bakıp zaten iddiaların asılsız olduğunu anlayacaklardır.

    bu vesile ile o gece beni savunmak adına nick altı yazan arkadaşlara teşekkür eder, aynı ironiye de devam edeceğimi belirtmek isterim, çünkü çok zevkli. *
  • 67
    beşiktaşlı olduğunu düşünmediğim yazar fakat beşiktaş'ın talebi haklı demesi bana göre ironi değildi. beşiktaş'ın sıralamadaki yerinin bu söylemde ehemmiyeti yok. öte yandan belki duyar kastığım söylenecek ama bana kalırsa hatay ve antep meselesi ironi yapılabilecek bir mesele değildir.

    kendisine hakaret edilmesini de son derece yanlış buluyorum. burda insanlar farklı şeyler düşünebilirler ama kimsenin diğerine hakaret etmeye hakkı yok.
  • 74
    kendisini tanıyanlar bilir ki anlatıları sonuna kadar dinlenmeden fikir sahibi olunmamalıdır. bir entrysinde güzel bir anlatım ile yapmış fakat anlaşılmamış sanıyorum. yukarıda kendisinin eleştirildiği bir kaç entryde okuduğum kadarıyla hagi’yi övmek için alex’i kullanmıştır. ancak okuduğunu kelime kelime anlamak yetmiyor işte. bütüncül bakmak lazım.

    (bkz: #3640159)

    çok yaşım yok ancak söylemeden geçemeyeceğim; hey gidi hey, eskiden türkçe kitaplarında her ünite için bir metin bulunurdu. ardından “okuduğunuz metnin ana fikri nedir? tartışınız” şeklinde, okuduğunu anlama ve yorumlama yeteneğini geliştiren, öneri ve soru kısımları gelirdi. belki şimdi de var bilmiyorum ama sanırım bunu yapan son öğretmen benimkiydi.

    ben 2006 yılında liseden mezun oldum. aradan geçen yaklaşık 17 senede, milli eğitim bakanı, mevcut bakan ile birlikte, 8. kez değişmiş oldu. normal tabi.

    bununla beraber internet hızı da okuma şeklinde olumsuz denebilecek etkiler yarattı, yazının özütünü hızla almaya çalışmak gibi bir alışkanlık yarattı. yazıdan seçtiğimiz bölümleri hızlı hızlı olumak gibi.

    aynı zamanda içerikten çok popülerite ön planda. her birimiz kolay dopamin bağımlılarına dönüştük. okumak istemediğimiz yorumlara “maruz kalmak” ya da çetrefilli anlatımlara kafa yormak yerine hızla dopamini salgılatacak yöntemi tercih ediyoruz. içerik ile aynı düşünüyorsak sorun yok mutluyuz fakat düşündüğümüzden farklı yorumlar karşısında salgılanamayan dopamin bizi bir bağımlıya dönüştürüyor. saldırganlaşıyoruz… itham, linç, aşağılama gibi ilkel dürtülere yöneliyoruz.

    aslında biraz nefes alıp hareket etsek sözlükte ve tüm dünyada nicelik azalacak, nitelik artacak. her konuda. böylece nefes alıp vermek daha kolay hale gelecek.

    ortaya çıkan atık miktarı artan nitelik ve azalan nicelik neticesinde daha da düşecek(hem yazın içerikleri anlamında, hem proje anlamında, hem de fiziksel atıklar anlamında). biz de daha yaşanabilir bir dünyada, daha az kaygıyla nefes alıp verebileceğiz.

    tanımı atlamayayım, yazık olmasın: burada en az atık entry yaratan sözlük yazarıdır. kendisini tanıma fırsatım olduğu için kendimi şanslı hissettiğim insanlardandır. “ben bu adamı tanıyorum” dediğim bir şahsiyettir. yazdıklarına katılsam da katılmasam da olaylara her zaman bakılmamış açıdan bakar, vizyon genişletir.

    entry’ lerinin tamamında ne dediğini anlayarak okumaya “gayret etmenizi” tavsiye ederim.
App Store'dan indirin Google Play'den alın