• 376
    çok çok zor olmasına rağmen kazandığımız maç. 8 kişi savunma yapan bir takıma ve inanılmaz kötü niyetli bir hakeme rağmen alınan çok kıymetli bir 3 puan. değişiklikler berbattı ama değişiklik yapana kadar çok iyi oynayıp sonra da skoru aldık, önemli olan 3 puan diye bakıyorum ben ilk 5 hafta. sonrasına sonra bakacağız. verilmeyen golümüz ve penaltımız da unutulmasın. bu maçı çok daha erken çözüp rahat bitirebilirdik, hakem izin vermedi. bu kez onu da yendik hem de çok önemli bir maçta. şimdi sırada randers maçı var.

    (bkz: kaldı 38)
  • 379
    arada bir kontra atak mı çalışsak ne? o kadar acemice harcıyoruz ki pozisyonları gülmemek elde değil.

    bu maç da gösterdi ki orta sahamız mücadele ediyor olabilir ama beli dönmeyen tahta oyunculardan oluşunca ciddi sıkıntılar çekiyoruz. rakip oyuncular orta saha oyuncularımıza arkası dönük pas gelince rahatça gelip topu alıyorlar. hatayspor buna çok çalışmış belliydi.

    bu maçın adamı bence sacha boey'di. umarım ilerleyen zamanlarda bozmaz kendisini. victor nelsson ise basit oynuyor. son zamanlarda hasret kaldığımız şekilde*. ilk maç için olumlu düşünüyorum kendisi için. marcao ile güzel sağ-sol stoper tandemi olurlardı gibi ama marcao sağolsun içine etti her şeyin.

    hüseyin göçek ise son zamanlarda etmediğim kadar küfür ettirdi sağolsun tüm stresimi boşalttım içimden. bu kadar kötü bir yönetim çok ender olur. hatayspor ceza alanı içerisinde bize yapmadıkları kalmadı hakem ses etmedi. onu geçtim kendi kendierine havada çarpıştı rakip hakem hemen faul çaldı golden de olduk.

    her şeye rağmen 3 puan çok değerli bu maçta. yine de söylemek isterim ki hatayspor'un geçen sezonki halinden eser yok.
  • 380
    takımın artan mücadele gücünün hoşuma gittiği maç.

    bana kalırsa bu takım şampiyon olamaz, ya da göt zoruyla olursa olur. ama iki haftadır oynanan oyun en azından bana keyif veriyor. takım nefesten kesilmiyor. diri kalıyoruz emre akbaba hariç. en son beni sinirden bu denli kudurtan adam yasin öztekin olmuştu veremediği paslarla. şimdi ise ayakta duramamasıyla emre akbaba. ya kardeşim en azından ara pasına koşabil be. ne diyeyim bilemiyorum.

    bugün galibiyet net bizim hakkımızdı onu da aldık, maçın başında orta saha presiyle boğulup golü yesek de sonradan ritmi bulduk. bu presten çıkmayı daha iyi yapabilirsek bu takım daha tehlikeli bir takım olacaktır.
  • 381
    güzel bir 3 puan aldık ama bu takıma daha çok gol atmalıydık. defansları sos veriyordu, bir türlü değerlendiremedik.

    birkaç maçlık gözlemlerim; orta alanımız pres altında top çıkaramaz gibi duruyor. berkan kutlu da taylan antalyalı da sırtları dönük top almayı, ne bileyim çevre kontrolünü vs. pek beceremiyorlar. bu sorunu nasıl çözeceğiz bilmiyorum çünkü bu ikili sürekli oynayacak gibi duruyor. yabancı sınırı nedeniyle 3 türk oyuncu şart; haliyle muhammed kerem aktürkoğlu'na bu ikili eşlik edecek muhtemelen. belki iki stoperin de pasör olduğu bir düzende iki stoper + 2 orta alan oyuncusunun alan değiştirerek boş adamı bulup onun oyun kurması yöntemi denenebilir.
  • 383
    fatih hocanın değişikliklerine rağmen kazanılan maç. babel, emre gibi 2 forvet karakterli oyuncuyu oyuna aldı üstüne mohamed girdi. sahada 4 forvetle oynuyorduk. hatay çok kalitesiz bir takım kimseyi yanıltmasın geçen sene ile uzaktan yakından alakası yok. oyun olarak belirli bölümlerde iyi oynadık. fatih hoca gol gelmeyince 3 değişiklik birden yapma işine bir son versin. 5 forvet olunca gol atma şansın artmıyor. mümkünse babel'i sahada görmek istemiyorum ben artık. laubali tavırları çok gözüme batıyor, ayağına top gelince illa 10 saniye tutacak.

    bu takımda harika bir genç nüve var. hatta eklenenler olacak. taylan berkan top almaktan çekiniyorlar. bir tane 6 numara bir tane sağ kanat şart bu takıma tekrar söylüyorum. çok daha iyi olabiliriz o ışık var.

    20 tane duran top kullandık 1 tane gol çıkardık. bu duran toplara çalışmamız gerekiyor. cicaldau gayet iyi kullanıyor bence. ceza sahasına top getirip kaleyi bulamama sıkıntımız da var. daha iyi olacağız umarım.
  • 384
    bu galibiyetin güzel olan tarafları;
    - geçen sene son haftalarda anca yapabildiğimiz comeback olayını daha 2. hafta yapmış olmak.
    - takımın oyunu sezon başından beri ilk kez umut verdi. 70. dakikaya kadar tabii.
    - sezon başında stadımızda hala oynayamıyorken gereksiz bir puan kaybından kurtulduk.

    kötü tarafları;
    - maçı kazanmamıza rağmen değişiklikler rezaletti.
    - emre akbaba.
    - bu galibiyetin kötü tarafı yine bir yenilgide hayalet casper emre akbaba bir maça daha girip galatasaray'ı 10 kişi oynatacak.
    - emre akbaba.
    - emre akbaba.
    - emre akbaba.
    - emre akbaba.
    - emre akbaba.
    - ....
  • 386
    koyduk.

    bu hakem performansına bunu yazmak gerekirdi. gereğini yaptım, naçizane.

    maç hakkında konuşacak olursam aslında diğer maçlarımıza nazaran daha iyi bir galatasaray vardı. özellikle yapılan oyuncu değişiklikleriyle oyunu vermemize kadar... gerçi aynı değişiklikler -ömer bayram- maçı getirdi de denebilir. maçı getirdi, oyunu verdi diyelim o halde.

    biraz afaki, spekülatif olacak ama ben oyun olarak daha iyi görünmemizin nedenini erken yediğimiz gole bağlıyorum. yoksa yine lay lay lom, ağır usul bir oyun oynayacakmışız gibi bir şeyim vardı, izlenimim. evet, o 1,5 dakikada alabildim onu! şaka bir yana özellikle sprinti bol bir maçtı. en azından diğer maçlarımıza oranla. o alışkın olduğumuz ilk yarının çoğunu harcama durumumuz yoktu, çünkü dediğim gibi maça yenik başlamıştık. bir şekilde gol bulmak gerekti. tempo arttı. tabii ki dahası gerekir. ama elimizde bu var, şimdilik.

    oyuncu değişiklikleri konusunda kimin girip girmediği umurumda değil açıkçası. teknik direktör okumasıdır. saygı duyarım. tabii en azından görece erken oyuncu değişikliğine gittik. oyunu bu kadar veren bir oyuncular değişikliğini sorgulamak gerekir.

    kendimce bir okuma yaptığımda, soso'nun çıkmamasını o sihir anı için geciktirdik gibi. soso ve onun gibi oyuncularda o vardır. çıkarmak ile çıkarmamak arasında kalabilirsiniz. onu anlayabiliyorum. berkan'ın çıkması biraz sürpriz oldu ki yerine giren emre akbaba fecaat halde. belki bir emre kılınç hamlesi daha makul olabilirdi. şükür arda turan girmedi diye bakıyorum ben olaya.

    optimistim, pesimistliğimden arta kalan zamanlarda.

    fakat babel konusu var.

    bildiğiniz gibi 4-4-2 furyasının son demlerine kadar takımlar kanat oyuncularını baskın ayaklarının tarafında kullanırdı. 4-4-2 efsanesi olan sir alex ferguson bunun manu ile en bariz örneklerinden birini sunardı. neyse. bir keresinde ryan giggs'i istemeden de olsa ters ayaklı kanada koyar ve maç sonunda "hayatımda gördüğüm en kötü giggs'ti" der.

    daha sonra half-space denen zımbırtının keşfiyle takımlar, kanatları ters ayaklı oldukları kenarlarda kullanmaya başladılar çoğunlukla. yine bu zamanlarda tuchel, kanat oyuncularının rahat hissettikleri çizgiye basarak oynamalarını istemiyordu. çünkü ters ayaklı kanattan/forvetten beklentileriniz farklıdır. çizgiyi değil half-space'i kullanmalarını istersiniz onların. bu yüzden antrenman sahasını yeniden dizayn edip "artık bu yeni normaliniz" demiştir. tuchel altıgeni dediğimiz bir yeni normal çıkar karşımıza böylelikle. aha da böyle:

    https://gss.gs/sHl.png

    yani anlayacağınız babel'i, hiç faydalanamadığımız çizgi kenarında oynatmaktan vazgeçmek gerek. eğer gerçekten ondan fayda sağlamak istiyorsak. babel'in daha tehlikeli olabileceği -şutla-pasla-duvarla- ceza sahası çaprazına belki oynatmak gerekir. aslında onun forvet özelliklerinden daha çok yararlanabileceğimiz yerden bahsediyorum. ters ayakla çizgiye basarak oynaması bize hiçbir şey katmıyor keza.

    babel'in bizdeki maçlarına bakın. hemen her zaman çizgiye basmak ister. basar da... onu bu alışkanlığından uzaklaştırmak gerek. dediğim gibi, eğer gerçekten performans almak istiyorsak... istiyoruzdur da, böyle olmuyor. onu demek istiyorum.

    son olarak boey diyorum.

    yok yok... son olarak bu nasıl hakem paketi, kam! demek istiyorum.

    ja.
  • 387
    takımın düşük skor potansiyeline rağmen duran top golüyle kazandığımız maç oldu.

    ayrıca böylelikle 2020-2021 sezonunun genelinde çektiğimiz geriye düştüğümüz maçı çevirememe sorunumuzu da bu sezona taşımamış olduk. geriye düştüğümüz maçı, iyi ve etkili oynayamamamıza rağmen kazanmayı bildik.

    lakin bu alınan 3 puan, bazı şeyleri söylemekten de vazgeçirmemeli bizi:

    * mesela hatay'ın yarı sahasında oynanan 2. yarıya rağmen golü bulana kadar "ah be bu da nasıl kaçar!" diyebileceğimiz türden pozisyonumuz yoktu. takımın hücum ve skor gücü o kadar az ki görünürde topa sahip olmamıza rağmen, rakibi boğmayı, kalesini abluka altına almayı başaramıyoruz. sahada kerem dışında adam eksilten oyuncumuz yoktu.

    * kornerlerde 17-1 önde olmamıza rağmen maalesef hiçbiri tehlike yaratmadı hatay kalesinde. ben adım gibi eminim ki sabaha kadar 50 tane korner de kullansak bırakın gol atmayı, bizim oyuncumuzun kafayı vurup kaleye gönderebildiği pozisyon sayılı olur. bu teknik ekibin mutlaka görüp analiz edip üzerine düşmesi gereken bir konu. cicaldau ve van aanholt'un kullandığı kornerlerin hepsi de doğru ve istenen yereydi fakat hiçbirisinde de gol yapamadık.

    * fatih terim'in 70'te yaptığı değişiklikler takımı bana göre iyice düşürdü ve o dakikadan sonra babel ve ömer bayram'ın çizgide yaptıkları/yapamadıklarına ve doldur-boşalt ortalara bıraktık gol bulma şansımızı. üzerine bir de kerem'i çıkartınca golden ümidimi kesmiştim. nitekim duran top olmasa, 17 korner kullanıp 14 şut attığımız maçı 1-1 bitirecektik.

    * her ne kadar asisti ömer bayram yapmış olsa da golden öncesinde kısa düşen ortaları ciddi manada üzdü. ömer, nasıl olsa artık rotasyon oyuncusuyum deyip kendini mi bıraktı, bilemiyorum. lakin bu hali galatasaray seviyesinde değil asla.

    * emre akbaba'yı sahada gördüğüm her dakika gerçekten irkiliyorum. keşke kendisini kupa maçları dışında sahada görmesek.

    sonuç olarak kronikleşen sıkıntılı futbolumuzu oynayıp bir şekilde kazandığımız maç oldu. takımın birkaç haftaya oyun ve kimlik olarak oturması en büyük temennim. yoksa bu şekilde geçmez bütün sezon.
  • 388
    hakeme rağmen kazandığımız karşılaşma.

    maç devam ederken çok zor tuttum kendimi.

    maça saçma sapan bir sarı kart ile başladı hakem. daha sonrasında berkan güzel çıkartmadı. rakibin 2. sarı karttan atılması gereken oyuncusu unutuldu ki ikinci yarının hemen başında oyundan alındı. berkan'a atılan tekme görülmedi. adam resmen 'hop hemşerim nereye' çekti nelsson'a penaltı yine vermedi. rakip kendi oyuncusuyla çarpıştı faul verdi. gol olacaktı olmadı.

    şu yazdıklarım olsa maç 2-1 değil de 4-1 vs. bitebilirdi. oyuncu değişikliklerine kadar iyi oynadık yine de. daha oturmamış takımız neden bunu kabul etmekte zorlanıyoruz anlayamıyorum. dakika 10 fatih terim başlığından yazılar var. bir sakin yahu.

    net eksilerimiz ise çok ortada.

    1-> göbeğe ve oyun kuran stopere baskı yediğimiz zaman dut yemiş bülbüle dönüyoruz.

    2-> 20'ye yakın duran top kullandık hiç etkili olamadık.

    biraz sabır edip destek olmaktansa sürekli eleştirmek kimseye bir fayda sağlamıyor.

    kötü taraflarımızı elbette yazacağız.
  • 392
    ilk maçlar arasında en iyi oynadığımız 60 dakikaydı. herkes duran toplar çok kötü yazmış ama en azından kesilen yerler çok iyiydi bana göre.
    ikincisi önde prese çalışmaya başladılar bence zaman zaman esintiler gördük.
    üçüncüsü ise oyun kurarken sanki bekler biraz daha geride konumlanmıştı sanki ama tam emin değilim ortalama pozisyonları verecek arkadaşlar vardır aramızda.
    oyun açısından umutlanmamızı sağlamış maçtır. geri dönüşleri özlemişiz.
    yolun sonu şampiyonluk olsun
  • 393
    orta hakem hüseyin göçek ve var hakemi ali şansalan'a rağmen galip geldiğimiz maçtır. oyun biz galatasaray taraftarını memnun etmese de oynanan oyunları canlı canlı izliyoruz. victor nelsson'a yapılan hareket luyindama tarafından hataylı bir futbolcuya yapılsaydı luyindama 2. sarıdan atılır penaltı verilirdi. göstere göstere emeğimizle hakkımızla oynuyorlar puan kaybedelim diye emek veriyorlar.bu takımı destekleyip galip gelmek için uğraşmaktan başka bi çaremiz yok. ya biz yenileceğiz ya da bu kirli düzeni dağıtıp temiz futbolu inşaa edeceğiz.
  • 394
    bir golümüzün ve bir penaltımızın verilmediği, rezalet bir hakem performansına tanıklık edilen kara leke bir maç. gözlerime inanamadım ilgili iki pozisyonda da. hakemlik taç atışını 30-40 cm ileri- geri düzeltmekten çok öte bir meslek. içinde art niyet yoksa tabi.

    maça gelirsek, inanılmaz kötü bir takımla oynadığımızı belirtmek istiyorum. ancak biz müsade edersek gol atabilecek bir takım daha bize gol attı. bu iş artık bir galatasaray geleneği olarak akıllara kazındı sanırım son birkaç yılda.

    bu maç özelinde, ömer erdoğan’a galatasaray’dan bir oyuncuyu oyundan çıkarma hakkın var, kimi seçersin diye sorsak, tereddütsüz kendi oyuncularına oynadığı süre boyunca adeta dayak atan berkan’ı seçerdi. çok enteresan. bu orta sahayı boşaltıp hücumcu çoğaltarak maç çevirmeye çalışmanın nasıl rezalet birşey olduğunu zaten değişikliklerden sonra gerçekleşen hatayspor ataklarında yüreğimiz ağzımızda tecrübe ettik bir kez daha.

    hocam, bugün çok formsuzdun. buna altılı ganyan bayilerinde yüksek sesle ‘giden atı durdurmak’ derler.
  • 398
    golu yedikten sonra ilk golü bulana kadar gayet iyi oynadığımız maç. berkanın kale dibinde pas vermesi falan , o aralar çok iyiydik ve maçı çevireceğimizi anladım. galatasaray'ın maçı çevirip çeviremeyeceği ilk yarıda belli oluyor genelde. tutuksa tüm maç öyle gidiyor. iyiyse gol gelmese bile döneceğini anlıyorsun. bjk maçını izlemedim, iyi oynamadı dediler. fener maçını izledim. kesinlikle bizden daha iyi değillerdi. trabzon için iyi diyorlar. daha ligin ilk haftaları, çok değişir. bjk şampiyonlar ligi temposuna girince kaldıramayabilir. bunu bekliyorum.

    biz ayrıntılarda eksiğiz. fener duran toptan her an gol atacak gibi dururken bizde o heyecanı vermiyor. ömer bayram ile en tehlikeli hali oluyor. savunmada basit hatalarla komik goller yiyoruz. ligin en az gol yiyen takımına yakışmıyor. son pasları yapamıyoruz, kilit açan oyuncumuz yok, biraz kerem. morutan bu sorunu çözer umarım. ama 1 orta saha daha şart. bizdeki rotasyon yeterli gözükmüyor, daha yaratıcı bir adam lazım.
  • 399
    dün yün yapmam gerekn bir $ey yaptim ve 1. dakikada golü yeyince kalayi basip cep telefonunu bir kenara koydum (maçlari genelde cepten izlerim). uzun süre bakmadim. içimde hep bir ümit vardi ama. koskoca gassaray, bi zahmet aliversinler diyodum kendi kendime. nitekim 1-1 olunca tekrar açtim ve 2. yarinin büyük bir bölümünü izledim. izledigim bölümlerde iyi oynadik diyebilirim. hatay 1-1'in üzerine yatmaya çali$ti ve kontralarla pozisyon bulma gayretindeydi. hatta mame diouf ile 1 de iyi bir pozisyon yakaladilar.

    luyindama'nin ki$isel gayreti ile galip geldik ancak galatasaray bu kadar ucuz goller yememeli. verilere göre kalesinde ilk 2 hafta itibari ile en az gol pozisyonu veren takimmi$iz ama bana hiç öyle gelmiyor. sürekli diken üstündeyim, sanki her an gol yiyecekmi$iz gibi. aksine hücumda ise gayet tehlikeliyiz. kerem çok hareketli. diagne hakan $ükür gibi oynuyor, bekler iyi çali$iyor, orta sahalar ofansif oyuna dahil oluyorlar. yani olumlu i$ler yapiyoruz ama rakip hatay degil de daha organize bir ekip olsa, dün buradan 3 puan ile ayrilamazdik gibime geliyor. sanki hep bir $eyler eksik. orta sahadaki top kayiplari, geriden oyun kuramamamiz, bloklar arasi baglantilarin tam i$lememesi. umarim bu sorunlari 8-10 hafa içinde çok fazla kayip vermeden çözeriz.
  • 400
    bazı maçlar vardır hani, şampiyonluk habercisi ya da şampiyonluk getirendir.

    takım öyle bir reaksiyon verir ki sahada o anda deriz "bu takım olmuş, şampiyon olur" diye.
    her ne kadar 1-0'dan 2-1 bizim için şampiyonluk habercisi bir skor gibi olsa da (konya maçı, başakşehir maçı tam tarihleri aklımda değil ama söylediğimde canlanır aklınızda hangileri olduğu) bu maç kanaatimce o maç değildi.

    çünkü takımın oyunu halen şampiyonluk oyunu değil maalesef. belki bir ara, ilk yarı golden sonra kurulan baskı ile ikinci yarı oyuncu değişikliklerine kadar olan oyun diyebilirim, ama yok. takım ne kadar iyi görünürse görünsün aslında tam o beklediğimiz oyun sahada olmuyor.

    ama maç yazısında, bu maçı konuşmak gerek şampiyonluk oyunu / maçı değil. o maçlar gelecektir elbet, oyun da umarım ki.

    öncelikle ömer erdoğan'ı ilk 3-4 dakika için tebrik ederim. maç başını çok iyi analiz etmiş, victor nelsson'un ilk maçı olmasını da hesaba katarak güzel bir plan kurgulamış.
    nedir bu plan? önde pres.
    artık bizim 2 maçımızı izleyen tüm dünyanın bildiği gibi biz önde pres yapan takımlara karşı topu çıkarmakta zorlanıyoruz, top kayıpları ile rakip pozisyon bulabiliyor. ömer erdoğan da buna çalışmış ve özellikle taylan topu arkası dönük aldığında taylan'a, nelsson topa ilk dokunduğunda alan kapatma ile doğru pres yaptı, nitekim golü de buldu.
    golü bulduktan sonrası için tebrik edemiyorum maalesef. çünkü klasik anadolu futboluna (kapanma / yatma) döndü. bu oyundan ne kadar nefret ettiğimi anlatamam bile çünkü bu bir oyun da değil aslında. neyse, geçelim.

    biz ise iyi başlamadık doğal olarak bu pres rakip tercihi ile azalana kadar. sonrasında daha rahat bir oyun ortaya koyduk. rahattan kastım top bizde ve rakip çok pres yapmıyor. sert faul vs. var ama pres dağıldı, en azından pas yapacak alan bulabilmeye başladık.

    isim isim gidersem eğer yine:

    muslera - golde hata yazmam, genel olarak da bu maç hata diyebileceğim bir pozisyonu olmadı. özellikle mame diouf'un kafasını iyi çıkardı.

    boey - inanılmaz dinamik. çok hareketli. geri dönüşte de ileri çıkışta da harika. savunması aksar gibi görünmüşse size önünde savunma yardımı olmayan feghouli ile oynadığındandır. olimpiu vasile morutan gelince daha iyi bir ikili olacaklar bence.

    luyindama - ilk golde hatası var. orada nelsson top için yatıyor, sen neden yatarsın? rakip topu alınca içe doğru dönecek sen olduğu yeri kapatıyorsun. ama neyse ki maçın geri kalanındaki iyi oyununu golle süsleyerek hatasını çok iyi telafi etti.

    nelsson - sen nasıl 22 yaşındasın? nasıl böyle yıllanmış doğru stoper performansı verebiliyorsun? bir de paslar muazzam. alınma nedenini izlerken çok net anladım, marcao'ya partner olarak alınmış. ama luyindama ile de çok iyi bir ikili görüntüsü verdi ilk maçı olmasına rağmen.

    van aanholt - çok iyi değildi, ama çok kötü de değildi. özellikle bu adamı sol bekten ta sağ açığa korner kullanmaya göndermemek lazım, kalıyor orada. evet etkili kullanıyor korneri ancak sağ tarafta bazen 10 dakika civarı kalıyor, boey onun yerini dolduruyor ve bu sefer yeri aksıyor.

    taylan - 1. golde kerem'e attığı pasa bittim. sonrasında da son derece olumlu paslar oynuyor. 10 numara adamı aldık, regista yaptık şimdi regista paslarını da atmaya başladı. helal olsun aslan kardeşim, çok iyisin çok nazar değmesin.

    berkan - ben bu kadar çalışkan çok az futbolcu gördüm sahada. hiç durmaz mı bir adam, durmuyor. her yere koşayım, yetişeyim derdinde. ancak bu sefer de maçın sonuna temposu kalmıyor, bu sıkıntı. temposunu biraz ayarlayıp 90'a yayarsa eğer çok daha faydalı olacaktır.

    feghouli - mutlaka yaşamışsınızdır söyleyeceğim şeyi, halı sahada sizden yetenek olarak bir kaç gömlek üstün oyunu falan iyi bilen eskiden 2. 3. ligde futbolcu olan bir abi vardır, gelir o yeteneği vardır bilirsin, gösterir de. ama futbolu bıraktıktan sonra sigaraya - alkole - yemeğe düşmüştür (feghouli için bunlar var demiyorum, yanlış anlaşılmasın örnek olarak verdiğim o futbolcu abiden bahsediyorum) ve temposu hiç yoktur, yürür sahada. feghouli bu maçta bire bir bu oyunu oynadı. bir kere tempolu bir koşu yapmaya çalıştı, gidemedi boey geçti gitti ona döndü topu hemen. abi olmuyor ya, gerçekten. üzmeyelim, yormayalım birbirimizi. yeni bir babel'e dönüşme gözümüzün önünde bir tane varken zaten.

    cicaldau - beğenmeyenler olmuş, hayretler içerisinde okudum. "yeni belhanda" falan demişler hatta. sadece şunu söyleyeyim (kaideyi taciz eden istisna da buna değinmiş twitter'da) cicaldau ilk golde taylan pası atarken taylan'ın yanında, kerem topu içeri çevirdiğinde oraya girip topu vuruyor, direkten dönmese "kilidi açan adam be" övgülerinin kendisine gitmesi abes olmazdı. bir de dün bir kaç pozisyonda oyun aklını, sonraki hamleleri düşünerek hareket ettiğini falan da gösterdi. zaman verildikçe, forma giydikçe daha iyi olacak eminim.

    kerem - gole kadar yok, golden sonra attığı falsolu güzel şuta kadar da yok. daha yüksek devamlılık sağlaması lazım, maç içerisinde daha fazla çabalamalı. sadece sol kanatta top beklemekle olmaz o iş, daha aktif oldukça daha iyi olacaktır.

    diagne - abi seni çözemiyorum. seviyorum, bu anlamda değil çözememem. mindset'ini anlayamıyorum. pres yapıp top alıyorsun, yıkmaya çalışıyorlar yıkılmayıp ceza sahasına giriyorsun, yıkılmıyorsun, topu çekiyorsun bir daha çekiyorsun sonra öyle saçma vuruyorsun ki topa ne kaleye ne oyuncuya öyle dışarı gidiyor :) enteresan adamsın mbaye, seviyoruz seni. devam.

    girenler:

    babel - twit atmış bugün "i'm going home" diye. twitter'da engellemişti beni ilk geldiği dönemde, keşke engellemeseydi de "go to your mother's home" yazsaydım da engelleseydi. hani bitse de gitsek de değil sözleşmesi, bitmeden gitsin istiyorum. yarın kulüp tesislerine eşya almaya bile giremesin istiyorum.

    akbaba - abi selçuk inan'ın 34 yaşında geldiği "sahada ayakta duramama" seviyesine sen 28 yaşında nasıl gelebildin ya? tamam, sakatlık amenna ama geçti abi kamp da geçirdin sen nedir bu hal? git abi kiraya mı gidiyorsun temelli mi gidiyorsun futbolu mu bırakırsın senden olmayacak bize.

    ömer bayram - neden sahaya atıldığını anlıyorum, orta kesiin. bu. ama duran top olmayınca kestiği ortalar bel boyunu aşmıyor ceza sahasında, duran toplarda da çoğunu rakip alıyor. tamam, bize geldiğinden beri en çok asist yapan oyuncu kabul ediyorum ancak bu ömer bayram'ın iyiliği mi bizim yetersizliğimiz mi bunu da değerlendirmek lazım bence.

    mami - abi evet sahada çok kötü görünüyor ancak hep diyorum üst üste 2-3 maç 11 başlasın ve 90 oynasın. eminim ki en az 1 tane yazacak ve eminim ki özgüveni yerine gelip geldiği günlere dönecek. bu çocuk büyük potansiyel, bizim değerlendirmemiz lazım.

    barış - kardeşim benim 87'de girdi yine de faydalı olmaya çalıştı. önümüzdeki dönemin en çok güvendiğim oyuncularından birisisin. çalışmaya devam.

    --

    şimdi değişikliklerin neden yapıldığına gelelim. yani hoca neden "oyun sıkışıyor" anlarında hemen babel - akbaba - ömer vs. ekibine dönüyor kulübede. nedeni çok basit.

    babel olur uzaktan bir şut atar belki diye giriyor.
    akbaba ceza sahası koşusu atmasa da oralarda dolanıyor önüne top falan düşünce vurup atıyor.
    ömer de orta kessin, duran top kullansın.

    bu kadar. hocanın başka bir planı olduğunu falan sanmıyorum.
    ama yanlış. atalay - yunus çok şey beklediğimiz oyunculardı hani, rize'ye gidip oynamaları önemliydi hocam? gitmiyorlar, oynasınlar işte. babel'in attığı şutu atamaz yunus ama 35'ten vurup dağa taşa atacağına başka bir opsiyonu düşünür onu yapar belki. ya da akbaba kadar kolay yıkılmaz ama belki bir pas yapar bir şut dener kilit açar atalay. görmedik hocam bu çocukları, göster ki geleceğimize bir ışık olsun.

    oyun olarak zaman zaman kopuk kopuk da olsa bir şeyler gördüm ama. yani randers maçından sonra güzel bir oyun gördüm biraz daha. oyuna puan verilmez ama 10 üzerinden puanlasam 6.5 derim. 8 olursa şampiyonluk oyunu olur.

    bakalım morutan ile ne değişecek, görelim. :)
App Store'dan indirin Google Play'den alın