• 903
    bu maçta beşiktaşlıların ağladığı pozisyonların hiçbiri kırmızı değil.
    osimen düdükten sonra vurmuş. öylesine bi vuruş o. kural ihlali değil. ne tepki ne başka bir amaç için vuruştu.
    algıya gel.

    sane ise birinci hareket sarı doğru. kırmızı olmaz.
    ikincisinde de ayağı kayıyor. kasıt yok. ayağı kurtaramazdı.

    ama öyle acziyet içindeler ki galatasaray'ın büyüklüğü altında ezildikleri için bunlara sarılmaları normal.
  • 904
    tarihi bir galibiyet aldık, etkisi sonraki yıllara da etki edecek. yeni stat açıldığından beri 10 yılda tek bir galibiyetimiz vardı. pek zorlanmadan, hem de 10 kişiyle güle oynaya kazandığımız ilk maç oldu diyebilirim. sonraki yıllarda bu stadçığa geldiğimizde artık eskisi kadar gerilmeyeceğiz. yani gerilmek derken de çok küçükler ya, göremeyip de üstlerine basmamak için yaşanan bir gerginlik bu :)
  • 905
    bu maçtaki pozisyonları saatlerce konuşacak olan yorumcu güruhu geçen sene aynı sahada frankowski'nin yediği saçma sapan kırmızı kartı, bu nedenle 70 dakika on kişi oynamak zorunda kalmamızı ve sezonun tek yenilgisini almamızı konuşmayacak.

    sezonun ilk yarısında chobani stadında skriniar'ın sara'nın bileğini biçmesini de konuşmayacaklar, çok daha hafifine kırmızı diyecek olmalarına rağmen. o maçı da çok rahat kazanacaktık oysaki.

    yani ötüp ötüp duracaklar, hiç önemli değil. hepsini üst üste koya koya devam edeceğiz.
  • 907
    10 kişinin beşiktaş'a deplasmanda yeteceğini görmüş olduk. ağlayarak günlüklerine yazabilirler.

    sadece ilk yarısında 3 kere net ayağa basmalı apaçık sarı kartlık pozisyonu es geçen orta hakem, her pozisyonda götünden penaltı, ihraç kararı kovalayan var hakemini de üst üste koyup geze toza yendik.

    böyle derbi deplasmanı mı olur ahrazlar. konya'da daha çok zorlandık.
  • 910
    ilk yarıda çok çok iyiydik. beşiktaş'a tek bir pozisyon verdik. onun haricinde hiç oynatmadık onları, topu vermedik, pozisyonlar da bulduk aslında ama genelde olduğu gibi finalle çok kötüydü ne yazık ki.

    2. yarı baskı yemek normal. deplasmanda derbi oynuyorsun 1 - 0 ondesin, rakip da çok formda ve motive, elbette baskı gelecek. o noktada biraz daha kontra tehdidi yaratabilmek güzel olurdu. sane atılınca baska bir oyun oldu zaten. ona rağmen duran toplar hariç öyle aman aman pozisyon vermedik akan oyunda.

    kendimizi yete attık mı allah'ı var attık. bir kez osimhenz bir kez sallai yattı baya ama o anlarda hakem durdurmadi ki oyunu, besiktas da taca atması oynadı hatta orkun, yerde yatan sallai'nin üstünden atladı. hiçbir itirazım yok bakın, yatmasın isterim ben oyuncularım ama zaten oyun durmadı ki. o pozisyonda sen 11'e 9 hücum ettin, br galatasaraylı oyuncunun da neden taca atmıyorsunuz dediğini görmedim. sorun ne o halde?

    okan hocama tesekkur ederim. nefis hazırlamış takımıı. herkeste maksimum savunma bilinci ve disiplin vardı topla da sakindik. 2. yarıda aksayan sane'yi almaya hazırlanırken şansız kart pozisyonu geldi. teşekkür ediyorum hocama ama 7 mart 2026 beşiktaş galatasaray maçı bitti ve hemen önümüze bakmamız lazım.
  • 913
    juventus maçından ders çıkarırız dedim ancak asla ders çıkarmamışız. 2 tane 6 numara garabetinden kurtulmadığımız sürece bu takım ne defans ne de hücumda etkin olabilir. maçtan önce şöyle söyledim, eğer mevkiileri bozmadan kura çekerek kadro kursak bu maçı yine de kazanacağız. çünkü beşiktaş'tan kat be kat iyi bir kadromuz var.

    dilimde tüy bitti, torreira-lemina üst üste biniyor, oyunu akıtma pratikleri yok. 3.bölgeye direk oynama ritimleri zayıf. 2 tane böyle adam bizi el freni yarı çekik oynatıyor. yakışmıyor.

    bu maçtan bir örnekle pekiştirmek gerekirse bir pozisyonda lemina sara'lık yaptı ve golü bulduk. dribling, sane'yi half spacete topla buluşturduk, içeri koşu atıp stoperleri maniple etti ve osimhen bomboş...

    ayrıca bu 2 tane 6 numaralı sistem sara'yı da çok averaj bir topçuya dönüştürüyor. sara 8 numara oynasaydı bu beşiktaş'ı rakip sahaya kapatırdık, topu bize verdiğine pişman ederdik diye düşünüyorum. en az 2 gol ilk yarından atıp beşiktaş tribününün 4'de 1'ini stattan ayırırdık. ancak 10 numarada adam dar alanlarda yok oluyor, yazık oluyor, çıkarken mini bir tepkisi vardı bence o da bunun farkında.

    sane'yi de oyuna küstüren yine bu inat. al ver yapacak adam azalıyor orta sahada, birebir yakalayabileceği pozisyonlar azalıyor. half space denen alanlarda topla buluşmayan sane mızıkçı bir çocuğa dönüşüyor ve 10 senedir böyle bu durum. şaşıracak bir şey yok. hoca zayıf kaldı ve değiştiremedi. adam solda kenarda city'de kariyer sezonu geçirirken bile mızıtıyordu.

    barış inanılmaz oynuyor, bu adamın karşısına alıp katlamadığı bek yok ama bugün hem beki hem zaghadou denen adamı aynı anda katladı. net penaltısı verilmedi. ancak bu adamı çok daha efektif kullanabilmek yine aralarda pas alabilen 2 oyuncuyla olabilir ancak. bunun için formül yine aynı: 6 - 8.

    8 numarada sara oynamalı. o yoksa ilkay ya da nhaga olmalı. çok net bir görüntü bu. bunu söylemekten yılmayacağım. sara, yunus ya da lang'tan aynı anda 2'si sahada olsa, aralarda topu alsalar, döndüklerinde önünde koşu atan ya da birebir kalabilecek barış, osimhen, sane görse beşiktaş sahasında çıkamaz. savunmalar geri itilir.

    osimhen çok ayıp etti, bence kırmızısı atlandı. hakem vermedi diye buradan ders çıkarmamak olmaz. ilk kez ciddi anlamda kızgınım kendisine.

    bu maçta lemina-torreira sibobunu anlayamıyorum zira hoca kendisi şunu söyledi, rakip topu bize verecekti. beşiktaş'ı zayıf kadro yakalamışsın, o zaman topla daha mahir halinle olmalısın. evet gol yememek de önemli. evet şampiyonluğa gidiyoruz ama kusura bakmayın bu korkaklıkla bizim işimiz rakibin hata yapmasına kalıyor. bence sergen yalçın hakemle uğraşacağına rashica'yı atsa oyuna belki maçı en iyi ihtimalle berabere biteceğini sanıyorum. o nedenle eleştiriyorum. hıncal uluç'luk yapmıyorum yani. göz göre göre rakibin hatasına bırakıyoruz akıbetimizi, bu güçlü kadroya yakışmıyor.

    son olarak liverpool maçı. umarım o gün yine torreira-lemina görmeyiz. rakip kaleye tehdit azaldığı sürece liverpool bizi kalemize iter oyun olarak, ecel terli bir maç görürüz. gideceğimiz yere kadar gitmişken korkmadan 3.5-4 yıldır oturan oyunumuzu oynamalıyız. zira yoksa bizi kaleye gömebilirler ve yine anlık bir hata bekleriz tırnaklarımızı yiyerek. lakin yorgun galatasaray o hatayı yakalayamayabilir. liverpool çok konsantre gelecektir, dişine kan değdirmemek lazım.

    ben bu kadrodan genel olarak çok daha kendini bilen ve "akışkan" bir oyun bekliyorum.
  • 915
    ilk yarıda sane'ye kırmızı kart çıkarılsaydı(bu sezon aynı pozisyonların hiçbirine kırmızı verilmedi),
    sallai'nin yaptığı faullerin hepsine sarı kart verilip, ikinci sarıdan atılsaydı(sert hareketi yok),
    osimhen'in düdükten sonra topa vurmasına ikinci sarı verilseydi(pozisyon faul değildi),
    uğurcan kurtarışlar yapmasaydı,
    stoperlerimiz defans yapmasaydı,
    beşiktaş'ın çektiği şutlar gol olsaydı.
    .
    .
    bjk kazanırdı.

    ben demiyorum bjk teknik direktörü, yöneticisi ve türk spor basını söylüyor!*
    bunun bile algısını bir güzel yedirebiliyorlar. yesinler umurumda değil.

    kanırta kanırta yendik!
  • 916
    kırmızı gördüğümüz 62. dakikadan sonraki süre benim için abartısız koca 1 yıl gibi geldi. ilk yarısında iyi ve istekli oynayıp skor üstünlüğünü de yakaladığımız ve hata şansımızın olmadığı bu maçta 10 kişi kalmamız kabul edilebilecek bir hata değil. her ne kadar sane'nin orada kasti bir hareketi olmasa ve pozisyonun doğası gereği o müdahalede bulunmuş olsa da çok daha dikkatli olmalıydık.

    aslında 2. yarının başı zaten belli etmişti görüntüyü. beşiktaş orta sahayı yürüyerek geçmeye başlayıp hem olaitan, hem güney koreli forveti, hem de cerny ile defalarca pozisyona girmişti. o bölümde hiç beklemeden bir tedbir almamız gerekiyordu ama bunu yapana kadar sane'nin kırmızısı geldi.

    sonraki bölümde ise maç uğurcan + galatasaray savunması ile beşiktaş arasında geçti. osimhen'in ekmeğini taştan çıkarırcasına gayreti ile girdiğimiz pozisyonlarda da atıp da maçı bitirme şansını yakalayamayınca kalan dakikaları saniye saniye saymak zorunda kaldık.

    bunca süre dayanıp tıpkı ligin ilk yarısındaki kadıköy deplasmanında* olduğu gibi uzatmada gol yeseydik, bırakın şampiyonluk yolunda 2 puan bırakmış olmayı, yaşayacağımız mental çöküşü tahmin bile edemiyorum.

    şu an ise müthiş formda olan rakibin sahasından, tertemiz bir galibiyetle ayrılıyor ve önümüze bakmaya devam ediyoruz.

    belki puan kaybederiz hayali ve beklentisi ile bu maçı bekleyen fenerbahçeliler'e ve tff yönetimine de tekrardan geçmiş olsun.

    özel not:
    aslanım uğurcan, sen gerçek bir şampiyonsun.
    eline emeğine sağlık.
    10 kişi kaldıktan sonra stratejiyi iyi kuran okan hoca'ya, ekibine ve son düdüğe kadar üstün mücadele gösteren bütün takıma helal olsun.
  • 918
    maçın başında murillo sarı kart görmedi. aynı murillo tehlikeli atakta barış’ı düşürüp sarı kart gördü. ilk sarı verilse ya kırmızı görecekti ya da barış ceza sahasına girecekti.

    osimhen topa dokunduktan sonra ersin’in baldırına bastı. faul oldu ve sarı kart gördü. udokhai de topa vurduktan sonra barış’ın bileğine bastı. osimhen’in ki faulse barış’ın pozisyonu da penaltı.

    orkun barış yerde yatarken 40 metre koştu geldi şiddetli itiraz etti. hakem uyardı. sarı vermedi. abdülkerim’e ise ilk itirazında tak diye kart çıkardı. abdülkerim sonraki maçta cezalı duruma düştü.

    clattenburg sane’nin pozisyonuna sarı diyor. zaten benzer pozisyonda orkun da sarı kart görmüş. skriniar’a faul bile verilmedi malum. ikinci sarıdan atılması gerekirken olmaması gereken bir var uyarısıyla direkt kırmızı kart gördü. 1 maç ceza yiyecekken iki maç ceza yiyecek.

    agbadou ilk yarının sonunda osimhen’in ayağına bastı. faul bile verilmedi. sarı kartı es geçildi.

    osimhen’in karşı karşıya kaldığı pozisyonda faul yok gözüküyordu. beni doğru açıyı veremediği için göremedik. devamında ise kaleye vuruş var. tepki amaçlı vuruş yoksa sarı kart verilmez. ama orkun oyun durduktan sonra tepki amaçlı topu dışarı vurdu. tabiki 2. sarısı verilmedi.

    maçın sonlarına doğru singo hava topumda mustafa’nın üstüne çıktı. frikik ve sarı kart verildi. hemen ardından aynı hareketi agbadou ceza sahasında eren’e yaptı. biri sarıysa diğeri de sarı. tabiki verilmedi.

    benim hatırladığım bunlar. beşiktaş’ın lehine olup verilmeyen sadece sane’nin 2. sarısı var, o da direkt kırmızıyla bizim aleyhimize döndü. biz ise sonraki maçları etkileyecek zararlar gördük. ama maç galatasaray lehine yönetilmiş gibi konuşuluyor.
  • 919
    tinercilere 10 kişiyle 1-0 koyup kritik virajı döndüğümüz maç. taylan ve halil üzerinden yaptıkları kahpe algı, adalı'nın düşük iqsuna rağmen yaptığı açıklamalar, 10 kişi kalmamızda haklı olsa da hakemin maçtaki rezil yönetimi derken maç sonu mesaim anca bitti. twitter'dan girdim redditen çıktım, ekşiden sapladım facebookta inlettim * askerlik arkadaşımdan tut jk taraftarı akrabalarıma telefon ziyaretinde de bulundum şimdi keyifle kahvemi yudumlayıp eski açık'a, tinerci şişko htalks'a falan bakacağım *

    (bkz: şen ola cimbom şen ola)
    (bkz: fenerin köpeği ibne beşiktaş)
  • 920
    bu kadar kudurmalarının nedeni bu maça istisnasız puan kaybı yazmalarıydı. galatasaray'ın kazanması hepsini küp gibi yaptı. o yüzden ağızlarından salya aka aka uzun bir süre bu maç üzerinden algı yapacaklar. fenerbahçe yine bu mağduriyetten avanta alacak. galatasaray'a konya maçında ki gibi hakem hatası yapılmasının önü açılacak.
    üç puandan fazlasını aldık bu maçta ancak sezonun geri kalanında çok daha fazla masada olmak lazım, hırsıza hırsız olduğunu sürekli hatırlatmak lazım. yoksa bu maç üzerinden galatasaray üzerine oyunlar oynananmaya devam edecek. tüm galatasaray camiası uyanık olsun.
  • 922
    altmışıncı dakikadan sonra on kişi savunma yaparken hiç de başarılı olmadığımız maç. defalarca toplara vurma şansı verdik, basit ortalar açtırdık, kornerler verdik, defalarca şut çektirdik. nedense böyle skoru korumamız gereken, gömüldüğümüz dakikalarda hep böyle oluyor. savunma yapmamız hiçbir işe yaramıyor.

    uğurcan çok iyi oynadı ve bir iki pozisyonda da beşiktaşlılar kaleyi bile bulamadı. ikinci yarı tam 21 şut çekmişler. çok sayıda şut ceza sahası içinden. akıl alır gibi değil. on kişi de olsak hiçbir rakibe 45 dakikada 21 şut çektiremeyiz. biraz daha yetenekli olan takım 21 şut çektiğinde kalene 4 tane gol atar.
  • 923
    sonucuyla, oyunla kesinlikle tatmin etmeyen maç. şu maçı soluk aldırmadan 4-5 atıp bitireceksin ki ne bunların insan içine çıkmaya, hakem diye atıp tutmaya yüzü olsun ne de fenerin lig için umudu kalsın. biz de gelecek yıl şampiyonlar ligi için eksikleri nasıl kapatırız diye düşünmeye başlayalım yavaştan.

    yok illa şu aşırı şerefli takıma karşı kabız deplasman oyunumuzu oynayacağız, iki pası peşpeşe yapamayacağız, sane’yi kırmızı görene kadar izleyeceğiz, 60 olmadan oyuncu değiştirmeyeceğiz.
  • 924
    trio programını izledim bu maç pozisyonları için. herkes bizim gördüğümüz ve görmediğimiz kırmızıyı konuşuyor ama bjk'de görülmesi gereken tonla kart gösterilmemiş.
    murillo ikinci sarı kartla atılmalıydı. hele orkun maçın ilk dakikalarında itibaren sürekli hakemin tepesine çıkmış. bu şekil en az 4 sarı kartı es geçilmiş. daha hafif itirazlar için bizde abdülkerim ve bjk'de olaitan sarı kart gördü. hele ki orkun'un hakeme bir teması var ki o harekete eskiden çok kırmızı kart çıktı. ben maçta kaçırmışım. baya baya hakemi arkasından kolundan tutup kendine çekmiş. doğruca kırmızı olmalıydı. sarı bile görmedi orada.

    hakem herkese kötüydü. standardı rezaletti. orkun da daha ilk 20.dk'da atılmalıydı mesela.

    kısacası bjk'de en az 2 oyuncu kırmızı görmeliydi. diğer sarılar verilse belki daha fazla bile olurdu.
  • 925
    sane’nin kırmızı kart inceleme süresi yaklaşık 1 dakika. 90. dakikaya kadar değişiklikler nedeniyle 3 kez duran oyun. birkaç sakatlık. verilen uzatma 9 dakika. uzatmalarda bir kez daha değişiklik. maçın bitiş dakikası 101 küsür. ve hala hakem diye ağlayan kuş ordusu. aynı maçı fenerbahçe oynasa ve rakibi karşısında son dakikalara 1-0 önde girse maçın 95:01’de biteceğini hepimiz biliyoruz dimi, kuşlar?
App Store'dan indirin Google Play'den alın